11. Hukuk Dairesi 2024/3739 E. , 2024/8078 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2024/18 Esas, 2024/120 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyad…
**11. Hukuk Dairesi 2024/3739 E. , 2024/8078 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2024/18 Esas, 2024/120 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin işleri kötü gittiği için 50.000,00 TL'yi davalı ... ve C. K.'dan borç aldığını, bu paraya karşılık peyder pey 90.000,00 TL ödediğini, borcun bitmesine rağmen davalıların müvekkilinden fazladan para istediklerini, müvekkilinin vermemesi üzerine davalı, davalının babası ve kardeşinin müvekkilinin işyerinde zorla 150.000,00 TL senet imzalattırdıklarını, sonra bu senedi icraya verdiklerini, icra dosyasından dolayı müvekkilinin önce arabasının sonrada ikamet ettiği evinin satışa çıkarıldığını, davalı ile müvekkili arasında daha önce herhangi bir ticaretin bulunmadığını, müvekkilinin çiftçi olduğunu, davalıdan herhangi bir mal almışlığının olmadığını, müvekkili aleyhine başlatılan Adıyaman İcra Dairesinin 2018/1190 E. sayılı dosyasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, takibe konulan çeklerin bedellerinin müvekkilinin elden nakit olarak verdiğini, olaya ilişkin tefecilik suçundan suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, Adıyaman İcra Dairesinin 2018/1190 E. sayılı icra takibinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkiline olan borcunu ödemediğini, sürekli oyaladığını, davacının en son 150.000,00 TL bedelli senedi borçlarına karşılık müvekkiline verdiğini, davacının kendisine karşı başlatılan icra takibine Adıyaman İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/55 E. sayılı dosyası ile itiraz ettiğini, borçlunun itirazının reddedildiğini, davanın değerinin açık ve net bir şekilde belli olduğunu, davacının davayı değerini 1.000,00 TL olarak göstererek belirsiz alacak davası şeklinde açmasının mümkün olmadığını, eksik harcın tamamlanmasının gerektiğini, davacının her ne kadar ilgililer hakkında tefecilikten suç duyurusunda bulunduğunu, tefecilikten dolayı suç duyurusu dosyalarının halen derdest olduğu iddiasında bulunulmuş ise de davalının taraf olduğu bir soruşturma dosyasının olmadığını, davacının imzaya ilişkin herhangi bir itirazının bulunmadığını, bu nedenle davada ispat yükünün davacıda tarafta olduğunu, davacının borçlu olmadığını yazılı delille ispatlaması gerektiğini, davacının ödediğini iddia ettiği paranın miktarı itibariyle senetle kanıtlaması gerektiğini, yalnızca 8.000,00 TL'lik bir ödemesinin bulunduğunu, davacının arabasının başka bir borcuna ilişkin dosyadan satıldığını, davacının dava dilekçesinde takibe konu çeklerin elden nakit olarak davalıya ödediği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, dava öncesinde arabuluculuk yoluna gidilmediğini savunarak davanın reddine, davacı aleyhine asıl alacak üzerinden % 20'den aşağı olmamak üzere icra tazminatı ödemesine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacının davalı hakkında tefecilik suçundan şikayetçi olduğu, davalı hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, davacının kısmen ödeme yaptığını beyan ettiği ancak buna ilişkin yazılı delil sunamadığı, ancak Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği üzere davalı vekilinin cevap dilekçesinde yalnızca 8.000,00 TL ödeme olgusunun doğru olduğu şeklindeki beyanının kısmi kabul mahiyetinde olduğu sabit görüldüğünden davalının kabulünde olan 8.000,00 TL hariç davacı taraf borçlu olmadığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. IV. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. V. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 20.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.