T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1405 KARAR NO : 2026/242 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15.06.2023 NUMARASI : 2022/785 Esas 2023/404 Karar DAVANIN KONUSU : Sigorta (Kaza Sİgortası Kaynaklı) KARAR TARİHİ : 12.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 12.02.2026 Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.06.2023 tarih 2022/785 Esas 2023/4…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1405 KARAR NO : 2026/242 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15.06.2023 NUMARASI : 2022/785 Esas 2023/404 Karar DAVANIN KONUSU : Sigorta (Kaza Sİgortası Kaynaklı) KARAR TARİHİ : 12.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 12.02.2026 Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.06.2023 tarih 2022/785 Esas 2023/404 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı sigorta vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, 09.05.2022 tarihinde, 17:10 sularında, müvekkiline ait.... plaka sayılı aracın,... ili, ... ilçesi, ...Semtinde seyir halinde iken, .... plaka sayılı aracın yan yoldan ana yola hızla geçerek müvekkilinin aracına çarpması neticesinde yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkiline ait.... Marka... Model, ... plaka sayılı araçta ,15.210,00 TL hasarın meydana geldiğini, iş bu hasar nedeniyle kusurlu aracın ZMMS (trafik) poliçesini tanzim eden davalı.... A.Ş.'ne ihbarda bulunulduğunu ve sigorta tarafından hasar dosyası açıldığını, sigorta şirketi tarafından, dosyanın ekspere gönderildiğini, bu raporda aracın onarımı için 15,210.00 TL bedel belirlendiğini, ayrıca 10.000 TL değer kaybı olduğunun belirlendiğini, ancak davalılarca müvekkilinin zararının giderilmediğini, herhangi bir ödeme yapılmadığını, .... plakalı aracın sürücüsü ....'ın; kaza tespit tutanağı ve kazanın oluş şekli, olay yeri resimleriyle beraber değerlendirildiğinde görüleceği üzere %100 (tam ve asli) kusurlu olduğunu, bu nedenle, trafik sigortacısı olan davalının, limiti dahilinde tam olarak sorumlu olduğunu, TTK 1409 madde de davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun belirtildiğini, ispat yükünün Sigorta Şirketi üzerinde olduğunu, sigorta şirketinin sorumluluğunun gerçek zararı karşıladığını, sigorta şirketinin asıl sorumluluğunun Borçlar Kanununun haksız fiil hükümleri gereği gerçek zarar bedelinden olduğunu, sorumluluk hukukunda "Sigorta Tazminatının Zararın Gerçek Miktarı İle Sınırlı Olması" temel ilkelerinden olduğunu, "Sorumluluk sigortası bir tür zarar sigortası olduğundan, bu tür sigortalarda üçüncü şahısların maruz kaldıkları gerçek zararın giderilmesi amaçlanmaktadır." denildiğini, gerçek zararın ise, aracın orijinal parçaları üzerinden işlem yapılması, iskonto uygulanmaması ve KDV bedelinin ödenmesi olduğunu, davacının, meydana gelen trafik kazası sonrasında aracını tamirat için servise bıraktığını, bu nedenle aracından yararlanamadığını, bir çok külfete katlandığını, katlanılan bu külfetlerin tamamının da dava konusu trafik kazası sonucu davacı aracının hasarlanmasından kaynaklandığını, Yerleşik Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere araç sahibinin aracından yoksun kaldığı süre boyunca makul bir tazminata hak kazandığının açık olduğunu, onarım süresince kullanılamayan araçlardan dolayı kazada kusuru bulunan araç sahibinin sorumlu olduğunu, davacının uzun süredir aracını kullanmaktan yoksun kaldığı için ikame araç bedelinin de ödenmesi gerektiğini, davalı.....'ın davacının aracına çarpmasından dolayı araç mahrumiyet bedelinden doğrudan sorumluluğunun mevcut olduğunu, açıklanan tüm hususlar çerçevesinde müvekkiline ait araçta oluşan hasar nedeniyle davalıların sorumluluğunun bulunduğunu, iş bu nedenlerle fazlaya dair hakları sakla kalmak üzere, HMK 107 uyarınca mahkemece toplanacak deliller nazara alınarak, trafik kazası nedeniyle davacının aracında oluşan şimdilik; 100,00 TL hasar bedelinin ve 100,00 TL değer kaybı bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen hasarı ret tarihinden (sigorta şirketleri açısından ret tarihi- diğer davalı açısından kaza tarihinden) ve 100,00 TL ikame araç bedelinin ise davalı .....dan kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiş ve 03/05/2023 tarihli dilekçesi dava değerini arttırmıştır. CEVAP : Davalı sigorta vekili, müvekkili ile davacı arasında 09.05.2022 tarihinde aracın rayicinin 32.000 TL olduğu; sovtaj bedelinin 22.000 TL olduğu ve kusur tenzili ile hasar tazminatı bedelinin 10.000 TL olduğu hususunda mutabaktaname- taahhütname ve ibra imzalandığını, ancak aracın çekme belgesinin ibraz edilmediğini, aracın devrinin de yapılmadığını, dolayısıyla müvekkilinin sorumluluğunun olmadığını, dava şartı yokluğundan red kararı verilmesi gerektiğini, müvekkili olan şirkete başvuru yapılmadan değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli talebi ile dava açıldığını, davacının talep ettiği tazminat tutarı açısından müvekkili şirkete yapmış olduğu herhangi bir başvurunun bulunmadığını, oysa 6704 sayılı kanunla 2918 sayılı kanın 97. Maddesi gereğince, davacının değer kaybı ile ilgili müvekkili olan şirkete başvuru yapmadığını, belirsiz alacak davasının menfaat yokluğu nedeni ile reddinin gerektiğini, HMK 6. madde gereği yetkili mahkemenin davalı tarafın davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri olduğunu, bu nedenle davanın yetki yönünden reddi ile dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesi 'ne gönderilmesini talep ettiklerini, davanın, kazaya karışan her iki araç malikinin de ticari işletmesiyle ilgisi olmayan dolayısıyla "ticari iş" niteliğinde olmayan bir trafik kazasından kaynaklandığını, davacı ile müvekkili şirket arasında da bir sözleşme olmadığını, olayın haksız fiile dayandığı dikkate alındığında davanın Asliye Ticaret Mahkemesi değil Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görülmesi gerektiğini, dolayısıyla mahkememize görev yönünden itiraz ettiklerini, Türk Ticaret Kanununun 5/3 fıkrası gereği Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin kamu düzeninden olan 'görev'e ilişkin olduğundan davada görevsizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, değer kaybı ve ikame araç bedeli talebiyle ilgili müvekkili şirkete başvuru yapılmadığını, hasar tazminatı yönünden ise eksik evrakla başvuru yapıldığını, davanın usulden reddinin gerektiğini, pert olan araçlar için değer kaybı oluşmadığını, ikame araç bedelinin ise teminat dışı olduğunu, iş bu davanın haksız ve kötü niyetli açıldığını, davacının işbu mutabakatnameye ve ibraya uyması gerektiğini belirterek, öncelikle davanın yetkili, görevli mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesi olmasından dolayı ilk itirazlarının değerlendirilmesine; aksi kanaatte ise esas yönünden izah edilen talepleri ile inceleme yapılarak davanın reddine karar verilmesini karar verilmesini talep etmiştir. Davalı...., 09.05.2022 tarihinde.... plakalı araç ile kullanmakta olduğu .... plaka sayılı aracın çarpışması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, kendisinin bu kazada tam ve asli kusurlu olduğu iddialarına katılmadığını, her ne kadar kaza tespit tutanağında tam ve asli kusurlu olduğu belirtilmiş ise de kaza tespit tutanağına itiraz ettiğini, ayrıca kullandığı .... plakalı aracın .... AŞ tarafından yapılmış zorunlu mali mesuliyet sigortası bulunduğunu, sigorta poliçesine göre 50.000 TL'ye kadar maddi tazminatın teminat altına alındığını, ayrıca zarar kalemlerinin miktarlarına itiraz ettiğini, zararın davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, zira araçta meydana gelen zararın hangisinin kazadan önce var olduğu veya hangisinin kazadan sonra meydana geldiğinin belli olmadığını, zararların bilirkişi marifetiyle hesaplanmadığını, davacı tarafın talep ettiği mahrumiyet bedeline ilişkin olarak; söz konusu aracın motosiklet olduğunu, tamirinin çok kısa sürdüğünü, bu istemin tazminat talebi olduğundan ortada bir zararın oluşması gerektiğini, davacı tarafın, araçtan kaç gün süre ve ne şekilde mahrum kaldığını, ne şekilde zarar ettiğini açıkça ispatlaması gerektiğini, davacı tarafın talep etmiş olduğu maddi tazminat taleplerinin fahiş düzeyde olduğunu, bu durumun yargılama sırasında bilirkişi incelemesiyle de sabit hale geleceğini, davacının talep ettiği maddi tazminat miktarının uğradığı zararların ötesine geçtiğini, adeta bir kazanç elde edimi amacına dönüştüğünü, bu sebeple, davacının maddi tazminat talebine itiraz ettiğini, izah edilen tüm nedenlerle; fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla; davacının haksız davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 09/05/2022 tarihli trafik kazasından kaynaklı olarak 30/11/2022 tarihli kusura ilişkin rapora göre olayda davalı ....'in tam kusurlu olduğu, sigorta ve makine bilirkişisinden hasara ve teminata dair alınan 02/05/2022 tarihli rapora göre ise olaydan kaynaklı ....plaka sayılı aracın 15.210,00 TL hasara, 5.000,00 TL değer kaybına uğrayacağı, söz konus taleplerin davalı sigorta teminatı kapsamında olduğu ve yine olay sebebiyle davacının 1.500,00 TL ikame araçtan kaynaklı zararının oluştuğu yönündeki tespite iştirak edilmekle açılı davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur. Karara karşı davalı sigorta vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı sigorta vekili, davacı aracının çekme belgeli olarak pert işlemi görmesi hususunda tarafların anlaştığı ve mutabakatname imzalandığı, hak sahibi ile rayiç bedel, sovtaj konusunda ibra belgesi imzalandığı ve ancak çekme belgesinin ibraz edilememesi nedeniyle usulüne uygun başvuru yapılmadığı, her halükarda hasar bedel hesaplamasının hatalı olduğu, genel şartlar kapsamında iskonto uygulanmamasının hatalı olduğu, tazminat talebinin de genel şartlara göre değerlendirilip hesaplanması gerektiği, araç onarımından sonra değişen parçaların olması halinde bunların sigorta şirketine verilmesi gerektiği, KDV'den sorumlu olunmadığı, pert araçlar yönünden değer kaybı oluşmayacağı, geriye dönük hasar kayıtlarının incelenmediği ve davanın açılmasına sebebiyet verilmediğinden yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olunmadığı hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazasından kaynaklı hasar, değer kaybı ve ikame araç zarar tazmin istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dava konusu talepler yönünden açılan iş bu maddi tazminat davasının haksız fiil hükümleri çerçevesinde koşullarının oluşup oluşmadığının incelenerek sonuca gidilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda talebin haklılığına kanaat getirebilmek için davacının zararını, sorumluluk atfedilen davalı/davalıların hukuka aykırı ve kusurlu davranışlarının olduğu ve davacı zararı ile bu kusurlu davranış arasında illiyet bağının varlığının tespit edilmesi gerekmektedir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.) Bununla birlikte ZMMS sigortacısının sorumluluğu ise poliçe limitleri dahilinde olacaktır. Sigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın, onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorundadır. (Yargıtay 17 HD 05.06.2014 tarihli 2014/9038 E. 2014/9078 K. sayılı ilamı) Davalı sigorta şirketi tarafından talep konusu hasar ve değer kaybına dair hükme esas alınan rapordaki hesaplama ve değerlendirmelerin yerinde olmadığı gibi hesaplamanın genel şartlarda belirtilen formüle göre yapılması gerektiği bununla birlikte davacı yan hasara yönelik ibraname imzalandığı bunun değerlendirmeye alınmamasının doğru olmadığı belirtilmiş ise de gerek hasar gerekse de değer kaybı yönünden davacı zarar talebinin gerçek zarar olduğu, hükme esas alınan raporda da serbest piyasa rayiçleri üzerinden hesaplama yapılmasının bu anlamda yerinde ve isabetli olduğu, talep konusu hasar bedelinin yukarıda belirtilen kriter kapsamında hesaplandığı gibi değer kaybı zararının aracın kazadan önceki ikinci el piyasa rayiç değeri ile kazadan sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki fark kadar olacağı gözönüne alınmakla İDM'ce hükme esas alınan raporun bu yönden tanzim edildiği, aracın geçmiş hasar kaydı yönünden yazılan müzekkere cevabının dosya arasına alındığı ve geçmiş hasara yönelik hasar bilgisi belirtilmediği, buna göre gerek piyasa rayiçleri üzerinden hesaplama sebebinin gerekçesinin raporda belirtildiği gerekse yapılan hesaplamaların piyasadaki emsaller yönünden karşılaştırmasının yapıldığı anlaşılmakla raporun denetime elverişli olduğu gibi iddianın aksine yeterli teknik incelemeyi de içerdiği anlaşılmakla bu kapsamda bahse konu ibranamenin aracın pert olarak değerlendirilmesi halinde uygulanmasının değerlendirilebileceği ve ancak somut olayda aracın pert olmadığının hükme esas alınan rapor ile anlaşıldığına göre davalı iddiasının aksine mutabakatname başlıklı belgenin somut olayda uygulanma durumunun olmadığı değerlendirilerek bu kapsamda ileri sürülen istinaf nedenlerinin de yerinde olmadığı kabul edilmiştir. Toplanan deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; yerleşik uygulamada belirlenen ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan incelemede, 09/05/2022 tarihli trafik kazasının oluşumunda davalı ....'in tam kusurlu olmasına, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, hasar ve değer kaybının yerleşik uygulamda benimsen ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak tespit edilmesine, davacının aracından tamir süresi kadar mahrum kalacağından bu yönden hesaplama yapılmış olmasına, araçtaki hasarın kaza ile uyumlu ve zararın gerçekçi olmasına, aracında oluşan zarar dolayısıyla davacın tazminatına hak kazanmasınına, hasar ve değer kaybı bedelinin poliçe limiti dahilinde hüküm altına alınmasına, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının ve davacının poliçe kapsamındaki yükümlülüklerine kasten aykırı davrandığının davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilememiş olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, ileri sürülen istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı sigorta vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı sigorta yönünden istinaf karar harcı olan 1.483,01-TL'den peşin alınan 350,00-TL'nin mahsubu ile bakiye 1.133,01-TL harcın davalı sigortadan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı sigorta tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.