İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkilin aleyhine İstanbul 21. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası üzerinden kambiyo senedine mahsus haciz yoluyla icra takip başlattığını, ancak davacı müvekkilinin davalıya karşı herhangi bir borcunun söz konusu olmadığını, davalının müvekkilini …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2026/352 KARAR NO:2026/525 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:16/12/2025 NUMARASI:2023/704 E. - 2025/830 K. DAVANIN KONUSU:Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkilin aleyhine İstanbul 21. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası üzerinden kambiyo senedine mahsus haciz yoluyla icra takip başlattığını, ancak davacı müvekkilinin davalıya karşı herhangi bir borcunun söz konusu olmadığını, davalının müvekkilini iş vaadiyle kandırarak Almanya'ya götürdüğünü ancak Almanya'ya götürdükten sonra orada müvekkilini fuhuş yapmaya zorladığını, müvekkilinin kendisine direnmesi karşısında müvekkilini darp ettiğini ve müvekkiline karşı tehdit ve hakaretlerde bulunduğunu, olaylara ilişkin suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/30226 soruşturma numaralı dosyasıyla devam ettiğini, davalının müvekkiline çoğu Almanca içerikli olan bazı belgeleri zorla imzalattığını, müvekkili takip konusu senedin de işbu evraklar içerisinde olup olmadığını hatırlamadığını, ancak senet üzerinde yapmış olduğu incelemelerde senetteki imzanın kendi imzasına benzemediğini ve taklit edilmiş olduğunu anladığını ileri sürerek, İstanbul 21. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına ilişkin takibin teminatsız olarak durdurulmasına, takip konusu senedin sahte olduğunun tespiti ile müvekkilin davalıya karşı borcu olmadığının tespitine, takip bedelinin % 20’si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın ileri sürdüğü iddia ve beyanların asılsız ve gerçekdışı olduğunu, sadece davaya konu icra takibini sürüncemede bırakabilmek adına kötüniyetli ve hukuka aykırı bu davanın açıldığını, davacının müvekkiline borcunun bulunduğunu, takibe konu senet altındaki imzanın da davacı borçluya ait olduğunu, müvekkilinin uzun yıllardır Almanya'da otel işletmeciliği yaptığını, müvekkilinin 2018 yılında davacı borçluya elden borç olarak 35000-euro tutarında borç verdiğini, buna karşılık da davacı borçludan işbu takibe konu senedi aldığını, vadesi gelmesine rağmen davacı borçlu tarafından ödenmediğini, söz konusu senette davacı borçluya ait bulunan imzanın da bizzat davacı borçlu tarafından atıldığını, imzaya itirazlarının amacının takibi sürüncemede bırakmak ve müvekkilinin haklı alacağını elde etmesine mani olmak olduğunu, icra takiplerinde ve davacı ile oğluna karşı açılan tasarrufun iptali davasında ve savcılık şikayetinde davacının senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığına ilişkin hiçbir itirazının bulunmadığını, davacı borçlunun 4-5 senedir devam eden bu hukuki süreçte daha önceden hiçbir şekilde dile getirmediği "imzanın kendisine ait olmadığı" itirazını ilk defa 5 sene sonra ileri sürmesi hakkın kötüye kullanılması olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir. İstanbul 46. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 14/04/2023 tarihli 2022/452 E- 2023/111 K sayılı kararıyla; davalı aleyhinde Küçükçekmece 5. Asliye hukuk Mahkemesi'nin 2021/15 Esas sayılı tasarrufun iptali davasında bu davaya konu iddiaların ve imza inkarının ileri sürülmediği, mahkemece tasarrufun uptaline karar verildiği, dosyasında davacının bono sebebiyle davalıya borçlu olmadığına ilişkin iddiadan öte yazılı delil sunamadığı, davaya konu senetteki miktarının tanık dinletme sınırının üzerinde kaldığı, davanın yazılı delille ispat edilmesi gerektiği, tanık dinlenilmesine yönelik taleplerinin reddine karar verildiği, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Dairemizin 14/09/2023 tarihli 2023/1228 Esas-2023/889 Karar sayılı kararıyla; "...mahkemece asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine dair karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonucu işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu" gerekçesiyle;davacı vekilinin istinaf talebinin esasa dair yönler incelenmeksizin resen gözetilen sebeplerle, kabulüne, mahkeme kararının HMK 353/1-a-3 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararında işaret edildiği şekilde yargılamaya devam olunmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Mahkemece görevsizlik kararı verilerek, dosya İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilerek yargılamaya devam olunmuştur. MAHKEME KARARI;İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/12/2025 tarihli 2023/704 E- 2025/830 K sayılı kararıyla; davacı tarafça, dava ve takip konusu bonodaki imzanın kendisine ait olmadığının ileri sürüldüğü, sahtelik iddiası mutlak def'ilerden olup herkese karşı ileri sürülebileceği, mahkemece Grafoloji uzmanı Bilirkişi ...'dan alınan 23/05/2025 tarihli bilirkişi raporu ile, dava ve takip konusu bonodaki borçlu sıfatıyla davacı adına atılı imzaların davacıya ait olmadığının tespit edildiği, davalı tarafça, imzanın davacıya ait olduğu, hatta Küçükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/15 esas sayılı dosyası kapsamına davacı vekilince sunulan istinaf dilekçesi ile açıkça imzanın davacıya ait olduğunun ikrar edildiği savunulmuşsa da, dilekçedeki beyanların, açıkça dava konusu senetteki imzanın davacıya ait olduğunu ikrar mahiyetinde olmadığı, davalı tarafça, üzerine düşen ispat külfeti yerine getirilemediği, bonodaki imzanın davacıya ait olduğunun ispatlanamadığı, davacının davasında haklı olduğu, dava ve takip konusu bonodaki imzanın davacıya ait olmadığı, davalı tarafından imzası davacıya ait olmayan sahte imzalı belge ile takip başlatılması nedeniyle kötü niyetli olarak hareket edildiği" gerekçesiyle; davanın kabulü ile, davacının, davalıya, dava konusu icra takip dosyası ve dayanağı bonodan borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, kesinleşen takip konusu alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURUSU;Davalı vekili süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; davaya konu senet altındaki imzanın davacıya ait olduğunu, müvekkilinin 2018 yılında davacıya 35.000-Euro borç verdiğini karşılığında bu senedi aldığını, senetteki imzanın davacı tarafından atıldığına dair tanık da bulunduğunu, icra takibinde, davacı aleyhine açılan tasarrufun iptali davasında ve davacı tarafından yapılan savcılık şikayetinde davacının imzanın kendisine ait olmadığına ilişkin bir itirazı bulunmadığını, aksine imzanın kendisine ait olduğunu ikrar ettiğini, buna dair dilekçe ve karar eklerinin dosyaya sunulduğunu. -Küçükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/ 15 Esas sayılı dava dosyasından verilen karara karşı, davacı vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesinde "2)ekte sunmuş olduğum ifade zaptında görüldüğü üzere ... davalı ... ...'a dolandırıcılıkla belge imzalatmış ve açılmış davanın dayanağı da bu belge olmuştur...5)2021-30226 soruşturma numaralı soruşturmada tanık ...'in beyanlarında da görüldüğü üzere müvekkil ... ın Almanyada Almancası olmaması sebebiyle itimat ederek imzaladığı evrak sonrası açılmış icra takibi dayanak olarak açılan dava haksız ve mesnetsiz bir davadır." denilerek davaya konu 17/12/2018 düzenleme tarihli 17/12/2019 ödeme tarihli 35.000-Euro bedelli senet altındaki imzanın kendisi tarafından imza edildiğini, senedi kendisinin imzaladığını açıkça kabul ve beyan ettiğini, davacının bu beyanının mahkeme içi ikrar niteliğinde olup, işbu davada da mahkemeyi bağlayacağını, mahkemenin gerekçeli kararında davacı vekilinin beyanının ikrar niteliğinde bulunmadığına dair gerekçesinin eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayandığını. -Tasarrufun iptali davası devam ederken davacı borçlunun, müvekkili aleyhine Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/30226 Soruşturma numaralı dosyasıyla şikayette bulunduğunu, davacı borçlunun savcılık şikayetindeki 08/03/2022 tarihli ifadesinde; "kendisine bir takım Almanca belgelerin imzalattırıldığını ancak ne olduğunu bilmediğini, iş sözleşmesi sandığını, sonrasında müvekkil ile anlaşamayınca müvekkilimin kendisine elinde senedinin olduğunu söyleyince imzaladığı Almanca belgelerin senet benzeri belgeler olabileceğini anladığını" beyan ettiğini, imzaya yönelik itirazının olmadığını, savcılık ifadesi ile, İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesine verilen istinaf dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde, sözkonusu senedin davacı tarafından imzalanmış olduğunun açık ve net bir biçimde ortaya çıktığını. -Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmadığını, Adli Tıp Kurumuna veya Ulusal Kriminal Büroya gönderilmemesinin hatalı olduğunu, raporda davacı imzasının basit tersimli olduğu ve zaman içinde değişiklik gösterdiğinin tespit edildiğini, her ne kadar bilirkişi evlilik nedeniyle davacının "m" harfini değiştirdiğini beyan etmişse de "m" harfinin davacının ön isminde yer aldığını, evlilik nedeniyle davacının adının değil soyadının değiştiğini, evlilik nedeniyle soyadı değişen davacının imzalarında adının baş harfini değiştirdiğini ileri sürülemeyeceğini, "m" harfindeki değişikliğin, davacının imzasının basit tersimli olmasından ziyade özellikle imza örneklerini değiştirmek/ karışıklık yaratmak isteğinden kaynaklandığını. -Raporda mukayese tablosundaki davacı imzaları arasında farklılıklar bulunduğunu, bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, kendi içinde çelişki yarattığını, davacı imzası basit tersimli olduğundan, sadece tek bir grafolog raporuyla yetinilmesinin doğru olmadığını, heyet raporu alınması gerektiğini. (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2014/34403 Esas, 2015/10000 Karar sayılı kararı,Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2016/ 25108 Esas, 2019/9275 Kararı ) Rapora esas alınan mukayese evraklarının tarihlerinin, senet tanzim tarihinden çok önceye ait olduğunu, 14/03/2025 tarihli dilekçelerinde bir kısım mukayese imza örneklerinin celbini istemişlerse de, celp edilmeden rapor alındığını, davacının daha kapsamlı ve senedin keşide tarihine yakın tarihli imza örneklerinin dosyaya celbi ile dosyanın Ulusal Kriminal Büro'ya veyahut Adli Tıp Kurumu'na gönderilerek teşkil edilecek bir heyetten rapor tanzimi gerektiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesine cevap vermemiştir. GEREKÇE:Bonoda imza inkarına dayalı menfi tespit davasında, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde, senetteki imzanın davacıya ait olduğunu, davacının gerek savcılıkta verdiği ifadede, gerekse davacı aleyhine İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/15 Esas-2022/127 Karar sayılı dosyasında açılan tasarrufun iptali davasında ibraz ettiği istinaf dilekçesinde, senetteki imzanın kendisine ait olduğunu ileri sürmediği, ifade ile dilekçedeki beyanlar bir arada değerlendirildiğinde senedin davacı tarafından imzalanmış olduğunun açık ve net bir biçimde ortaya çıktığını, bunun mahkeme içi ikrar olarak değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürdüğü anlaşılmaktadır.Dava ve takip konusu 17/12/2018 tanzim tarihli, 17/12/2019 vade tarihli 35.000,00 EURO bedelli bononun incelenmesinde, dosya davacısı Medine Kuşoğlu'nun (nüfus kayıtlarına göre soyadı ... olmuş) borçlu konumunda, dosya davalısı ....'un (nüfus kayıtlarına göre soyadı ... olmuş) alacaklı konumunda olduğu, "nakden" bedel kaydı bulunduğu anlaşılmıştır.Davacı ... ...'ın müşteki sıfatıyla verdiği 08/03/2022 tarihli ifadesinin incelenmesinde, iltica ettikten sonra, davalının kendisine Almanya'da kalabilmek için Almanca dilinde bir takım belgeler imzalattığını, kendisinin de otelde çalıştığı için iş sözleşmesi olduğunu düşünerek imzaladığını,davalının kendisini fuhuş yapmaya zorladığını, daha sonra elinde kendisine ait senet olduğunu, işlem başlatacağını söylediğini beyan ettiği görülmüştür.Davacının İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/15 Esas sayılı dosyasına ibraz ettiği istinaf dilekçesinde davalının kendisine dolandırıcılıkla belge imzalattığını, açılan davanın dayanağının da bu belge olduğunu, davacının Almanya'da Almancası olmaması nedeniyle itimat ederek imzaladığı evrak sonrası açılmış davanın haksız olduğunu beyan ettiği görülmüştür.6100 Sayılı HMK 188/1. Madde de; "Tarafların veya vekillerinin, mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez." hükmü düzenlenmiştir.İkrar tek taraflı bir usul işlemi olup, delil ikame eylemini ve ispat ihtiyacını ortadan kaldıran taraf beyanı olup, tarafları ve mahkemeyi bağlayacağından, senet, yemin ve kesin hüküm gibi, kesin delillerdendir, dolayısıyla sıkı şartlara tabi tutulması gerekmektedir. Mahkeme içi ikrarın, taraflardan biri yada onların yetkili temsilcilerinden sadır olması, ikrarın yargılama içinde mahkemeye karşı yapılması, tek taraflı açık bir irade beyanı ile sözlü veya yazılı olarak yapılması gerekmektedir. Bir davada yapılan mahkeme içi ikrar, başka bir davada da geçerli olup kesin delil teşkil eder. Savcılıkta verilen ifadede, karşı tarafın ileri sürdüğü vakıanın kabulü ise, mahkeme dışı ikrar olup, aksi ispatlanamadığı sürece bağlayıcı olacaktır.Somut olaya dönüldüğünde, davacının gerek savcılık ifadesinde, gerekse istinaf dilekçesinde, davaya konu senetteki imzasının kabulü yönünde bir ikrarının bulunmadığı, aksine kendisine hile ile/dolandırıcılık ile bir kısım Almanca belgeler imzalatıldığını beyan ettiği, bu beyanların senetteki imzanın kabul edildiği şeklinde yorumlanamayacağı, mahkemenin karar gerekçesinde de açıklandığı üzere ikrarın açık bir irade beyanı içermesi gerektiği, beyanların bu mahiyette olmadığı kanaatine varılmıştır.Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli olmadığını ileri sürdüğü anlaşılmıştır.Mahkemece Grafoloji uzmanı bilirkişi ...'dan alınan 26.05.2025 tarihli bilirkişi raporunda; Borçlusu "..." isimli şahıs ve alacaklısı "..." isimli şahıs olan 17.12.2018 düzenleme ve 17.12.2019 vade tarihli "35.000 EURO" meblağlı senet aslı, ön yüzündeki ödeyecek hanesi sağ tarafındaki düzenleme tarihi altındaki "imza" hanelerinde "..." isimli şahıs adına atılı borçlu imzalarının, ... isimli şahsın dosya içerisindeki mevcut samimi belge asıllarından şikayetçi ifade tutanakları ile resmi tapu senet asıllarındaki mukayeseye esas imzalarına kıyasla farklılıkların bulunduğunun tespit edildiğini,... isimli şahsın eli mahsulü olmadığı, adı geçen şahsın hakiki imzaları model alınmak suretiyle adına takliden (sahte) olarak atılmış imzalar oldukları yönünde kanaate varıldığı bildirilmiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında; "...Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır." denilerek imza incelemesinin yapılma usulü açıklanmıştır.Bilirkişi raporunda, davacının 23/11/2015 tarihli şikayetçi ifade tutanağı aslı, 13/10/2014 tarihli müşteki ifade tutanağı aslı, 22/10/2014 tarihli ifade tutanağı aslı,Küçükçekmece Tapu Sicil Müdürlüğünde düzenlenen 11/11/2015 tarihli resmi senet aslı, 06/03/2020 tarihli resmi senet aslı, 25/03/2020 tarihli resmi senet aslı ve 29/11/2024 tarihli mahkeme huzurunda alınan imza asıllarının incelendiği, laboratuvar ortamlarında kullanılan stereo makroskop, zarbeco ve regula 1010 cihazlar ve optik aletlerden yararlanılarak grafometrik analiz yapıldığının belirtildiği görülmüştür.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda senedin tanzim tarihinden önce ve sonraya ait yakın tarihli, yeterli sayıda belge aslının mukayeseye esas alındığı, yapılan incelemenin de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Yargıtay Hukuk Dairelerinin emsal içtihatlarında öngörülen bilimsel incelemeyi içerdiği anlaşılmakla, davalı vekilinin rapora yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, mahkemece verilen imzanın davacıya ait olmaması nedeniyle, davanın kabulü kararının, usul ve yasaya, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/12/2025 tarih ve 2023/704 E., 2025/830 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 47.878,78- TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 11.969,69 TL harcın mahsubu ile bakiye 35.909,09 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 26/03/2026