11. Hukuk Dairesi 2010/4600 E. , 2011/14990 K. "" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/11/2009 tarih ve 2007/178-2009/637 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanaklar…
**11. Hukuk Dairesi 2010/4600 E. , 2011/14990 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/11/2009 tarih ve 2007/178-2009/637 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin tasfiyesine karar verilen ' Antik Dekor Sanatsal ve Değerli Eşyalar Tic.A.Ş.'nin 50.000 hissesinden 8.250 paya sahip ortağı bulunduğunu, davalının ise eski eşi , şirketin yönetim kurulu üyesi ve tasfiye memuru olduğunu, boşanma sonrası müvekkili dışındaki ortakların şirketin içini boşaltarak tasfiye sürecine soktuklarını, tasfiye süreci boyunca şirketin mal varlıklarını kendi uhdelerine geçirdiklerini, kendilerinin cüz'i miktarda tasfiye payı aldığını, tasfiye edilen şirketin ortakları ... ve ...'ın aynı zamanda ortağı olduğu diğer bir şirkete iki ayrı faturalarla düşük bedelle satış yapıldığını, şirket mallarının değerinin altında ve düşük fiyatlarla tasfiye edildiğini, müvekkilinin bu şekilde zarara uğratıldığını, tasfiye memuru olan davalının TTK'nun 225. maddesi gereğince sorumlu olduğunu ileri sürerek, 6.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, şirketin 04.09.2002 tarihli kararla tasfiyesine ve müvekkilinin tasfiye memuru olarak atanmasına karar verildiğini, mal varlıklarının değerinde ve karlı olarak satıldığını, davacının eski eşine beslediği husumetle işbu davayı açtığını, tasfiye işlemlerinin usulüne uygun olarak tamamlandığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirketin 04.09.2002 tarihinde tasfiyesine karar verildiği, gerekli ilanların yapıldığı, mal varlıklarının % 58 değer fazlasıyla karlı olarak satıldığı, bu süre zarfında usulsüzlüğün tespit edilmediği, davalıya atfedilecek kusur bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, anonim şirket tasfiye memurunun sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup; davacı taraf, tasfiye sırasında şirkete ait malların gerçek değerinden daha az bir bedelle satıldığını, bu şekilde zarar uğratıldığını ileri sürerek işbu davayı açmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, tasfiye bilançosunda belirtilen ticari malların % 58 karla satıldığı, davacının tasfiyeden dolayı zarara uğramadığı belirlenmiş, mahkemece bu rapor doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir. Oysa davacı taraf, bilirkişi raporuna karşı beyanında, şirket kayıtlarındaki ticari mallara ilişkin değerlerin gerçeği