4. Ceza Dairesi 2021/25758 E. , 2024/4790 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/167 E., 2016/514 K. SUÇ : Hakaret HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan
**4. Ceza Dairesi 2021/25758 E. , 2024/4790 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/167 E., 2016/514 K. SUÇ : Hakaret HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Mahkeme kararı ile sanığa atılı suçun unsurları oluşmadığından müsnet suçtan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca sanığın beraatine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteğinin; sanığın atılı suçu işlediğine, Mahkemenin beraat gerekçesinin hatalı olduğuna, müvekkilinin dilekçe konusu davanın tarafı olmadığına, eylemin iddia ve savunma hakkı kapsamında değerlendirilmeyeceğine ve resen görülecek nedenlerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu anlaşılmıştır. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın eşi ile aralarında Bursa 4. Aile Mahkemesi'nin 2015/1151 Esas sayılı dava dosyasında boşanma davasının bulunduğu, sanığın avukatı aracılığıyla davaya cevaplarını sunma ve karşı boşanma davası açmasına ilişkin 05.01.2016 tarihli dilekçesinde kayınpederi olan katılan ...'ya yönelik olarak "...özellikle belirtmek gerekir ki, evlilik birliği devam eder iken vekil eden müşterek çocukları olan ...'nun davacı/karşı davalının babası olan dedesinin yanında yetişkinlere özel +18 yaş sınırı olan çocukların izlemesinin kesinlikle yasak olan içerikli filmleri izletirken yakalatmıştır. Bu durum davacı/karşı davalıya söylendiğinde ise üzerinde durulmamış, 'ne yapayım' tarzı cümlelerle geçiştirmiştir. ...'ın psikolojik gelişimi yönünden de sadece bu husus bile müşterek çocuğunun velayetinin vekile edene verilmesi için yeterli bir sebeptir." şeklinde sunulan dilekçe içeriğine göre sanık hakkında hakaret suçundan açılan davada, sözlerin 5237 sayılı Kanun'un 126 ncı maddesi kapsamında iddia ve savunma hakkı kapsamında kaldığı ayrıca hakaret içerir bir nitelikte de bulunmadığının anlaşılması nedeniyle beraat kararı verilmiştir. 2. Sanığın atılı suçu kabul etmediği anlaşılmıştır. 3. 05.01.2016 tarihli dilekçe dosyada mevcuttur. IV. GEREKÇE A. Katılan vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden Sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde, 5237 sayılı Kanun'un 128 inci maddesinde düzenlenen ve Anayasa'nın 36 ncı maddesiyle de güvence altına alınan iddia ve savunma dokunulmazlığı; şahısların yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde, serbestçe ve hiçbir endişenin etkisi altında kalmaksızın haklarını özgürce iddia edebilmeleri veya kendilerini savunabilmeleri imkanının sağlanmasını ifade eder. Eğer böyle bir hak olmazsa, iddia ve savunma serbestçe yapılamayacak ve söylenmesi gereken, cezai yaptırıma maruz kalma korkusuyla ifade edilemeyeceğinden, yapılan yargılama sonucunda hedeflenen, “gerçeğe ulaşma” ve “adaletin gerçekleşmesi” de söz konusu olamayacaktır. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere; iddia ve savunma hakkının kullanılması bağlamında, kişiler açısından somut isnat ifade eder nitelikte maddi vakıaların ortaya konulması ya da kişilerle ilgili olumsuz değerlendirmelerde bulunulması mümkündür. Bu somut isnatlar veya olumsuz değerlendirmeler, iddia ve savunma hakkının kullanılmasıyla ilişkilendirilememesi durumunda, hakaret ve hatta iftira suçunu oluşturur. İddia ve savunma kapsamında, kişilerle ilgili olarak bulunulan somut isnatların yapılan olumsuz değerlendirmelerin uyuşmazlıkla ilişkili olması lazımdır ancak, uyuşmazlığın çözümü açısından faydalı olması aranmamalıdır. Somut uyuşmazlıkla bağlantılı olmayan isnatlar gerçek olsa bile iddia ve savunma dokunulmazlığının varlığından bahsedilemez. Keza, somut vakıalara dayansa dahi uyuşmazlıkla alakası olmayan olumsuz değerlendirmeler açısından iddia ve savunma hakkının kullanılması söz konusu değildir. Somut olayda; sanığın sunduğu dilekçesindeki sözler bir bütün olarak ele alındığında; katılanın ..., şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp 5237 sayılı Kanun'un 128 inci maddesinde düzenlenen iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında kaldığı ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığının anlaşılması karşısında, Yerel Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık görülmemiştir. B. Sair Temyiz Sebepleri Yönünden Sanık hakkında kurulan hükme yönelik yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.04.2024 tarihinde karar verildi.