8. Hukuk Dairesi 2023/40 E. , 2024/7185 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1085 E., 2022/1080 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/4 E., 2021/29 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili tarafından istinaf edil
**8. Hukuk Dairesi 2023/40 E. , 2024/7185 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1085 E., 2022/1080 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/4 E., 2021/29 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesinde 2018 yılında yapılan kadastro çalışması sonunda, kadastro komisyon kararı ile, 138 ada 61 parsel sayılı taşınmaz, 138 ada 24 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilerek, "1. derece arkeolojik sit alanında kaldığı" belirtilmek suretiyle 22.057,82 m² yüzölçümlü olarak zeytinlik niteliğinde davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... dava dilekçesinde; kadastro tespiti sırasında tamamı kendisine ait zeytinlik niteliğindeki 138 ada 61 parsel sayılı taşınmazın 22057 m2' lik kısmının 1 inci derece arkeolojik sit alanında kaldığından bahisle Hazine adına tespit edildiğini ileri sürerek, tespitin iptali ile taşınmazın adına tespit ve tescil edilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; Hazine aleyhine açılan davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın beyanlar hanesine 1 inci derece arkeolojik sit alanında kaldığının şerh edilmesi suretiyle davacı adına tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... dava konusu taşınmazın sit alanı sınırları içine alınması yönünde yapılan değerlendirmede herhangi bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, dava konusu taşınmazın tüm bölümleri yönünden tarımsal niteliğini ve imar ihya durumunu saptamak hususlarında ayrı ayrı araştırma, inceleme ve uygulama yapılması gerektiği ..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kararının kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesi karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, Bölge Adliye Mahkemesinin iade kararı sonrası yeniden yapılan yargılama sonucunda; "... dava konusu taşınmazın orman niteliğinde olması sebebiyle imar ihyasının mümkün olmadığı ve Kadastro Müdürlüğüne husumet düşmediği ..." gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın pasif husumet ve dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı Hazine yönünden açılan davanın reddine, taşınmazın kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... dava konusu taşınmazın tespit gününden sonra sit alanı sınırları içine alındığı, bilirkişi raporuna ekli krokide (B) ve (C) harfiyle gösterilen bölümünün fıstık çamlarıyla kaplı eylemli orman olduğu, krokide (A) ve (D) harfiyle gösterilen bölümünün kayalık, taşlık olduğu, eğiminin % 12 den fazla olduğu, evvelinin maki olması nedeniyle orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığı, 6831 sayılı Kanun'un 1/j maddesi gereğince orman sayılan yer olduğu, taşınmazın imar ihya ve zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığı, davacı lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17 nci maddelerinde belirtilen mülkiyeti edinme şartlarının gerçekleşmediği anlaşıldığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, buna karşılık; İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümde, dava konusu taşınmazın kadastro çalışmalarında 29.01.2018 tarihli kadastro komisyon tutanağı ile 138 ada 24 nolu parselden ifraz edilerek, davalı Hazine adına tespit edildiği gözardı edilerek, davanın reddiyle birlikte taşınmazın komisyon tutanağındaki gibi tespiti yerine, hükmün infazında tereddüte neden olacak şekilde, kadastro tespiti gibi tesciline karar verilmesinde isabet bulunmadığı sonucuna varıldığı ..." gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine ve dava konusu Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevkii 138 ada 61 parsel sayılı taşınmazın 29.01.2018 tarihli kadastro komisyon tutanağındaki gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Ancak; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 19/2 nci fıkrasında, taşınmaz üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise bunun, sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterileceği belirtilmiştir. Buna göre, dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporlarına göre taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarının aşısı, dip temizliği ve budamasının davacı tarafından yapıldığının ve aşı yaşlarının 20 ila 55 yaşları arasında olduğunun tespit edilmesine rağmen, zeytin ağaçlarının davacıya ait olduğuna ilişkin şerh verilmemesi usul ve yasaya uygun bulunmamakta ise de, bu eksikliğin giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Bölge Adliye Mahkemesinin kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Davacı vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle kabulü ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 28.09.2022 tarihli ve 2022/1085 Esas, 2022/1080 Karar sayılı kararının hüküm fıkrasının 2 nolu bendine "...tapuya kayıt ve tesciline" cümlesinden sonra gelmek üzere, "Taşınmazın üzerinde bulunan ve 12.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen zeytin ağaçlarının ... oğlu ... (TCKN:...) 'ya ait olduğunun 3402 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi gereğince, muhdesat olarak beyanlar hanesinde gösterilmesine" ifadesinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.