Başvuru, noter işleminden kaynaklanan zararların giderilmemesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, noter işleminden kaynaklanan zararların giderilmemesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 21/6/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmaktayken 15 Temmuz darbe girişiminin akabinde başlatılan Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturmaları kapsamında 20/7/2016 tarihinde tutuklanarak Kandıra 2 No.lu T Tipi Ceza İnfaz Kurumuna konulmuş ve 24/8/2016 tarihinde kamu görevinden çıkarılmıştır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Ankara Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 29/7/2016 tarihinde başvurucunun da aralarında bulunduğu şüphelilere ait mal varlığı üzerinde elkoyma tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Başvurucu, eşi H.Ç. ile avukatı O.ya vekâlet vermek amacıyla Kandıra Noterliğine başvurmuştur. Başvurucu; miras, veraset intikali, mirasın paylara ayrılması, ÖTV muafiyetli araç satışı, maaş çekme, kart ödemelerini yapma, bankacılık işlemleri yapılması ve abonelik sözleşmelerinin düzenlenmesi gibi konularda eşine vekâletname vermek istediğini bildirmiştir. Avukatın vekil olarak belirlendiği vekâletname, Noter tarafından hazırlanmış ancak eş adına vekâletname düzenlenmesine ilişkin diğer talepler, başvurucu hakkında verilmiş bir tedbir kararı bulunduğu, mal varlığı değerlerinin el değiştirmesine yönelik taleplerin yerine getirilemediği gerekçesiyle reddedilmiştir. Anılan Noterliğin 4/10/2016 tarihli yazısında; Noterler Birliği ve Adalet Bakanlığı tarafından gönderilen yazılarda rutin ihtiyaçların makul seviyede karşılanmasına yönelik işlemlerin yapılması amacıyla vekâletname düzenlenmesinde veya noterlik işlemleri yapılmasında engel bir hâlin bulunmadığı ancak mal varlığı değerlerinin el değiştirmesi sonucunu doğuracak işlemlerin gerçekleştirilmemesi hususunda görüş bildirildiği ifade edilmiştir. Başvurucu; vekâletname düzenlenmesi konusundaki yazılı ve sözlü taleplerinin Noterlik tarafından keyfî şekilde dikkate alınmadığını, sakıncalı kişi olarak nitelendirilmesinin ve olağan işlerini aksatacak şekilde keyfî bir tutum sergilenmesinin kabul edilemez olduğunu ileri sürerek Kandıra Noteri ve görevlileri hakkında 31/10/2016 tarihinde suç duyurusunda bulunmuştur. Ayrıca başvurucu, idari soruşturma açılması talebiyle Türkiye Noterler Birliğine de başvurmuştur. Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığı, Kandıra Noterinin savunmasını almış ve dosyayı 18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun maddesi uyarınca kovuşturma izni verilmesi amacıyla Adalet Bakanlığına göndermiştir. Bakanlık tarafından Notere kusur izafe edilemeyeceği gerekçesiyle kovuşturma izni verilmemiştir. Başvurucu söz konusu Bakanlık işleminin iptal edilmesi talebiyle Ankara İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme, Noterin yetkisi dâhilinde hareket ettiği ve görevi kötüye kullanma yönünde kastının bulunmadığı gerekçesiyle tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşarak davanın reddine karar vermiştir. Karara karşı başvurucu tarafından yapılan itiraz, Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesinin 30/4/2019 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir. Nihai karar 22/5/2019 tarihinde başvuru tarafından öğrenilmiştir. Öte yandan başvurucunun noter hakkında idari soruşturma açılması talebine ilişkin olarak Türkiye Noterler Birliği Disiplin Kurulu tarafından ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmiş ve bu karara karşı yapılan itiraz Bakanlık tarafından reddedilmiştir. Başvurucu, anılan kararın iptali talebiyle Ankara İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme, mevzuata ve alınan tedbirlerin içeriğine yer vererek Noterin herhangi bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle 4/9/2019 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. İstinaf başvurusu Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesinin 10/6/2020 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir. 1512 sayılı Kanun'un "Noterlerin Hukuki Sorumlulukları" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Stajyer, katip ve katip adayları tarafından yapılmış olsa bile noterler, bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumludurlar.Taşınmaz satış sözleşmesinin düzenlenmesinden dolayı oluşan zarardan noterler de sorumludur. Bu zararın Devlet tarafından ödenmesi hâlinde Devlet, sözleşmeyi düzenleyen notere rücu eder. Notere karşı açılacak davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür.Noter, birinci ve ikinci fıkralar gereğince ödediği miktar için, işin yapılmaması, hatalı yahut eksik yapılmasına sebep olan stajiyer veya noterlik personeline rücu edebilir."