T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/168 Esas KARAR NO : 2026/378 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 04/12/2025 NUMARASI : 2025/107 Esas, 2025/915 Karar DAVA: İFLAS (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156)) KARAR TARİHİ: 12/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/168 Esas KARAR NO : 2026/378 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 04/12/2025 NUMARASI : 2025/107 Esas, 2025/915 Karar DAVA: İFLAS (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156)) KARAR TARİHİ: 12/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin davalı şirkette 01/09/2010 - 24/02/2021 tarihleri arasında avukat olarak çalıştığını, yönetici avukat pozisyonuna istinaden şirkete kazandırdığı gelir üzerinden taraflarca belirlenen oran doğrultusunda yıllık gelir elde ettiğini, ancak 2018 ve 2019 yıllarına ilişkin hak ettiği ücretin eksik ödendiğini, bu durumun düzeltilmesini istemesi üzerine ücretsiz izin uygulamasına tabi tutulduğunu ve akabinde iş akdinin feshedildiğini, bu nedenle İstanbul 30. İş Mahkemesi'nin 2021/199 Esas sayılı dosyasında işe iade davası açtıklarını, iş mahkemesinin; müvekkilinin işe iadesine ve en son çıplak ücretin aylık 59.946,12 TL, hizmet süresinin 10 yıl 5 ay 13 gün olduğu gözetilerek yasal sürede işe başvurmasına rağmen işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının 5 aylık brüt ücret üzerinden belirlenmesine karar verdiğini, davalının istinaf başvurusunun reddi üzerine kararın kesinleştiğini, ihtarnameye rağmen müvekkilinin işe başlatılmadığını, bu kapsamda kıdem tazminatı, 8 haftalık ihbar tazminatı, 5 aylık işe başlatmama tazminatı, 4 aylık boşta geçen süre alacağı ve kıdem tazminatı faizi alacaklarının bulunduğunu, müvekkilinin brüt ücretinin iş mahkemesi kararında belirtildiği gibi aylık 59.946,12 TL olup, asgari ücrete yapılan artış oranları da dikkate alınarak güncellendiğini, alacaklarının ödenmemesi üzerine İstanbul 34. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasında iflas takibi başlattıklarını, davalının takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, depo kararı çıkarılmasına, yasal süre içerisinde ödeme yapılmaması halinde davalının iflasına, takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevabında; davacının talebi iş hukukundan kaynaklı yargılamayı gerektiren bir alacak iddiası olduğundan zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğunu, zorunlu arabulucuya başvurulmadan açılan davanın reddi gerektiğini, haciz yoluyla takip imkanı bulunan davacının müvekkilinin itibarını zedelemek için iflas takibi başlattığını, davacının işe iade kararından sonra müvekkili şirkete usulüne uygun iş başvurusu yapmadığını, sunulan ihtarnamelere rağmen işe başlamak üzere evrak sunmadığını, iş mahkemesi kararının tespit hükmü içerdiğini ve icra edilebilir kararlardan olmadığını, müvekkilinin davacıya muaccel bir borcu olmadığını, işin esasına girilerek araştırma yapılması gerektiğini, alacağı kabul etmemekle birlikte alacağın şişirildiğini, asgari ücret almayan davacının iş sözleşmesinde aylık ücretine asgari ücrete yapılan zam oranında zam yapılacağına ilişkin madde bulunmadığı gibi yıllık artış oranının da sözkonusu olmadığını, bu nedenle davacının asgari ücrete yapılan zam oranına göre ücretini belirlemesinde dair beyanlarının doğru olmadığını, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı istenemeyeceğini savunarak davanın reddine ve davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalının iş mahkemesinin kesinleşmiş kararına konu borcu ödediği savunmasında bulunmadığı, davalının, karar tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz miktarının ve ücret artış oranının doğru belirlenmediğini savunduğu, buna karşılık işveren davalının, takip tarihi itibari ile talep edilmesi gereken alacak miktarını belirtmediği ve takip konusu asıl alacak tutarının ödendiğini beyan etmediği, faiz ve fer'ilere yönelik genel ifadeler içeren itirazların değerlendirilemeyeceği, bu nedenle davalının takibe itirazının kaldırıldığı ve takibe konu 6.084.394,54 TL borcun 7 günlük kesin süre içerisinde mahkeme veznesine depo edilmesi aksi halde davalı şirketin iflasına karar verileceği hususunda depo emri çıkartıldığı, davalının depo emrinin gereğini yerine getirdiği ve borcu ödediği gerekçesiyle konusuz kalan davada esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili vekili istinaf nedenleri olarak; işe iade kararı kesinleşmesine rağmen davacının müvekkil şirkete usulüne uygun iş başvurusu yapmadığını, davacının işe iade başvurusu olup olmadığı, işe iade başvurusu usulüne uygun ise alacağı olup olmadığı, alacağı var ise miktarının maddi açıdan yargılamaya muhtaç olduğunu, ancak mahkemenin tüm itirazlarına rağmen davanın esası hakkında yargılama yapmadığını, davacının işe iade kararında yazılı miktarları fahiş oranda arttırması ve fahiş miktar üzerinden icra/iflas takibine girişmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi incelemesi yapılması gerekirken fahiş miktarda arttırılarak başlatılan takibe göre, icra müdürlüğünden kapak hesabı yaptırılması ve bu bedel üzerinden depo kararı verilmesinin hukuka ve emsal kararlara aykırı olduğunu, gerekçeli kararda itirazın kaldırılması ve iflas davasında alacaklının alacaklı olup olmadığının maddi hukuk kurallarına göre esastan incelenmesi gerektiğine değinen mahkemenin kendi içinde çeliştiğini ve alacağın esası hakkında yargılama yapmadan karar verdiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, takibe itirazın kaldırılması ve iflas talebine ilişkindir. Davacının İstanbul 34. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasında davalı aleyhine 5.024.573,64 TL alacağın tahsili için iflas yoluyla adi takip başlattığı, ödeme emrinin 15.11.2024 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, davalı borçlunun yasal süresinde takibe itiraz ettiği, davacı alacaklının bir yıllık hak düşürücü süre içinde 12.02.2025 tarihinde itirazın kaldırılması ve iflas istemiyle bu davayı açtığı anlaşılmıştır.Mahkemece, depo emrinin gereğinin yerine getirildiği ve davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davalı vekili hükmü istinaf etmiştir. 1-İİK'nın 154/son maddesi, "Şu kadar ki, iflas davaları için yetki sözleşmesi yapılamaz ve iflas davası mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılır." hükmünü içermektedir. Bu yetki kamu düzenine ilişkin ve kesindir. İflası istenen kişinin ticaret siciline kayıtlı olduğu yer muamele merkezi yönünden karine teşkil eder ve iflas davasında yetkili mahkeme dava tarihindeki koşullara göre belirlenir. Somut olayda ilk derece mahkemesinin dava tarihindeki koşullara göre davalının muamele merkezinin bulunduğu yeri belirlemeden ve bunun sonucu olarak yetkili olup olmadığını tespit etmeden işin esasının incelenmesine geçilmesi doğru olmamıştır. 2-Kabule göre de; İİK'nın 154. maddesi gereğince iflas yolu ile başlatılan takibe karşı borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi halinde, takibin duracağı, alacaklının bu itirazın kaldırılması ile beraber borçlunun iflasına karar verilmesini isteyebileceği İİK'nın 156/3. fıkrasında düzenlenmiştir. İflas davası basit yargılama usulüne göre incelenir. Borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi halinde, mahkemece ilk önce davacı alacaklının itirazın kaldırılması hakkındaki talebini inceler. Bu itirazın kaldırılması talebinin incelenmesi, genel haciz yolundaki itirazın kaldırılması talebinin incelenmesinden (m.68-70) tamamen farklıdır. Genel haciz yolunda tetkik merciinin incelemesi yalnız belgelere göre ve ilamsız icra kuralları çerçevesinde yapıldığı halde, buradaki ticaret mahkemesinin incelemesi genel hükümlere (yani HMK'daki hükümlere) göre olur. Bu nedenle borçlu, ticaret mahkemesindeki savunması sırasında ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği itiraz sebepleri ile bağlı değildir. Davalı borçlu, iflas davasına karşı vereceği cevap layihalarında bütün savunma vasıtalarını ileri sürebilir. Ticaret mahkemesi normal bir alacak davasında olduğu gibi, tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borçlunun gerçekten borçlu olup olmadığını araştırır. İflas davasında alacaklı, alacağını ispat bakımından m.68. de olduğu gibi tahdidi olarak sayılmış olan belgelerle bağlı değildir. Alacaklı normal bir alacak davasında olduğu gibi, alacağının varlığını HMK’ya göre mümkün olan her türlü delil ile ispat edebilir. Burada alacaklının alacaklı olup olmadığı maddi hukuk kurallarına göre esastan incelendiğinden ticaret mahkemesi borçlunun itirazının ya kesin olarak kaldırılmasına veya kesin kaldırma talebinin (bununla iflas davasının) reddine karar verir. Burada, borçlunun itirazı esastan karara bağlanmakta ve alacağın esası hakkında hüküm verilmektedir. Bu hüküm normal bir alacak davasında olduğu gibi kesin hüküm oluşturur. Mahkeme, genel hükümlere göre yapacağı inceleme sonucunda, davacının alacağının mevcut olduğunu tespit eder ve borçlunun itiraz ve defilerini yerinde bulmazsa, yani borçlunun borçlu olduğu kanısına varırsa borçlunun itirazının kesin olarak kaldırılmasına karar verir. Buradaki itirazın kaldırılması kararı bir ara karardır. (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, Cilt 3.sayfa, 2672 vd., 1993 baskı). Somut uyuşmazlıkta davalının; davacının işe iade kararından sonra usulüne uygun iş başvurusu yapmadığı, alacağının bulunmadığı ve alacağın miktarının fazla belirlendiğini savunmasına, davacı alacaklının, alacağın varlığını ve miktarını ispat yükü altında olmasına ve borçlunun gerçekten borçlu olup olmadığının araştırılması gerekmesine rağmen, mahkemece alacağın varlığı ve miktarı hususunda tarafların iddia ve savunmaları ve bu kapsamdaki delilleri tartışılmadan, ayrıca alacak ve varsa alacak miktarı hususunda işçilik alacaklarında uzman bilirkişi ya da bilirkişilerden rapor alınmadan, takipteki tutara göre kapak hesabı yapılarak depo emri çıkartılması da doğru değildir. Açıklanan nedenler ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/107 Esas 2025/915 Karar sayılı ve 04/12/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Davalı tarafından karşılanan istinaf harç ve yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.12/03/2026