(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/10929 E. , 2006/13042 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 8.8.2005 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.5.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüld
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/10929 E. , 2006/13042 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 8.8.2005 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.5.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, paydaşı olduğu 2347 parsel numaralı taşınmaza komşu olan 2346 parsel numaralı taşınmazın maliklerinden olan davalı ... tarafından yapılan inşaatın 2.37 metrekarelik kısmının 2347 parsele tecavüzlü olduğunu belirterek elatmanın önlenmesi ve kal isteğinde bulunmuştur. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dava çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve kal isteğine ilişkindir. Dava konusu 2347 parsel numaralı taşınmaz davacı ve dava dışı iştirakçileri adına kayıtlı olup elbirliği mülkiyetine tabidir. Elbirliği halindeki mülkiyette mirasçılar arasında ortaklık bağı vardır. Bu kişiler mirasçı sıfatı ile bir mala veya hakka birlikte malik olmak durumundadır. Medeni Kanunun 701-703. maddeleri uyarınca bu tür mülkiyetin tüzel kişiliği bulunmadığından ortaklardan her birinin eşya üzerinde doğrudan bir hakkı yoktur. Elbirliği mülkiyetinde malikler mülkiyet payını ayırmadığından eşya üzerinde paydaş değil, ortaktır. Yine bu tür mülkiyette işin özelliği gereği ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Şayet davalı olacaklarsa davanın ortakların tümü aleyhine açılması gerekir. Medeni Kanunumuza göre bir ortak tek başına dava açabilir, ne var ki açtığı bu davaya devam edilebilmesi için açılan davaya öteki ortakların olur vermeleri yada davanın Medeni Kanunun 640. maddesi uyarınca miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile sürdürülmesi gerekir. Somut olayda; çekişmeli parselin ortaklarından davacı dışındakilerin davaya katılmadığı ve olurlarının da alınmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece, yukarıda yazılı kural uyarınca davaya katılmayan ortakların olurunun alınması yada miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerektiğinin düşünülmemesi ve Paylı mülkiyet rejimine tabi bir taşınmazda, tüm paydaşlar arasında payları karşılığı kullanımlarına bırakılan kesimleri belirleyen ve geçerliliği tartışılamayacak bağlayıcı bir anlaşma bulunduğu ileri sürülmediği sürece arzın mütemmim cüzü olan yapıda paydaşların tamamının taşınmazdaki payları oranında mülkiyet hakları bulunduğundan yıkım isteği de bulunan davanın 2346 parselin tüm maliklerine açılması gerektiği halde bu hususun gözetilmeyerek bir başka deyişle yıkım yönünden bütün maliklerin davaya katılımı sağlanmadan bu istemde kabul edildiğinden karar bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 14.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.