8. Hukuk Dairesi 2017/4742 E. , 2018/2454 K. MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine kira alacağı ve tahliye istemli olarak başlatılan icra takibine davalı b…
**8. Hukuk Dairesi 2017/4742 E. , 2018/2454 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine kira alacağı ve tahliye istemli olarak başlatılan icra takibine davalı borçlunun itirazı üzerine davacı icra mahkemesinden itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuş Mahkemece 25/11/2014 tarihli kararla davanın kısmen kabulü ile 6.600 TL asıl alacak üzerinden itirazın kaldırılmasına, takibin devamına, 6.600,00 TL asıl alacağın %20'si oranında icra tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kiralananın tahliyesine karar verilmesi üzerine karar davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/12/2015 tarihli ilamıyla tahliyeye yönelik karar onanmış, alacağa yönelik karar ise "... Somut olayda, 01.05.2013 başlangıç ve beş yıl süreli kira sözleşmesi ile kiraya verilen yerin dershane olarak işletildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı gibi kiracının Türk Ticaret Kanunu'nda tacir sayılan kişiler olması halinde kiracı aleyhine düzenleme yasağı başlıklı T....nın 346. maddesi 01.07.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süre ile ertelendiğinden kiracı şayet tacir ise T....nın 346 maddesi uygulanamayacağından davalının T.T.K. kapsamında tacir olup olmadığı hususu üzerinde durularak varılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece 02/06/2016 tarihli ara kararla bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davanın kabulü ile itirazın kaldırılmasına asıl alacağın % 20 si oranında tazminatın davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karar davalı borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemenin Yargıtay'ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli hak doğmaktadır. O nedenle mahkemenin Yargıtayca verilen bozma kararına uyması sonunda kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar vermesi gerekir. Buna göre Yargıtay'ın bozma kararına uymuş olan mahkeme bu uyma kararı ile bağlıdır. Bozma gereğince işlem yapmak durumundadır. Türk Ticaret Kanunu’nun 16.maddesinin 1. fıkrasında “ Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar.”, 2. fıkrasında “ Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar.” düzenlemesi yer almaktadır. Dernek iktisadi işletmelerinin dernekten ayrı bir tüzel kişilikleri bulunmamakta olup iktisadi işletme tarafından yapılan işlemlerin dernek tüzel kişiliği tarafından yapıldığının kabulü gerekir. T.T.K. nun 16. maddesinin 1. fıkrası uyarınca amacına varmak için iktisadi işletme işleten derneğin tacir sayıldığı belirtilmekle beraber bu hususa aynı maddenin 2. fıkrasında kamu yararına çalışan derneklerin tacir sayılmayacağı belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece, davalı ... işletmenin bağlı bulunduğu derneğin tüzüğü getirtilerek gerekirse T.C. İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi’nden sorularak davalının kamu yararına çalışıp çalışmadığı belirlenmek suretiyle tacir olup olmadığı saptanmalıdır. O halde mahkemece, yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek, bozmaya uyma kararı verildiğine göre, ilk bozma kararı içeriğine göre yargılama yapıp, bozma ilamına uygun tacir araştırması yapılarak karar verilmesi gerekirken hiç bir araştırma yapılmaksızın davalı derneğin tacir olduğunun kabulü ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle,davalı borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine vepeşin harcın temyiz edene iadesine, 20.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.