İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından, müvekkili aleyhine 100.000,00 TL bedelli bir adet sahte senet düzenlenmek suretiyle Bakırköy 7. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, mezkur bononun sahte olduğunu, müvekkilinin bir dönem yetkilisi olduğu şirket ile da…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2024/163 KARAR NO:2026/472 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:04/10/2023 NUMARASI:2018/1339 E. - 2023/963 K. DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından, müvekkili aleyhine 100.000,00 TL bedelli bir adet sahte senet düzenlenmek suretiyle Bakırköy 7. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, mezkur bononun sahte olduğunu, müvekkilinin bir dönem yetkilisi olduğu şirket ile davalı inşaat yapım işinde adi ortaklığa giriştiğini, müvekkilinin yetkilisi olduğu şirketin üçüncü kişilerle taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığını, daha sonra davalı taraf da bu sözleşmelerden müvekkilinin yetkilisi olduğu şirketin yükümlülüklerine ve de haklarına adi şekilde ortak olduğunu, aralarında yapılan sözleşmenin arsa sahibi ile müvekkilinin yetkilisi şirketin arasında noter huzurunda yapılan sözleşmeye eklenemeyeceğinden, davalının arsa sahibinden hak iddia etmesinin mümkün olmamasından dolayı ve de muhtemel olumsuz durumların yaşanmasının önüne geçmek maksadıyla 2 adet teminat senedinin düzenlenerek ...'e teslim edildiğini, teminat senetlerinin 22.04.2016 düzenlenme tarihli ödeme tarihinin belirtilmediği 100.000,00 TL bedelli ... lehdarının ... olduğu senet ve düzenlenme ve ödeme tarihini müvekkilinin henüz hatırlayamadığı 30.000,00 TL bedelli keşidecinin ... lehdarının ... olduğu senetlerinden ödeme tarihi olmayan 100.000,00 TL bedelli 22.04.2016 düzenlenme tarihli bono söz konusu adi ortaklığın kurulmasından sonra davalı ...'e verildiğini, daha sonra ...'in üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı 11.08.2016 tarihinde davalı ...'ten geri alındığını, davamıza konu olan Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü'nün ... dosyasından müvekkili aleyhine girişilen takipteki 100.000,00 TL bedelli bononun sahte olduğunu, davalı taraf her ne kadar üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmese de hakkına düştüğünü iddia ettiği oranın çok üzerinde bir oranla yapımı biten daireleri sattığını ve de bedellerini elden müşterilerden tahsil ettiğini, ortağına getirmediğini, müvekkiline icra dosyasından yapılan tüm tebligatların usulsüz olduğunu, müvekkilinin icra dosyasında alacaklı olarak gözüken ...'e her ne nam altında olursa olsun herhangi bir borcu bulunmadığını, aksine ... Şti'nin bir dönem yetkilisi ve ortağı olarak davalıdan alacaklı olduğunu, bonodaki imzaya açıkça itiraz ettiklerini, her ne kadar bono sahte olsa da; buna istinaden zamanaşımı itirazında bulunduklarını, beyanla takibin teminatsız olarak durdurulmasını, müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespitine, %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu bono altındaki imzaların davacıya ait olduğunu, dava konusu 100.000,00 TL'lik bononun dava dilekçesinde bahsedilen ortaklık ile ilgisi olmadığını, tarafların 1/2 masraf ve kazanç ortaklığı ile dava dilekçesinde bahsedilen ...'daki yap-sat işlerine girdiğini, fakat davacı masraf yükümlülüğünün sadece %17'sini yerine getirdiğini, masrafın kalan %83'ü müvekkili tarafından karşılanmak zorunda kalındığını, davacının inşaatlar devam ederken sırf işçilere ve tedarikçilere ödeme yapmamak için ortaklıktan kaybolduğunu, telefonlarını kapattığını, kendisine ulaşılamadığını, müvekkile kendisine ait çekler ile kardeşi ... adına olan ancak müvekkilinin kullandığı çekler yazıldığını, çek karnesinin iptal edildiğini, bütün ticari itibarının sarsıldığını, müvekkili davacıya itibar etmediği için ... adi ortaklık projelerinde davacı adına yapmış olduğu ödemeler karşılığı davacıdan çeşitli miktarlarda bonolar aldığını, takip konusu 30.000,00 TL'lik bono hariç diğer bonolar ile takas edilerek ... projeleri için taraflar arasındaki alış-veriş sonlandırıldığını, ancak taraflar arasında bir de ...Projelerine ilişkin bir ortaklık olduğunu, davacının dava dilekçesinde bu ortaklıktan hiç bahsetmediğini, dava konusu 22/04/2016 keşide tarihli ve 100.000,00 TL bedelli bononun müvekkiline verilmesinin sebebinin ise tarafların ...Projelerindeki ortaklıkları olduğunu, davacının ... Projesinden hiç bahsetmediğini, sadece ... yap-sat projelerinden bahsettiğini, takip dosyasında davacıya yapılan bütün tebligatların usulüne uygun olduğunu, beyanla davanın reddini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararıyla; uyuşmazlığa konu olan senet üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığı, buna ilişkin alınan bilirkişi raporu ve adli tıp raporlarının birbiriyle uyumlu olduğu, adli tıp raporunda mukayese dışı tutulan senetteki imza ile uyuşmazlığa konu senetteki imzanın benzerlik gösterdiği tespit edilmişse de bu tespitin tek başına imzanın davacıya ait olduğunu ispatlayamayacağı, taraflar arasında öncesine dayalı ticari ilişkinin ve senet alışverişlerinin bulunduğu, davalının isticvap beyanında da ibranameyi yazdıkları tarihte davaya konu senedin kendisinde olduğunun ve yine senedin yanında imzalandığının beyan edildiği anlaşılmakla imza sahteliğine konu olan senet için davalı lehtar tarafından icra takibi yapılmasında davalı kötü niyetli kabul edilmesi gerekti gerekçesiyle;Davanın kabulü ile; davacının Bakırköy 13. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına konu 22/04/2016 tanzim tarihli 100.000 TL bedelli senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine,İİK 72/5. Maddesi uyarınca 20.000 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin 100.000 TL'lik senet üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ve müvekkili aleyhine kötü niyet tazminatına ilişkin verdiği kararın hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında inşaat işinden kaynaklanan bir adi ortaklık ve tasfiye süreci bulunduğunu, davacının borcuna karşılık iki adet senedi bizzat düzenleyip müvekkiline teslim ettiğini, aslında borç ilişkisini ve senetlerin varlığını kabul ettiğini, yargılama sürecinde davacının imza itirazında kararsız kalarak ve imza örneği vermekten ısrarla kaçınarak kötü niyetli bir tutum sergilediğini, yerel mahkemenin davacıya imza örneklerini sunması için üst üste kesin süreler vermesine ve davacının bu sürelere uymamasına rağmen müvekkili lehine oluşan usuli kazanılmış hak ilkesini ihlal ederek üçüncü ve dördüncü kez kesin süreler tanıdığını, davacının imza incelemesinden vazgeçmiş sayılması gerekirken usule aykırı şekilde inceleme yapıldığını, imza incelemesine esas alınan mukayese belgelerin eski tarihli veya fotokopi olması sebebiyle hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunun eksik ve hatalı olduğunu, senet üzerindeki imzanın davacının el ürünü olduğunu, baştan beri borcunu ödememek niyetinde olduğunu, belirterek yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekilinin istinafa cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyası incelendiğinde; davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine, 22/04/2016 keşide tarihli 02/03/2017 vade tarihli 100.000,00 TL., bedelli ve 11/08/2016 keşide tarihli 25/02/2017 vade tarihli 30.000,00 TL., bedelli bonoya istinaden 02/03/2017 tarihinde kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.Davanın konusu icra takibine konu olan iki bonodan sadece 22/04/2016 keşide tarihli 02/03/2017 vade tarihli 100.000,00 TL., bedelli bonoya ilişkindir. Mahkemece davalı isticvap edilmiştir.Davalı ...'in 13/12/2019 tarihli isticvabında; "biz davacı ile davacının yapmış olduğu 2 ayrı ...'de ve ...'te yapmış olduğu inşaat işinde kâr payına ortak olmak amacıyla kendisine 100.000,00 TL ayrı ayrı her bir inşaat için olmak üzere nakit para verdim ve dava konusu senedi ... 'te yapılan inşaat işine karşılık almıştım. Diğer arkasında 11/08/2016 tarihli ibranamenin bulunduğu 100.000,00 TL'lik senedi de ...'de bulunan inşaat işine karşılık vermiş olduğum nakit paraya istinaden almıştım. Davacı daha sonra 70.000,00 TL'lik bir ödeme yaptğından bu 100.000,00 TL'lik senedi kendisine verdim. O da bana 30.000,00 TL'lik bir senet verdi, bu nedenle davacı tarafça sunulan 100.000,00 TL'lik senet arkasındaki imza bana aittir, ancak bu dava konusu olan senet değildir. Bahse konu senetler iki farklı proje için verildiğinden bu nedenle ayrı senetler düzenlendi. Senetlerden birisini davacı bana yanında getirerek verdi. Diğerini ise yanımda imzaladı. Takibe konu olan senet yanımda imzalandı. Benim arkasına ibra yazmış olduğum senette ...'te başka senedim olmadığını yazmıştım ancak ben bu dönemde bir sıkıntım olduğundan ve davacı bana getirip ibraname olarak düzenleyelim dediğinden bu şekilde yazdım. Yani bu ibranamenin yazıldığı tarihte 100.000,00 TL'lik dava konusu olan senet bendeydi. Senetlerin teslim alınmasına ilişkin aramızda başka bir sözleşme olup olmadığını hatırlamıyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 20/12/2019 tarihli Bilirkişi raporunda özetle;" inceleme konusu senetlerdeki imzalar ile ...'nun karşılaştırma belgelerindeki imzaları arasında grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından saptanan benzemezlikler nedeni ile, alacaklısı ..., borçlusu ... olan, 22.04.2016 düzenleme tarihli, 100.000 TL bedelli iki adet senetteki imzaların, karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla, ...'nun eli ürünü olmadığı" belirtilmiştir.13/08/2021 tarihli ATK' na ait raporda özetle;" davacı ...'ya ait mukayeseye esas imzaların tersim özellikleri bakımından farklılıklar gösteren iki grup oluşturduğu; davacı tarafça mukayeseye esas olarak sunulan, borçlu imzası kısmı bantla tutturulmuş olan senetteki borçlu imzalarının birinci grubu; diğer mukayese imzalarının ise ikinci grubu oluştuğu, inceleme konusu senetteki borçlu imzaları ile ...'nun sınırlı sayıda birinci grup mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından, inceleme konusu senetteki borçlu imzaları ile birinci grup mukayese imzaların kuvvetle muhtemel aynı elin ürünü olduğu, birinci grup imzalar mukayese dışı tutularak yapılan incelemede ise; inceleme konusu senetteki borçlu imzaları ile ...'nun ikinci grup mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'nun eli ürünü olmadığı" belirtilmiştir.ATK'na ait 23/03/2023 tarihli raporda özetle;" inceleme konusu senette atılı borçlu imzaları ile ...'nun mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'nun eli ürünü olmadığı, inceleme konusu senetteki borçlu imzaları ile mukayese dışı tutulan senetteki borçlu imzaları kendi aralarında tersim özellikleri bakımından uygunluk ve benzerlik gösterirken, dosyada yer alan ...'ya ait mukayese imzalardan farklılıklar gösterdiği, ancak 22/01/2019 tarihli dava dilekçesi içeriğinden; tarafımızca mukayese dışı tutulan, arka yüzünde 11/08/2016 tarihli yazı bulunan senedin ve dolayısıyla bu senetteki borçlu imzalarının davacı tarafça kabul edildiği" belirtilmiştir.Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir.İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.Somut olayda davacı tarafından icra takibine konu,bonolardan 22/04/2016 keşide tarihli 02/03/2017 vade tarihli 100.000,00 TL., bedelli bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü alınan bilirkişi raporu ve ATK raporu ile imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiği, imzaya itirazın mutlak itirazlardan olduğu herkese karşı ileri sürülebileceği ve davalının isticvap beyanı ve dava konusu olmayan başka bir senet arkasında yazılı 11/08/2016 tarihli yazıda davacının, davalı da başka senedi olmadığının belirtildiği de gözetildiğinde, davanın sübut bulduğu anlaşılmakla, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir.Davalı istinafında kesin süreye riayet edilmediğini ileri sürmüş ise de 15/03/2019 ve 10/07/2019 tarihli duruşmaya asilin katılmadığı vekilin hazır olduğu, davacı asilin duruşmada hazır olması için vekile yapılan tebligat hukuki sonuç doğurmayacağından, kaldı ki davacı asilin 0/07/2019 tarihli duruşmaya raporlu olması sebebi ile mazeretine binaen katılmadığı anlaşılmakla bu istinaf sebebine itibar edilmemiştir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/10/2023 tarih ve 2018/1339 E., 2023/963 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.831,00 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.707,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.123,25 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 12/03/2026