T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2022 - 2025/2283 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2022 KARAR NO : 2025/2283 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/04/2023 NUMARASI : 2022/259 E. - 2023/174 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Ha…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2022 - 2025/2283 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2022 KARAR NO : 2025/2283 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/04/2023 NUMARASI : 2022/259 E. - 2023/174 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/04/2023 tarih ve 2022/259 Esas - 2023/174 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, müvekkili üniversitenin 2010 yılında kurulduğunu, müvekkilinin “...” esas unsurlu tescilli seri markaları bulunduğunu, müvekkilinin ciddi ve yoğun faaliyetleri ile markalarına ayırt edicilik kazandırdığını ve iyi bilinen tanınmış bir marka haline getirdiğini, davalı şirketin 2020/90424 sayılı “...” ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin markaları arasında iltibas bulunduğunu, bir üniversite olan müvekkilinin diğer üniversiteler gibi isminin kısaltması ile de yaygın olarak bilindiğini ve tanındığını, müvekkilinin her evrakında, internet sitesinde “...”, “.......” ve “...” ibarelerinin kullandığını, müvekkilinin bu ibareler üzerinde üstün ve öncelikli hak sahibi olduğunu, “...” ibaresinin İngilizce “...” kelimesinin kısaltması olduğunu, “...” ibaresinin eğitim hizmetlerinin karşılığı olarak bir alan adı uzantısı olduğu dikkate alındığında zayıf ve tali bir unsur olduğunu, müvekkiline ait www.........tr alan adlı internet sitesinde ve sosyal paylaşım sitelerinde yer alan görsellerin ve haberlerin dosyaya sunulduğunu, “...” ibaresi herkes tarafından kullanılabilecek tali ve jenerik unsur olduğundan markaya ayırt edicilik katmadığını, aksine müvekkili şirket markalarına daha da yakınlaştırdığını, bu durumun davalı tarafın kötü niyetini ve müvekkili markasına yaklaşma kastını açıkça ortaya koyduğunu, davalı markası ile müvekkili markasının birebir aynı/ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, markaların telaffuzları sırasında tüketiciler nezdinde markalar ile ilgili bağlantı kurulabileceğini, markaların birbirinin devamı algısı oluşabileceğini, müvekkili markasının esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, davalı markasında markanın sonundaki iki harfin değiştirildiğini, bu durumun markaya ayırt edicilik kazandırmadığını, dava konusu “...” ibaresinin müvekkili üniversiteye ait “... ...” ibareli markanın kısaltması olarak algılanacağını, müvekkili üniversitenin halihazırda “...” ve “...” ibarelerini markasal olarak kullandığını, davalı markasının renk kullanımlarının da müvekkilinin markalarını çağrıştırır şekilde kırmızı bir “...” şekli olan figüratif unsurlarla tertip edildiğini, “...” uzantısının YÖK tarafından sadece yükseköğretim kurumlarının kullanımına sunulmuş bir ibare olduğunu, davalı tarafın müvekkili markasının baş harfinin yanına tali unsur olarak “...” ibaresi eklemek suretiyle müvekkili seri markaları arasına sızmayı amaçladığını, taraf markalarının tüketicilere aynı satış kanallarında hitap ettiklerini, bu sebeple iltibas oluşmasının kaçınılmaz olduğunu, her iki tarafın da eğitim sektöründe faaliyet gösterdiklerini, , müvekkili şirket markaları ile dava konusu markanın tescil edilmek istendiği sınıfların aynı/benzer olduğunu, müvekkili üniversitenin 2010 yılından bu yana hizmet verdiği eğitim-öğretim sektöründe oldukça iyi bilinen bir kurum olduğunu, özellikle dava konusu markanın yer aldığı 41. sınıftaki hizmetler bakımından iyi bilinen tanınır bir marka olduğunu, dava konusu markanın tescili halinde müvekkili markasının ayırt edici karakterinin zedelenmesine yol açacağını ve markanın saygınlığı ve itibarının azalmasına neden olacağını, davalının marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK’nın 2022-M-6836 sayılı kararının iptali ile dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 41. sınıf hizmetlerin, davacının 2018 71701 sayılı markası hariç diğer markalarının kapsamında da yer aldığı, ancak gerek dava konusu marka başvurusunun esas unsuru bir bütün olarak “...” ibaresi olarak kabul edildiğinde, gerekse “...” ibaresinin tanımlayıcı olduğu ve esas unsurun “...” harfi olduğu kabul edildiğinde, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığı, taraf markaları aynı/aynı tür hizmetlerden oluşmakla birlikte, dava konusunu oluşturan hizmetlerin tüketicisinin yüksek seviyede bilgi ve dikkat düzeyine sahip olduğu, bu nedenle taraf markalarını karıştırmayacağı, taraf markaları bütünsel olarak değerlendirildiğinde; dava konusu marka başvurusu “...+...” şeklinde oluşturulmuş iken, davacı markalarının “...+...+kelime” şeklinde oluşturulduğu, markaların bütünsel olarak da benzerlik taşımadığı, toplamda 3 harf benzerliğinin markaları benzer kılmadığı, markaların bütün olarak farklı kompozisyona sahip olduğu, markaların bütünsel değerlendirmesinde dava konusu markanın davacı markalarının imajından uzaklaştığı, markalar arasında anlamsal benzerlik bulunmadığı, tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olduğu, hizmetlerin hitap ettiği tüketici kitlesinin ortalamanın üzerinde dikkat seviyesine sahip olmasının da bu durum üzerinde etkili olduğu, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunmadığı, somut olayda markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluşmadığı, , davacının “...” ibaresini veya bu ibareli ile benzer tescilsiz bir işareti, belirtilen tarihten önce yoğun ve sıkı bir şekilde kullandığını gösterir yeterli nitelik ve nicelikte belge tespit edilemediği, dolayısıyla davacı yanın SMK m.6/3 hükmünden kaynaklı üstün hakkının bulunmadığı, davacının markalarının tanınmışlığının ispatlanamadığı, davalıya ait marka ile davacının alan adı içeriğinde kullanılan “..." ve “...” ibareli markalar arasında iltibas ihtimali bulunmadığı, davalıya ait markanın, davacıya ait alan adı sebebi ile reddi için gerekli koşulların oluşmadığı, kötü niyet iddiasının da yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı değerlendirmelere içerdiğini, rapor karşı itirazları karşılanmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu başvuruda yer alan "..." ibaresinin tanımlayıcı olduğunu, dava konusu başvurunun asli unsurunun "..." harfinden oluştuğunu, müvekkilinin markalarında yer alan "..." harfi ile benzer olduğunu, dava konusu başvuruda ayırt ediciliği sağlayacak başka bir unsurun bulunmadığını, markaların birebir aynı hizmetleri içerdiğini, markalar arasında iltibas bulunduğunu, dava konusu başvurunun asli unsurunun "..." olduğunun kabulünde de anılan ibarenin müvekkilinin "..." ibreli markaları ile benzer olduğunu, dava konusu markada müvekkilinin markasında yer alan son iki harfin çıkarılarak, üniversite kelimesinin kısaltması olarak yaygın olarak kullanılan "U" harfinin eklenmesinin iltibasa neden olacağını, müvekkili Üniversitenin sadece "..." olarak değil "..." "ve "..." olarak bilindiğini, dava konusu ibarenin bu haliyle müvekkilinin isiminin ve " ... ..." markasının kıslatması olarak algılanacağını, müvekkilinin anılan ibareleri hali hazırda markasal olarak kullandığını, müvekkilinin SMK'nın 6/3 maddesine dayalı üstün hakkının bulunduğunu, marklarının tanımış olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "... ..." asıl unsurlu markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira dava konusu başvurunun asli unsuru, başvuruda yer alan "..." ibaresi "eğitim" anlamına gelen "..." kelimesinin kısaltması olarak yaygın olarak kullanılması, bu anlamı itibariyle anılan ibarenin uyumazlık konusu 41 sınıf hizmetler yönünden ayırt ediciliğinin bulunmaması nedeniyle, stilize şekilde oluşturulmuş "..." harfinden oluştuğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamaları doğrultusunda harflerin kimsenin tekeline bırakılamayacağı ve esasen tek başına tescillerinin de mümkün olmadığı, ancak tescil öncesi yoğun kullanım ve tanıtım sonucu ayırt edici hale getirilmiş ya da bir takım renk ve şekil unsurları ile birlikte tek başına harflerin tescilinin mümkün bulunduğu, bu halde de harf markalarının ayırt edici niteliklerinin düşük olacağı ve başkalarının da aynı harfi değişik renk ve şekil unsurları ile birlikte marka olarak tescil ettirebilecekleri, somut olayda da taraf markalarında yer alan "..." harflerinin, düzenleme biçimlerinin, biçimlendirme, kaligrafi ve yönlendirme itibariyle tamamen farklı olduğu, dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, dava konusu başvurunun asli unsurunun bir bütün olarak "..." ibaresinden oluştuğunun kabulü halinde dahi davacının itirazına mesnet "..." ibareli markaları ile dava konusu başvuru arasında iltibasa neden olacak bir benzerlik bulunmadığı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/05/2016 tarih, 2015/10945 E., 2016/5739 K. sayılı ilamında da kabul edildiği üzere uyuşmazlık konusu 41. sınıf hizmetlerin kullanıcılarının dikkatli ve seçici kişilerden oluştuğu da gözetildiğinde markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacının dava konusu başvuruyu oluşturan ibare üzerinde SMK'nın 6/3 maddesi kapsamında üstün ve gerçek hak sahibi olduğunu ispatlayamadığı, dava konusu başvuru ile davacının alan adı arasında da bir benzerlik bulunmadığından SMK'nın 6/6 maddesi koşullarının oluşmadığı, davacının tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının da ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu'nun 56/b ve ek madde 7 atfıyla 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca davacı Üniversite harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacı tarafça yatırılan 738,00-TL istinaf başvuru harcı ve 269,85-TL istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 28/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/12/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.