T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1580 - 2026/91 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1580 KARAR NO : 2026/91 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/04/2024 NUMARASI : 2024/12 Esas - 2024/321 Karar DAVACI : EFES VARLIK YÖNETİM ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİ…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1580 - 2026/91 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1580 KARAR NO : 2026/91 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/04/2024 NUMARASI : 2024/12 Esas - 2024/321 Karar DAVACI : EFES VARLIK YÖNETİM ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : MAYA KIRTASİYE VE BİLGİSAYAR SİSTEMLERİ GIDA TEMİZLİK ÜRÜNLERİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Alacak (Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/07/2020 KARAR TARİHİ : 22/01/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 16/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı (Alacağı temlik Eden Yapı ve Kredi Bankası A. Ş.) vekili dava dilekçesinde özetle; Huzurda açılan davanın konkordato projesi kapsamında çekişmeli alacak davası olup İİK 308/g maddesi gereği harçtan muaf olduğunu, bu nedenle dava açılırken ihtirazi kayıtla harç yatırdıklarını, Mahkememiz tarafından iadesine karar verilmesini ve bu kararla tarafımıza harcın iade edilmesini talep ettiklerini, müvekkili banka tarafından Maya Kırtasiye Ve Bilgisayar Sistemleri Gıda Temizlik Ürünleri Tic Ltd Şti. lehine Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi'ne istinaden kredi hesapları açıldığını ve krediler kullandırıldığını, davalı borçlu şirketin açtığı Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/751 Esas sayılı konkordato davasında, 23/03/2020 tarihinde konkordato projesinin tasdikine karar verildiğini ve bu kararın 10/04/2020 tarihinde ilan edildiğini, Konkordato Komiserliğine süresinde ibraz edilen 14/01/2020 tarihli alacak bildirim dilekçelerine göre; konkordato kesin mühleti verilen borçlu şirketten kayıt tarihi itibariyle 928.400,10-TL nakit ve 46.690,00-TL gayrinakit olmak üzere toplam 975.090,10-TL alacak kaydının yapılması talep edildiğini; 25/02/2019 kesin mühlet tarihine göre 672.005,99-TL nakit ve 51.175,00-TL gayrinakit alacağın mevcut olduğunu, tasdik edilen konkordato projesinde, müvekkili bankanın alacak tutarının eksik ve hatalı yer aldığını, itiraz etmelerine rağmen, kredi borçlusu şirketin kabulü üzerine 444.787,14-TL'nin nisaba dahil edildiğini, borçlu tarafından alacağın bir kısmının kabul edilmediğini, tasdik edilen konkordato projesinde ve gerekçeli Mahkeme kararında alacaklarının ne kadarlık kısmının reddedildiği ve taraflarına hangi miktar için dava açmak için süre verildiğinin açıkça belirtilmediğini, söz konusu alacakların tahsili için İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğünün 2019/12240 Esas sayılı dosyalarından dava dışı kefiller için ilamsız icra takibi başlatıldığını, tasdik edilen konkordato projesinde ve mahkeme kararında alacaklarının ne kadarlık kısmının reddedildiği belirtilmediğinden, hak kaybına uğramamak ve bir kısmının reddedildiği faraziyesine göre; davalı borçlu şirketin borç tutarında yine projede yer almayan gayrinakit alacağı için işbu davanın açıldığını, davalı/borçlu tarafça imzalanan Genel Kredi ve Teminat Sözleşmeleri gereğince müvekkili banka defter ve kayıtları kesin ve münhasır delil olduğundan, müvekkili banka kayıtları üzerinde yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde de alacağın varlığının tespit olunacağını, tüm bu sebeplerle fazlaya, konkardatoya alacak kaydı yapılmayan alacaklarına ilişkin hak ve alacakları ile faize ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; konkordato tasdik kararının verildiği tarih olan 23/03/2020 tarihinden 12 ay ödemesiz 36 ayda ve eşit taksit tarihlerinde, işbu davaya konu alacaklarının bankada bloke edilmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler ve icra takibine konu edilen alacağın alacak tutarının, konkordatada kabul edilen alacak olmadığının, dolayısıyla; 25/02/2019 kesin mühlet tarihine göre alacağın ve tasdik edilen konkordato projesi dikkate alınarak, 444.787,14-TL nakit alacaklarının kabul edildiği, 227.218,85-TL Nakit, 46.690,00-TL Gayrinakit alacaklarının ise reddedildiğinin kabulü halinde; müvekkili bankanın davalı-borçludan konkordatoya alacak kaydı tarihi olan 14/01/2020 tarihi itibarıyla 928.400,10-TL nakit ve 46.690,00-TL gayrinakit olmak üzere toplam 975.090,10-TL alacağının da (konkordato projesinde yer almayan kısım) bulunduğunun tespiti ile bu alacağın da, davalıdan tahsilini (nakit alacakların davalıdan alınarak müvekkili bankaya ödenmesine, gayrinakit alacaklarının da, müvekkili banka nezdinde açılacak faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmesine) talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı banka ve davalılar arasında imzalanan Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi (GKTS) ve Kefalete İlişkin Ek Protokole göre; "Uyuşmazlıkların çözümlenmesinde, Türk Hukuku'nun uygulanacağı ve İstanbul Mahkeme ve İcra Daireleri ile Banka'nın Genel Müdürlüğü'nün bulunduğu yerdeki mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olacağını, Kanunen yetkili mahkeme ve icra dairelerinin yetkilerinin saklı olduğunu kabul ederler." şeklinde yetki şartı düzenlendiğini, yetkili mahkeme İstanbul Mahkemeleri olduğundan öncelikle yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, davalı şirketin, davacı ile aralarındaki genel kredi sözleşmesine istinaden kredi kullandığını, bir kısım ödemeler yaptığını, konkordato projesi kapsamında da kabul edilen alacak miktarı, kısmi ödemelerden sonraki miktar olup tasdik kararı ile nisaba dahil edildiğini, bankaca talep edilen meblağın gerçeği yansıtmadığını, bu nedenle çekişmeli alacak söz konusu olmadığını, çekişmeli bir alacağın olmadığı durumda, İİK md. 308/b hükmünün uygulanmasına da hukuken olanak bulunmadığını, şirketin defterleri incelendiğinde; nisaba dahil edilmesi istenen miktarın, kredi bedelinin çok üzerinde olduğu, şirket tarafından yapılmış birtakım ödemelerin kredi bakiyesinden mahsup edilmediği, böylelikle alacağın şirket aleyhinde yüksek gösterildiğinin anlaşılacağını, kaldı ki şirketin, bankanın gönderdiği hesap kat ihtarına süresinde itiraz ettiğini, konkordato projesi kapsamında kabul edilen alacak miktarının 444.787,14-TL olup bankanın toplam 975.090,10-TL alacaklı olduğunu iddia ettiği borç miktarının gerçeği yansıtmadığını, şirketin defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığında, şirketin bankaya olan borcunun konkordato projesi kapsamında nisaba dahil edilen miktar ile sınırlı olduğunun tespit edileceğini, tüm bu nedenlerle, çekişmeli bir alacağın varlığı söz konusu olmadığından haksız olarak açılmış bu davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...1-Davanın KISMEN KABULÜNE, davacının çekişmeli kalan; -32.038,80.-TL nakdi alacak ve 36.800,00.-TL gayri nakdi alacağının bulunduğunun tespitine, bu miktarın davalı Maya Kırtasiye ve Bilgisayar Sistemleri Gıda Temizlik Ürünleri Ticaret Limited Şirketi'nin mahkememizin 2018/751 Esas 2020/262 Karar sayılı dosyasında tasdik edilen konkordato projesine dahil edilmesine (yasal çek sorumluluk tutarı riski nedeniyle 36.800,00.-TL'nin davacı banka nezdinde açılacak faiz getirmeyen bir hesapta davalı tarafından depo edilmesine), konkordato yürürlükte bulunduğu sürece hüküm altına alınan alacağın konkordato koşullarına göre, konkordato ortadan kalktığı takdirde ise hüküm altına alınan alacağın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine (İstanbul Anadolu 13. İcra Dairesinin 2019/12240 sayılı takip dosyası ile tahsilde tekerrür etmemek kaydı ile), fazlaya ilişkin istemin reddine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın eksik inceleme neticesinde kurulduğunu, Konkordato kapsamında çekişmeli kalan alacağın tahsili isteminden kaynaklı davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin isabetli olmadığını, hüküm altına alınan alacak için dayanak olarak gösterilen bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, sözleşmeden doğan bu alacakların nevinin farklı olması, vekalet ücretinin ayrı hesaplanmasını gerektirmeyeceğinden bu şekilde hesaplanarak ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesine itiraz ettiklerini, ileride telafisi güç zararların meydana gelmemesi amacıyla, tehiri icra taleplerinin kabulüne karar verilmesini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, '' bilirkişi raporunun hatalı hesaplama yaptığı'' iddiasının, dayanaksız olduğunu; zira davacı, bilirkişi raporunun hatalı tespit içerdiğini iddia etse de, hataların neye ilişkin olduğunu istinaf dilekçesinde belirtmediği, Yargıtay ilamına uygun şekilde yerel mahkemece, nakdi ve gayri nakdi alacaklar için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/04/2024 tarih, 2024/12 Esas - 2024/321 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava İİK'nın 308-(b) maddesi gereğince çekişmeli alacağa ilişkin alacağın tespiti ve ödenmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nun 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacının, 25.02.2019 kesin mühlet tarihine göre 662.005,99 TL nakit, 51.175,00 TL gayri nakit alacağı olduğunu, davalının konkordato dosyasında alacağın sadece 444.787,14 TL'sini kabul ettiği, bakiye kısmın çekişmeli kaldığını belirterek 227.218,85 TL nakit 46.690,00 TL gayri nakit alacağın konkordato projesine dahil edilmesini talep ettiği, davalının davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince bankacı bilirkişiden 14.02.2021 tarihli bilirkişi raporunun alındığı, raporda davacının kesin mühlet tarihi olan 25.02.2019 tarihi itibariyle 509.363,06 TL nakit, 46.690,00 TL gayri nakit, alacak kayıt tarihi olan 14.01.2020 tarihi itibariyle 687.885,76 TL nakit, 46.690,00 TL gayri nakit alacağı olduğunun belirlendiği, rapora itiraz üzerine 22.09.2021 ve 28.02.2022 tarihli ek raporların alındığı, 28.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda, geçici mühlet tarihi olan 25.09.2018 tarihi itibariyle davacının 546.406,63 TL, kesin mühlet tarihi olan 25.02.2019 tarihi itibariyle 556.597,79 TL, alacak kayıt tarihi olan 14.01.2020 tarihi itibariyle 650.464,37 TL alacağı olduğunun belirlendiği, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile 95.857,91 TL nakdi alacak ve 36.800,00 TL gayri nakdi alacağın konkordato projesine eklenmesine karar verildiği, Dairemizin 2022/2102 esas 2023/2050 karar sayılı ilamı ile “…İİK'nın 288/1. maddesinde, geçici mühletin kesin mühletin sonuçlarını doğuracağı, 294/3. maddesinde de, tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği taktirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehin ile temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesinin duracağının hüküm altına alındığı, bu hükümler uyarınca konkordato projesine eklenecek adi alacakların projede aksi hüküm yoksa geçici mühlet tarihine göre hesaplanması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, ilk derece mahkemesince kredi kartı alacaklarının kesin mühlet tarihine göre hesaplanması doğru olmamıştır. Diğer yandan, kesinleşen icra takiplerinde geçici mühlet tarihine kadarki takip giderleri, işlemiş faiz ve vekalet ücretinin de davacı alacağına eklenmesi gerekmektedir. Davacının varsa çekişmeli alacağının bu şekilde belirlenmesi gerekir. Davacı, her ne kadar Trio ALPG harcamasının da alacağa eklenmesini talep etmişse de bu harcamaya ilişkin yazılı delil sunamadığından bu alacağa ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesince yapılması gereken iş; konkordato projesinde adi alacaklara faiz işleyeceğine dair bir hüküm olup olmadığı belirlenerek bankacı bilirkişiden açıklanan şekilde davacının adi alacaklarının geçici mühlet tarihinde ulaştığı miktarı belirleyen taraf ve mahkeme denetimine uygun ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır…” gerekçesiyle anılan kararın kaldırıldığı, kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. İİK'nın 302. maddesinde rehinle temin edilmiş olan alacakların 298. madde uyarınca takdir edilen kıymet sonucunda teminatsız kaldıkları kısım için hesaba katılacakları, çekişmeli veya geciktirici koşula bağlı yahut belirli olmayan bir vadeye tabi alacakları hesaba katılıp katılmamasına ve ne oranda katılacağına mahkemenin karar vereceği, bu iddialar hakkında ileride mahkemece verilecek hükümlerin saklı olduğu düzenlenmiştir. İİK'nın 308/b maddesinde; "Alacakları itiraza uğramış olan alacaklılar, tasdik kararının ilan tarihinden itibaren bir ay içinde dava açabilirler. Tasdik kararını veren mahkeme, konkordato projesi uyarınca çekişmeli alacaklara isabet eden payın, kararın kesinleşmesine kadar borçlu tarafından, mahkemece belirlenen bir bankaya yatırılmasına karar verebilir. Süresi içinde dava açmamış olan alacaklılar, bu paydan ödeme yapılmasını talep edemezler, bu durumda yatırılan pay borçluya iade edilir." şeklindedir. İİK'nın 308/c maddesinde; "Konkordatonun, tasdik kararının kesinleşmesiyle bağlayıcı hâle geleceği de kararlaştırılabilir; bu takdirde mühletin etkileri, kanunda öngörülen istisnalar saklı kalmak kaydıyla konkordatonun bağlayıcı hâle geldiği tarihe kadar devam eder. Bağlayıcı hâle gelen konkordato, konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan bütün alacaklar için mecburidir." hükmü düzenlenmiştir. Konkordato sürecinde bir alacağı çekişmeli hale getirme yetkisi borçluya aittir. Borçlunun bilançosunda kayıtlı olmayan veya bilançoda bildirilenden farklı miktarda kaydolunması talep edilen bir alacak bildirimi alan komiser, alacağı kaydetmeden önce borçlunun bu alacaklar hakkındaki görüşlerini alır. Komiser, dosya kapsamında bildirilen alacakları kaydetmek ve denetlemekle görevlidir. Borçlunun kabul ettiği alacak kaydı talebi doğrudan konkordato nisabına dahil olacak ve bu konuda komiserin denetim dışında müdahalesi olamayacaktır. Borçlunun itirazına uğrayan alacaklar ise çekişmeli hale gelecektir. Çekişmeli hale gelen alacak ile ilgili konkordato komiseri konkordato tasdik talebini inceleyen mahkemeye çekişmeli alacak ile ilgili dayanak belgeleri, borçlu itirazını içeren sebepleri ve delilleri sunmalı, mahkeme çekişmeli alacaklara ilişkin incelemesini basit yargılama usulüne göre ve yaklaşık ispat ölçütünün gerçekleşmesi halinde çekişmeli alacağın nisaba dahil edilmesine karar verecektir. Çekişmeli alacaklar hakkındaki açılacak dava, görevli ve yetkili mahkeme ile yargılama usulleri ve ispat hukuku kuralları bakımından genel hükümlere tabi olacaktır. Örneğin çekişmeli alacak kira sözleşmesinden kaynaklanmakta ise uyuşmazlık Sulh Hukuk Mahkemesi’nde, işçilik alacaklarına ilişkin uyuşmazlık ise İş Mahkemesinde, ticari olmayan bir alacağa dayalı uyuşmazlık ise Asliye Hukuk Mahkemesinde, ticari nitelikte bir alacak ise Asliye Ticaret Mahkemesinde görülecektir. Kanun koyucu burada her uyuşmazlığın uzman mahkemelerde görülmesine ilişkin genel ilkeye bağlı kalmıştır. Genel hükümlere tabi olma sadece bu konularda söz konusudur. Buna karşılık, alacağın tahsili genel hükümlere tabi değildir (Yargıtay 6.HD., 20/12/2022 tarih, 2022/4765 E., 2022/5915 K.; Yargıtay 5. HD., 17/10/2022 tarih, 2022/7830 E., 2022/14067 K.; Yargıtay 6 . HD., 13/06/2024 tarih, 2024/1800 E., 2024/2180 K.). İİK'nın 308/b-1 maddesi uyarınca açılan bu dava alacaklının konkordatodaki payını belirleyecek olup, mahkemece genel hükümlere göre çözülecek olan uyuşmazlık ile ilgili kabul kararı verilmesi halinde konkordatonun yürürlükte bulunduğu sürece alacağın konkordato koşullarına göre tahsili sonucu ortaya çıkacaktır. Somut olayda; davacı tarafça temlik alınan alacak için, davalının davacısı olduğu Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/751 esas- 2020/262 karar sayılı dosyasına davaya konu kredi sözleşmeleri nedeniyle alacak bildiriminde bulunulmuş, konkordato projesine 444.787,14 TL’sinin adi alacak olarak değerlendirmeye alındığı kalan kısmının çekişmeli hale geldiği görülmektedir. Mahkemece Dairemizin 2022/2102 esas 2023/2050 karar sayılı kaldırma kararı doğrultusunda bilirkişiden ek rapor alındığı ve alacak miktarlarının geçici mühlet tarihi olan 25.09.2018 tarihine göre hesaplandığı, bu şekilde anılan eksikliğin giderildiği görülmüştür. Ancak bu noktada aleyhe hüküm verme yasağına değinmek gerekirse; taraflardan yalnız birinin istinaf etmiş olduğu hükmün istinaf eden tarafın aleyhine kaldırılamayacağını ifade eden aleyhe hüküm verme yasağı(aleyhe bozma yasağı), Yargıtayın yerleşik uygulamasında hükmün istinaf edenin aleyhine kaldırılması hâlinde, hükmü istinaf etmemiş olan diğer taraf lehine karar verilmiş olacağı, bu durumun hâkimin tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olduğu, talepten fazlasına veya talepten başka bir şeye karar veremeyeceği ilkesine aykırı düşeceği (6100 sayılı Kanun md. 25 ve 26) ve usulî kazanılmış hakların zedeleneceği yaklaşımı ile aleyhe bozma yasağının hukuk usulünde de geçerli olacağı, kamu düzenine ilişkin hususlar hakkında aleyhe bozma yasağından, hüküm bakımından ise aleyhe hüküm verme yasağından bahsedilemeyeceği kabul edilmektedir. Nitekim aynı hususlar Hukuk Genel Kurulunun 29.11.2022 tarihli ve 2021/13-431 Esas, 2022/1614 Karar sayılı kararında da vurgulanmıştır. Somut olay bakımından Dairemizin 2022/2102 esas 2023/2050 kararına konu istinaf başvurusunun sadece davacı tarafından yapıldığı ve anılan kararın davacı lehine kaldırıldığı, davalının istinaf başvurusu olmadığı, bu durumda mahkemece hüküm verilirken aleyhe hüküm verme yasağı kapsamında ilk verilen hükümden davacı aleyhine olacak şekilde daha azına hükmedilemeyeceği gözetilmeksizin ilk kararı istinaf eden davacı aleyhine olacak şekilde ilk hükümde belirlenen miktar olan 95.857,91 TL nakdi alacak miktarından daha azı olan 32.038,80 TL’ye hükmedilmesi hatalıdır. Yine 5411 sayılı Bankalar Kanunu’nda “gayri nakdi kredi” kavramı tanımlanmamıştır. Ancak, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca; muhatap banka, süresinde ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması hâlinde yasal sorumluluk miktarına kadar ödeme yapmak; çekin karşılığının kısmen bulunması durumunda ise, kalan meblağı tamamlamakla yükümlüdür. Aynı maddede ödeme yükümlülüğü ile ilgili bu hususun, hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayri nakdi kredi sözleşmesi hükmünde olduğu açıklanmıştır. Bu ödeme külfeti, sözü edilen Kanun gereğince bankalara yükletilmiş olduğundan, borçlunun bankadaki mevduatının bankaca müşterisine verilen her çek yaprağı için yasal sorumluluk miktarı ile sınırlı olarak banka lehine rehinli olduğunun kabulü zorunludur. Banka ile müşterisi arasında yapılan teminat mektubu veya çek hesabı açma sözleşmelerinde banka lehine risk gerçekleşmeden teminat mektubu bedeli veya karşılıksız çek bedelinden bankanın ödemek zorunda kalacağı meblağın depo edilmesini isteme yetkisi, söz konusu alacağın mevcut olduğunu göstermediği gibi, istenebilir olduğunu da göstermez (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun, 27.12.2017 tarih, 2016/1 E., 2017/6 K. sayılı kararı). Karşılıksız çıkan çeklerde yaprak başına bankaya yüklenen sorumluluk , sözleşmesel değil yasal bir gayri nakdi kredi niteliğindedir. Buna göre banka, çekin karşılıksız kalması halinde , Kanunda öngörülen diğer şartlarında yerine getirilmesi suretiyle hamile Kanunda öngörülen tutarı ödemek zorundadır. Bu haliyle karşılıksızlık bankanın Kanun gereği yüklendiği bir sorumluluk niteliğindedir. Hamile yapılan ödeme ile nakdi krediye dönüşerek istenebilir hale gelir. Açıklanan yasal gerekçeler ve yer verilen içtihat kapsamında, konkordato talep tarihinde karşılıksız olduğu tespit edilmeyen çek yaprakları yönünden temlik eden bankanın muaccel bir alacağı mevcut değildir. Henüz çek yaprak bedelleri ödenmemiştir. Kaldı ki konkordato geçici mühlet karar tarihinden sonra doğan alacaklar konkordatoya tabi bir alacak olmayacaktır. Mahkemece bu hususlar dikkate alındığında gayrinakdi alacaklar yönünden depo talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı ise de, davalı tarafından bir istinaf bulunmaması nedeniyle ve istinaf yoluna davacı tarafça gelinmesi nedeniyle aleyhe hüküm verme yasağı kapsamında bu husus sadece eleştirilmekle yetinilmiştir. Bilindiği üzere; Bu dava ile çekişmeli alacağın konkordato projesi kapsamına dahil olup olmayacağı hususu belirlenecektir. Davanın kabul edilmesi belirli bir para alacağının tahsilini değil sadece konkordato projesine dahil edilmesi sonucunu doğuracaktır. Bu haliyle davanın alacaklı ile borçlu arasında geçen gerçek anlamda bir eda davası olmadığından, dava sonunda verilen hükmün yalnız konkordato talep eden borçlunun konkordato projesine katılıp katılmayacağı veya ne miktarda katılacağını belirlemeye yönelik olacağından davanın bu niteliğine göre alacak davasından farklı olarak, bu dava, niteliğine göre maktu harca tabidir. (Dairemizin 2022/286 esas 2023/54 karar sayılı ilamı) Bu nedenlerle dava konusu harcın maktu olarak hesaplanması gerekirken, davanın niteliğine göre olayda uygulama yeri bulunmayan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/3021 esas 2021/3416 karar sayılı ilamına atıf yapılarak nakdi ve gayri nakdi talep yönünden ayrı ayrı ve nakdi alacak talebi yönünden nispi harç ve yargılama gideri hesaplanması da hatalıdır. Yine çekişmeli alacak davalarında; kabulüne karar verilen tutarın tasdik edilen konkordato projesi çerçevesinde ödenmesine karar verilmesi (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2025/3201 esas 2025/3894 karar sayılı ilamı) gerekmekte olup, ilk derece mahkemesince davanın niteliğine uymayacak ve infazda duraksama yaşatacak şekilde "32.038,80.-TL nakdi alacak ve 36.800,00.-TL gayri nakdi alacağının bulunduğunun tespitine, bu miktarın davalı Maya Kırtasiye ve Bilgisayar Sistemleri Gıda Temizlik Ürünleri Ticaret Limited Şirketi'nin mahkememizin 2018/751 Esas 2020/262 Karar sayılı dosyasında tasdik edilen konkordato projesine dahil edilmesine (yasal çek sorumluluk tutarı riski nedeniyle 36.800,00.-TL'nin davacı banka nezdinde açılacak faiz getirmeyen bir hesapta davalı tarafından depo edilmesine), konkordato yürürlükte bulunduğu sürece hüküm altına alınan alacağın konkordato koşullarına göre, konkordato ortadan kalktığı takdirde ise hüküm altına alınan alacağın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine (İstanbul Anadolu 13. İcra Dairesinin 2019/12240 sayılı takip dosyası ile tahsilde tekerrür etmemek kaydı ile), fazlaya ilişkin istemin reddine" şeklinde hem çekişmeli alacağın projeye eklenmesi hükmü, hem de koşullu olarak alacak hükmü kurulması doğru olmadığından kararın bu nedenle de kaldırılması gerekmiştir. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, yerel mahkemenin kararının yukarıda açıklanan nedenlerle kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜNE; Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/04/2024 tarih, 2024/12 Esas - 2024/321 Karar Sayılı kararının KALDIRILMASINA, 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, a-Davanın KISMEN KABULÜNE, davacının çekişmeli kalan; -95.857,91-TL nakdi alacak ve 36.800,00.-TL gayri nakdi alacağının bulunduğunun tespitine, bu miktarın davalı Maya Kırtasiye ve Bilgisayar Sistemleri Gıda Temizlik Ürünleri Ticaret Limited Şirketi'nin dairemizin 2021/376 esas 2021/386 Karar sayılı dosyasında tasdik edilen konkordato projesine dahil edilmesine (yasal çek sorumluluk tutarı riski nedeniyle 36.800,00.-TL'nin davacı banka nezdinde açılacak faiz getirmeyen bir hesapta davalı tarafından depo edilmesine), fazlaya ilişkin istemin reddine, b-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00.-TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 3.880,33.-TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.148,33.-TL'nin talep edilmesi halinde davacıya iadesine, c-Arabuluculuk sürecine yönelik, 1.320,00.-TL arabuluculuk ücretinin 6183 sayılı Kanuna göre ve davalı aleyhine açılan davanın kısmen kabul edilmesi nedeniyle kabul ret oranına göre 633,60.-TL'sinin davalıdan, bakiyesinin davacıdan tahsili için Hazineye yazı yazılmasına, ç-Davacı tarafından ödenen 732,00.-TL harç ile 54,40.-TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, d-Davacı tarafından yatırılan ve tebligat, posta gideri olarak sarf edilen 1.262,00.-TL ve 2.185,10.-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.477,10.-TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre 1.669,00-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerine bırakılmasına, e-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T. 13/1-2 maddesi uyarınca kabul edilen nakdi alacak miktarı üzerinden hesap ve takdir edilen 45.000,00.-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, f-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T. 13/1-2 maddesi uyarınca reddedilen nakdi alacak miktarı üzerinden hesap ve takdir edilen 45.000,00.-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, g-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana İADESİNE, 2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları; a-İstinaf Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına, b-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, c-Davacı tarafından yapılan 1.169,40-TL İstinaf Kanun yolu masrafı ile 131,40 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.300,80 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, ç-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, d-Davacının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince davacıya iadesine, e-2004 sayılı İİK'nın 36-(5) maddesi gereğince İstanbul 29. İcra Dairesi 2022/18734 Esas sayılı dosyasına sunulan teminatın (nakit/teminat mektubu) yatırana iadesine, f-Kararın 6100 sayılı HMK'nın'nın 359-(4) maddesi uyarınca temyizi kabil kararın Dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/01/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*