7. Hukuk Dairesi 2024/2455 E. , 2025/768 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3360 E., 2024/509 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/354 E., 2023/26 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan r
**7. Hukuk Dairesi 2024/2455 E. , 2025/768 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3360 E., 2024/509 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/354 E., 2023/26 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tapuda İstanbul İli, ... İlçesi, 487 ada 3 parsel sayı numarası ile kayıtlı, "... Mahallesi, ... Sokak, No: ../.." adresinde kain 150 metrekare yüzölçümündeki yeri müvekkilinin dava dışı üçüncü kişiden 02.05.2013 tarihinde zilyetlik devir sözleşmesi ile satın aldığını, yaklaşık 50 yıldır zilyetliğinde bulunduğunu, üzerindeki yığma binanın müvekkili tarafından yıkıldığını iddia ederek 7394 sayılı Kanun gereğince davacıya satışı suretiyle davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, olmazsa olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; idari yargının görevli olduğunu, dava konusu yerin 21.10.2019 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından rezerv alan ilan edildiğini, kentsel dönüşüm projesinin yürütüldüğünü, hak sahipliği tespitinin yapıldığını, dava konusu yerdeki 238 adet yapıda 662 adet bağımsız bölüm tespit edildiğini, davacının hak sahibi olarak belirlenmediğini, 487 ada 3 parsel sayılı taşınmazda "... Mahallesi, ... Sokak, no:.../..." adresinin bulunmadığını, taşınmazın ifraz edildiğini, dava konusu taşınmaz Hazine mülkiyetinde olmadığından 7394 sayılı Kanunun uygulanamayacağını, TMK 713/1. maddenin şartlarının oluşmadığını belirterek davanın usul ve esastan reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "... yapılan keşifte dava konusu edilen ... İlçesi, 487 ada 3 parsel üzerinde bulunan ... Mahallesi, ... Sokak No:.../... adresinin verildiği, verilen adresin güncel olmadığı, ... Belediyesi tarafından ... Mahallesinde 5393 sayılı Belediye Kanununun 81. maddesi gereği bazı sokak isimlerinin değiştirildiği, ... Sokağının ... ... Sokak olarak değiştirildiği, ... Mahallesi, ... ... Sokak No:.../... adresinin ise tapuda ... Mahallesi 487 ada 7 numaralı parsele isabet ettiğinin yapılan keşifte bilirkişiler tarafından tespit edildiği, dava konusu taşınmazın ... Belediyesi adına kayıtlı olmadığı, dava edilen parsellerle dava dilekçesinde belirtilen adresin ilgisinin bulunmadığı, tapu kayıt malikinin ... olmadığı" gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar vermiştir. IV. İSTİNAF Hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1.Davacının taraf ehliyetinin bulunduğunu, 2.Tahkikat için davetiye gönderilmediğini, 3.Yokluğunda karar verildiğini, 4.Davanın ıslah edilmesinin engellendiğini belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, 7394 sayılı Kanun, olmazsa olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı zaman aşımı ve zilyetlik iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK ile usul hukukumuzda, İlk Derece yargılamasının beş temel aşamadan oluşması öngörülmüştür. Bunların sırası ile; dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesi, ön inceleme, tahkikat, sözlü yargılama ve hüküm aşaması olduğu açıktır. Bu aşamalar içinde yeni olan ise ön inceleme aşamasıdır. Yargılamanın gereksiz yere uzamasının engellenmesi; mahkemenin ve tarafların yargılamada gereken hazırlığı davanın başında yapmasının sağlanması bakımından, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile dilekçelerin verilmesinden sonra ve tahkikat aşamasından önce gelmek üzere "ön inceleme" adıyla yeni bir yargılama aşaması kabul edilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 137. maddesinde, ön incelemenin kapsamı, HMK’nın 138. maddesinde ön inceleme aşamasında dosya üzerinden dava şartları ve ilk itirazlar hakkında verilecek kararlar, HMK’nın 139. maddesinde, ön inceleme duruşmasına davet, HMK’nın 140. maddesinde ise yapılması zorunlu olan ön inceleme duruşması düzenlenmiştir. Buna göre, HMK'nın 140/1. maddesinde; “Hakim, ön inceleme duruşmasında, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verebilmek için gerekli görürse tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder." HMK’nın 140/3. maddesinde; “Ön inceleme duruşmasının sonunda, tarafların sulh faaliyetinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları taktirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür” düzenlemelerine yer verildiği de açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 150/1-2 maddesinde; "Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez" düzenlemesi bulunmaktadır. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili 15.11.2022 günlü ön inceleme duruşmasına mazeret bildirmiş, İlk Derece Mahkemesince mazereti reddedilmiş olmasına rağmen ve davalı vekilince davayı takip etme yönünde açıkça bir talebi bulunmadığı hâlde dosyanın işlemden kaldırılmamış olması doğru görülmemiştir. Kabule göre de 17.01.2023 tarihli karar duruşmasına davacı vekili mazeret bildirmesine rağmen bu mazeret hakkında Mahkemece olumlu veya olumsuz bir karar verilmeden nihai kararın verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenlerle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, Temyiz eden davacı vekilinin temyiz itirazlarının bozma nedenine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyoruz.