12. Ceza Dairesi 2023/2557 E. , 2024/4702 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle öldürme Hüküm : Mahkumiyet Sanık hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; sanık müdafi ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle
**12. Ceza Dairesi 2023/2557 E. , 2024/4702 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle öldürme Hüküm : Mahkumiyet Sanık hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; sanık müdafi ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62, 63 maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, kararın sanık müdafi ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğinden bozma kararı verildiği, mahkemece bozma ilamına uyularak sanığın taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 62, 53/1, 54, 63 maddeleri uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, müsadereye ve mahsuba karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz sebebi; az ceza verildiğine ilişkindir. Sanık müdafinin temyiz isteği; sanığın kusuru olmadığına, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; Olay tarihinde müteveffa ... ile sanık ... ve tanıklar ..., ..., ...'ın köy merkezinden uzak "Dinamo" denilen bir bağ evine gittikleri, beraber alkol aldıkları, müteveffanın erken ayrılacağını beyan etmesi üzerine gece yağmurlu bir havada diğerlerinin yanından ayrıldığı, sanığın müteveffayı uğurlamaya çıktığı, müteveffanın yaya olarak evden uzaklaştığı, daha sonra yağmur dolayısıyla geri dönmeye karar verdiği, bu esnada dışarda olan sanığın ruhsatsız tabanca ile bir el ateş ettiği ve müteveffayı vurduğunu anladığı, müteveffanın yanına gittiği, müteveffanın yaralı vaziyette hastaneye kaldırıldığı, ancak kurtarılamayarak vefat ettiği anlaşılmıştır. Sanığın aşamalardaki savunmalarında müteveffaya domuza benzettiği için ateş ettiğini, müteveffanın kendisine "Mükremin abi ben vuruldum" dediğini, kendisinin de "Şaka yapma" diye karşılık verdiğini, "Şaka yapmıyorum ben vuruldum" diye yanıt verdiğini beyan etmesi, olay yerinde bulunan tanıklar ... , ... ve ...'ın aşamalardaki beyanlarında birbirlerine paralel şekilde dışarıya çıktıklarında köprünün karşısında müteveffayı yerde yatar vaziyette gördüklerini, yanında da sanığı gördüklerini, sanığın “araç getirin” diye bağırdığını, hep beraber müteveffayı yaralı vaziyette hastaneye kaldırdıklarını beyan etmeleri, Jandarma Genel Komutanlığı’nın 06.06.2014 tarihli Uzmanlık Raporu ile sanığa ait svaplar üzerinde atış atığına rastlanılmadığının, yapılan atışın “uzak atış” olduğunun tespit edilmesi, tanık ...'nun aşamalardaki beyanlarında '... Arabaya binerken saat 20:30 sıralarında ... beni cep telefonu ile aradı ... ben vuruldum, Mükremin kaza ile beni vurdu dedi...” şeklinde beyanda bulunması, olay tarihinde Polatlı İlçe Jandarma Komutanı olan ... ve yardımcısı olarak görev yapan ...’ın Cumhuriyet Başsavcılığında alınan ifadelerinde ... hastanesine silahla yaralanmış bir vatandaşın getirildiği ihbarı üzerine hastaneye 21:20 sıralarında gittiklerini, müdahale eden doktor ...’un 1-2 dakika süre ile yaralı ile konuşmalarına müsaade ettiğini ve müteveffanın sanığın şaka ile kendisini vurduğunu söylediği şeklinde beyanda bulunmaları, müteveffaya ilk müdahaleyi yapan ... Hastanesi doktoru ...’un kollukta verdiği ifadesinde müteveffanın içeri giren Jandarma karakol komutanlarına “Mükremin beni şaka ile vurdu” dediğini duyduğunu beyan etmesi, sanığın müteveffayı kasten öldürdüğüne dair önceye dayalı aralarında bir husumet bulunmaması ve olayın gelişimine göre de sanığın bir el karanlığa doğru ateş ettiğinin ve müteveffayı vurduğunun sabit olması hususu birlikte değerlendirildiğinde; müteveffanın sanık tarafından kasten vurulduğuna dair her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığı, fakat sanığın müteveffa evden ayrıldıktan kısa bir süre sonra müteveffanın uzaklaştığı istikamete doğru gece karanlığında hayvan sesi duyması üzerine ateş etmesi sonucu müteveffayı vurması karşısında eylemin bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek olduğu, sanığın 5237 Sayılı TCK' nın 85/1. maddesi ve 22/3. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE ve KARAR Dosya kapsamında gerekli incelemeler yapılmış olup eylemin bilinçli taksirle öldürme olarak vasıflandırılmasında bir isabetsizlik görülmemekle tebliğnamede bu yönden bozma isteyen görüşlere iştirak edilmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafi ve katılanlar vekilinin diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 1.5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesinde belirtilen hak yoksunluklarının taksirli suçlarda uygulanma olanağı bulunmadığı gözetilmeden, taksirle yaralama suçundan hüküm kurulurken anılan madde ile sanık hakkında hak yoksunluğuna hükmedilmesi, 2.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.03.2020 tarihli ve 2018/12-399 Esas-2020/154 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan "failin güttüğü amaç ve saiki" ve (f) bendinde yer alan ''failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı'' gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi, 3.TCK'nın 54. maddesi hükmüne göre, müsaderenin ancak kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen eşya hakkında hükmedilmesinin mümkün olduğu gözetilmeden, adli emanetin 2014/57 sırasına kayıtlı eşyanın 5237 sayılı TCK'nın 54.maddesi gereğince müsaderesine karar verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafinin ve katılanlar vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hükmün birinci bendinde yer alan "failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saiki" ibaresinin çıkarılması, hak yoksunluğunun uygulandığı 6.bendinin ve müsaderenin uygulandığı 9.bendin çıkarılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.09.2024 tarihinde karar verildi.