10. Hukuk Dairesi 2023/5896 E. , 2023/6539 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/312 E., 2023/99 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasındaki sigorta başlangıcının tespiti davasında İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kabulüne dair kararına karşı süresi içinde SGK vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; verilen karara karşı davalı ... vekilinin temyiz isteminde bulu…
**10. Hukuk Dairesi 2023/5896 E. , 2023/6539 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/312 E., 2023/99 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasındaki sigorta başlangıcının tespiti davasında İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kabulüne dair kararına karşı süresi içinde SGK vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; verilen karara karşı davalı ... vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, 26.12.1983 tarihinde Sezerler Kasa İmalat hanesinde işe girdiğini, o tarihten itibaren sigortasının başlatıldığını, sigorta hizmetinin bir kaç yıl öncesine kadar dökümanlarda gözüktüğünü, fakat ne olduysa artık kaydının çıkmadığını, kuruma gittiğini ve sorduğunu ancak düzeltilmediğini bu nedenlerle sigortasının 26.12.1983 tarihinden itibaren tespit edilerek hizmetlerinin tarafına iadesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili, işyerinde 1997 yılının üçüncü döneminde 630465 tescil numaralı iş yerinde çalışmaya başladığı ve daha önce dönemde çalışmasının olmadığını, davanın hak düşürücü süreye uğradığını, davacının giriş bildirgesi varsa da hangi tarihte verildiği ve imzanın aitliği tespit edilmesini, çalışmanın fiili olup olmadığının araştırılarak karar verilmesini ve davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 24.10.2019 tarih ve 2018/358 Esas- 2019/380 Karar sayılı sayılı kararıyla; davanın kabulü ile davacının 35379.51 sicil nolu işyerinde 26.12.1983 tarihinde davalı işyerinde işçi olarak çalıştığının tespitine, karar verilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi kararının süresi içerisinde davalı Kurum vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairemizin 16.12.2020 tarihli ve 2020/8706 E. 2020/7242 K. sayılı ilamında, "..Her ne kadar Mahkemece, davacının İl Milli Eğitim Müdürlüğü nezdinde çıraklık kaydına ve öğrencilik kaydına rastlanmadığı,dinlenen tanık beyanları kapsamında davacının çırak olarak değil de normal ücret alıp çalışan işçi niteliğinde görülmek suretiyle hüküm kurulmuşsa da yapılan yapılan inceleme eksik araştırmaya dayalıdır. Mahkemece iş yerinde yapılan işin niteliği,kapsam ve kapasitesi,davacının burada yapmış olduğu çalışmanın iş yerindeki üretime katkısının olup olmadığı yani çalışmanın bir mesleğin öğrenilmesine yönelik olarak çıraklık ilişkisine mi, yoksa diğer çalışanlar gibi üretime yönelik olarak mı gerçekleştiği incelenmek suretiyle çalışma olgusu ve niteliği şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenip, sonucuna göre karar verilmelidir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B.İkinci Bozma Kararı 1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 21.11.2018 tarihli ve 2021/62 E. 2021/529 K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne davacının 35379.51 iş yeri sicil numaralı sezerler kasa atölyesi uvanlı iş yerinde 26/12/1983 tarihinde çalışmış olduğunun tespitine, karar verilmiş; karara karşı davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin 30.03.2022 tarihli, 2022/2626 2022/4689 K. sayılı ilamında;"...Mahkemece, bozma ilamına uyulmuşsa da bozma gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Somut olayda, 12.01.1971 doğumlu davacının 26.12.1983 tarihinde 12 yaşında olduğu,dava dışı 397 sicil no.lu Sezerler Kasa Atölyesi isimli işyerinde kamyon ahşap kasa imalatı yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, iş yerinde yapılan işin niteliği, kapsam ve kapasitesi, yukarıda anılan tespitin istendiği dönemde yürürlükte bulunan Çırak Kalfa ve Ustalık Yasasının ilgili hükümleri de gözetilerek davacının burada yapmış olduğu çalışmanın iş yerindeki üretime katkısının olup olmadığı yani çalışmanın bir mesleğin öğrenilmesine yönelik olarak çıraklık ilişkisine mi, yoksa diğer çalışanlar gibi üretime yönelik olarak mı gerçekleştiği,davacının yaşının çıraklık dönemi içinde kaldığı hususu da gözetilerek, çalışma olgusu ve niteliği şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenip, sonucuna göre karar verilmelidir. Kabule göre de; 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesi; malüllük,yaşlılık ve ölüm sigortaları uygulanmasında 18 yaşından önce malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık sürelerinin 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edileceği, ancak, bu tarihten önceki sürelerin prim ödeme gün sayısına dahil edileceği hükmünü içermekte olup, aynı Kanun'un geçici 54 üncü maddesi kapsamında 01.04.1981 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescili bulunmayan ve 12.01.1971 doğumlu olan davacı sigortalı hakkında bu hükme aykırı şekilde hüküm tesis edilmiş olması da ayrıca isabetsizdir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. C.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile"...Bozma ilamı sonrasında gelen dönem bordrolarından tanık seçilmesine karar verilmiş, tanık ..., ... ve ...'nun bozma ilamı kapsamında beyanları alınmış, dinlenen tanıkların davacının üretime katkısı olup olmadığı yönünde beyanları alınmış, alınan beyanlardan davacının üretime katkısı olduğu, çalışması karşılığında ücret aldığı, hem mesleği öğrendiği, kaynak, kasa montaj, boya ve benzeri işler yaptıklarını beyan ettikleri dikkate alınmıştır. Somut vakada Yargıtay ilamı gereğince gerekli araştırmalar yapılarak tanıklar yeniden dinlenilmiş, yine önceki ilamda tespit edildiği üzere ... Belediyesi Zabıta Amirliğine de müzekkere yazılmış, ilgili zabıta amirliğinden gelen 13.09.2021 tarihli cevabi yazıda ise bahse konu işyeri hakkında , işyeri açma ve çalışma kaydı bulunmadığı mahkememize bildirilmiştir. Yine bahse konu işyerinin kapsam ve kapasitesi hakkında ... Ticaret ve Sanayi Odasına müzekkere yazılmış, gelen cevabi yazılarda ise işyerinin ticaret sicil gazetesi ve ticari durum tasdiknamesi mahkememize gönderilmiştir. Gelen ticari durum tasdiknamesine ilişkin belgede ticarethanenin 08.05.1981 tarihinde açıldığı görülmüştür. Yine ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne ait 14.09.2021 tarihli cevabi yazıda; Sezerler Kasap imalathanesine ilişkin bilgilerde bahse konu işyerinin 01.08.1986 tarihinde ticaret sicil müdürlüğüne kaydedildiği ve 15.12.2002 tarihinde ise şirketin terkin edildiği bilgisine ulaşılmıştır.Mahkememizce kurumdan gelen belgeler incelendiğinde Sezerler Kasap İmalathanesi unvanlı işyerinin ihtilaf konusu dönemde faaliyette olduğu anlaşılmıştır...." gerekçesiyle davanın kabulüne, Davacının 35379.51 iş yeri sicil numaralı Sezerler Kasa atölyesi uvanlı iş yerinde 26.12.1983 tarihinde bir gün müddetle çalışmış olduğunun tespitine, ancak sigorta başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği 12.01.1989 olduğunun tespitine, karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içind davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili,mahkeme tarafından "iş yerinde yapılan işin niteliği,kapsam ve kapasitesi,davacının burada yapmış olduğu çalışmanın iş yerindeki üretime katkısının olup olmadığı yani çalışmanın bir mesleğin öğrenilmesine yönelik olarak çıraklık ilişkisine mi, yoksa diğer çalışanlar gibi üretime yönelik olarak mı gerçekleştiği" yeterince incelenmeden, çalışma olgusu ve niteliği şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmeden davanın kabulüne karar verilmiştir denilmek suretiyle kararın bozulmasını talep etmiştir. C.Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık,sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 2. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun 2 inci, 3/II-B, 6'ncı, 108 inci, 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4 üncü, 5 inci,16 ıncı maddesi,3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10 uncu maddesi, 14 üncü maddesi, Geçici 4 üncü maddesi hükümleridir. 506 sayılı Kanun'un 108 inci maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanunun 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır. 506 sayılı Kanun’un 2 inci maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6 ncı madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanunun 35 inci maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür. Öte yandan aynı Kanunun 3/II-B maddesinde, özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu kanunun 35 inci maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda; sigortalı ile işveren arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve sigortalının çırak olup olmadığı belirlenirken çalışma ilişkisi irdelenmeli, çıraklık sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliğinin çalışma yerine sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi olduğu hususu gözetilmeli, sigortalının iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara eylemli olarak katılması ve meslek ve sanat eğitiminin ikinci plânda tutulması, bir başka anlatımla sigortalının emeğiyle iş yeri ve işverene katkıda bulunması durumlarında çıraklık ilişkisinin söz konusu olamayacağı benimsenmelidir. Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan ve 05.07.1977 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Yasasının 4 üncü maddesi çırağı, “Bu Kanuna tabi bir sanatı, o sanat için düzenlenen teorik ve pratik öğrenim programına göre o iş yerinde öğrenmek amacı ile bir çıraklık sözleşmesi ile bir işyeri sahibinin hizmetine giren kimse...” olarak tanımlamıştır. Kanun'un 5 inci maddesine göre çırak olabilmek için 12 yaşından küçük, 18 yaşından büyük olmamak gerekir. Kanun'un 16. maddesinde ise, işyeri sahibi veya temsilcisinin çırak adayını çalıştırmağa başlamadan önce velisi veya Kanuni mümessili ile üç örnek yazılı bir çıraklık sözleşmesi yapmaya mecbur olduğu, 20 maddesinde, sözleşmenin bir örneğinin Mahalli Çıraklık Eğitim Komitesine, derneğe kayıtlı ise ilgili derneğe veya odaya vermek ve sicil numarasını alarak sözleşmeye yazmak zorunda olduğu öngörülmüştür. 19.06.1986 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10 uncu maddesinde, çırak olabilmek için 13 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak, en az ilkokul mezunu olmak, bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak koşullarına yer verilip, 14 üncü maddesinde, çıraklık süresinin 3-4 yıl olduğu ve bu sürenin mesleklerin özelliğine göre ilgili kuruluşların görüşü alınarak Bakanlıkça belirleneceği kesintisiz olarak devam edeceği, Geçici 4 üncü maddesinde ise Kanun'un 25 inci maddesine göre sigorta primlerinin ödenmesine bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden mali yıl başından itibaren başlanacağı, bu tarihe kadar olan sürede primlerin işyeri sahiplerince ödenmesine devam edileceği düzenlemesi yer almaktadır. Çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; ..., 1977 Baskı, s;130). 3. Değerlendirme 1.Bu açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, Mahkemesince 12.01.1971 doğumlu davacının 26.12.1983 tarihinde 12 yaşında olduğu,dava dışı 397 sicil no.lu Sezerler Kasa Atölyesi isimli işyerinde ise kamyon ahşap kasa imalatı yapıldığı değerlendirildiğinde davacının, iş yerindeki çalışmasının üretime katılma şeklinde gerçekleştiği hususu her türlü tereddütten uzak şekilde ispatlanamadığı anlaşıldığından davanın reddi yerine kabulü yönünde hüküm kurulmuş olması isabetsizdir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan V. ... ile Üyeler ..., ... ve ...'nın oyları ve oy çokluğuyla, 07.06.2023 tarihinde karar verildi. KARŞI OY I. TEMEL UYUŞMAZLIK: 1.Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, İl Milli Eğitim Müdürlüğü nezdinde çıraklık kaydına ve öğrencilik kaydına rastlanmayan ve 12.01.1971 doğumlu olan davacı sigortalının 26.12.1983 tarihli işe giriş bildirgesine göre bir günlük çalışmasının çıraklık kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, sigortalının bu tarihte üretime yönelik çalışmayı ispatlayıp ispatlamadığı noktasında toplanmaktadır. 2. Mahkemenin ilk kabul kararı; "Konu ile ilgili olarak 3308 sayılı Yasa'nın 10. maddesinde çırak olabilmek için aranan şartlar arasında “...a) 14 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak. b) En az ilköğretim okulu mezunu olmak. c) Bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak.”hususları düzenlenmiş ve aynı maddeye 4702 sayılı Yasa'nın 9. maddesi ile eklenen fıkra ile 10.07.2001 tarihinden itibaren de 19 yaşından gün almış olanlardan daha önce çıraklık eğitiminden geçmemiş olanlar, yaşlarına ve eğitim seviyelerine uygun olarak düzenlenecek mesleki eğitim programlarına göre çıraklık eğitimine alınabileceği hükmü getirilmiştir. Diğer taraftan bir kişiye çırak denilebilmesi için, o kimsenin durumunun bu özel kanunda çıraklar hakkında yapılan tarife ve nitelendirmeye uyması gerekir. Yani, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile davacının belirtilen tarihte çırak olup-olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılarak karar verilmelidir. Kişi işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Her ne kadar Mahkemece, davacının İl Milli Eğitim Müdürlüğü nezdinde çıraklık kaydına ve öğrencilik kaydına rastlanmadığı,dinlenen tanık beyanları kapsamında davacının çırak olarak değil de normal ücret alıp çalışan işçi niteliğinde görülmek suretiyle hüküm kurulmuşsa da yapılan yapılan inceleme eksik araştırmaya dayalıdır. Mahkemece iş yerinde yapılan işin niteliği,kapsam ve kapasitesi,davacının burada yapmış olduğu çalışmanın iş yerindeki üretime katkısının olup olmadığı yani çalışmanın bir mesleğin öğrenilmesine yönelik olarak çıraklık ilişkisine mi, yoksa diğer çalışanlar gibi üretime yönelik olarak mı gerçekleştiği incelenmek suretiyle çalışma olgusu ve niteliği şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenip, sonucuna göre karar verilmelidir". gerekçesi ile bozulmuştur. 3. Bozma üzerine yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne dair kararın temyizi üzerine bu kez ise; "1. Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun’un geçici 7/1’inci maddesi uyarınca uygulama alanı bulan mülga 506 sayılı Kanun’un 79’uncu maddesi olup, tespiti istenen dönemde 2089 sayılı Çırak, Kalfa ve Ustalık Kanunu yürürlükte olduğundan uyuşmazlığın bu Kanun hükümleri ile 506 sayılı Kanun’un 2 ve 3’üncü maddelerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. 506 sayılı Yasa’nın 3. maddesinin II/B bendine göre, “Özel Kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları...” uygulanmamaktadır. Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan ve 05.07.1977 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Yasasının 4. maddesinde, bu Kanuna tabi bir sanatı o sanat için düzenlenen tarih ve pratik öğrenim programına göre o işyerinde öğrenmek amacıyla bir çıraklık sözleşmesi ile bir işyeri sahibinin hizmetine giren kimseye çırak deneceği; 16. maddesinde ise, işyeri sahibi veya temsilcisinin çırak adayını çalıştırmağa başlamadan önce velisi veya kanuni mümessili ile üç örnek yazılı bir çıraklık sözleşmesi yapmağa mecbur olduğu; 20 maddesinde, sözleşmenin bir örneğinin Mahalli Çıraklık Eğitim Komitesine, derneğe kayıtlı ise ilgili derneğe veya odaya vermek ve sicil numarasını alarak sözleşmeye yazmak zorunda olduğu bildirilmiştir. Diğer taraftan bir kişiye çırak denilebilmesi için, o kimsenin durumunun bu özel kanunda çıraklar hakkında yapılan tarife ve nitelendirmeye uyması gerekir. Yani, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile, davacının belirtilen tarihte çırak olup-olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılarak karar verilmelidir. Kişi işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Mahkemece, bozma ilamına uyulmuşsa da bozma gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Somut olayda, 12.01.1971 doğumlu davacının 26/12/1983 tarihinde 12 yaşında olduğu,dava dışı 397 sicil no.lu Sezerler Kasa Atölyesi isimli işyerinde kamyon ahşap kasa imalatı yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, iş yerinde yapılan işin niteliği, kapsam ve kapasitesi, yukarıda anılan tespitin istendiği dönemde yürürlükte bulunan Çırak Kalfa ve Ustalık Yasasının ilgili hükümleri de gözetilerek davacının burada yapmış olduğu çalışmanın iş yerindeki üretime katkısının olup olmadığı yani çalışmanın bir mesleğin öğrenilmesine yönelik olarak çıraklık ilişkisine mi, yoksa diğer çalışanlar gibi üretime yönelik olarak mı gerçekleştiği,davacının yaşının çıraklık dönemi içinde kaldığı hususu da gözetilerek, çalışma olgusu ve niteliği şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenip, sonucuna göre karar verilmelidir. 2-Kabule göre de; 506 sayılı Kanunun 60/G maddesi; malüllük,yaşlılık ve ölüm sigortaları uygulanmasında 18 yaşından önce malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık sürelerinin 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edileceği, ancak, bu tarihten önceki sürelerin prim ödeme gün sayısına dahil edileceği hükmünü içermekte olup, aynı Kanunun geçici 54. maddesi kapsamında 01.04.1981 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescili bulunmayan ve 12.01.1971 doğumlu olan davacı sigortalı hakkında bu hükme aykırı şekilde hüküm tesis edilmiş olması da ayrıca isabetsizdir." gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir. 4. Mahkemece ikinci bozma üzerine yapılan yargılama sonunda, "dinlenen tanık anlatımlarına göre davacının üretime katkısı olduğu, çalışması karşılığında ücret aldığı, hem mesleği öğrendiği, kaynak, kasa montaj, boya ve benzeri işler yaptıklarını beyan ettikleri dikkate alındığı" gerekçesi ile davanın kabulüne, davacının 35379.51 iş yeri sicil numaralı Sezerler Kasa atölyesi uvanlı iş yerinde 26/12/1983 tarihinde bir gün müddetle çalışmış olduğunun ve ancak sigorta başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği 12/01/1989 olduğunun tespitine karar verilmiştir. 5. Kararın temyizi üzerine çoğunluk kararı ile "yapılan işin niteliği ve davacının yaşı itibari ile üretime katıldığı ispatlanamadığı, davanın reddi gerektiği" gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir. II. GEREKÇE: 6. Sigortalılık hakkı, temel hak olan sosyal güvenlik hakkı kapsamında olup, bu haktan vazgeçilmez ve üzerinde tasarruf edilemez. Kişinin yaşının küçüklüğü de bu hakkı ortadan kaldıran bir olgu değildir. Çalışan ve üretime katkısı olan sigortalının uzun vadeli sigorta kollarından yararlanması asıldır. 7. Sosyal devlet; bireylere belirli bir sosyal güvenlik hakkı ve asgari gelir düzeyi öngören, sağlık ve refah hizmetlerinden serbestçe yararlanma ve belirli bir yaşa kadar eğitim olanağı sunan, bir takım sosyal riskleri önleyici tedbirler alan devlet anlayışıdır. Sosyal devlet olmanın bir gereği ve sonucu da, sosyal güvenlik hakkının tüm bireylere sağlanması ve güvence altına alınmasıdır. Dolayısıyla, hukuk kuralı uygulanırken anayasada güvence altına alınan en temel haklardan biri olan sosyal güvenliğin esas ilkelerinden (sosyal güvenliğinin kapsamının ve uygulama alanının kişiler ve riskler açısından genişletilmesi) hareket ederek sigortalı lehine yoruma başvurulması yanlış olmayacaktır. 8. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 1990 yılında verdiği bir kararda (Y.H.G.K 14.2.1990 E. 1989/10-391 K. 1990/83); "Kanunun çok açık olmasına karşın yine de kuşkulu bir durumun varlığı iddia edildiği taktirde şüphenin sigortalının lehine yorumlanacağı ise iş ve sosyal güvenlik hukukunun temel ilkelerindendir" diyerek bunu vurgulamıştır(Prof. Dr. Nurgül Emine Barın, Türk Sosyal Güvenlik Hukuku’nda Sigortalı Lehine Yorum İlkesi. Internatıonal Conference On Eurasıan Economıes 2016 s: 236 vd). 9. Bir günlük hizmet tespiti istenen tarihte yürürlükte olan 2089 sayılı Çırak, Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4 üncü maddesine göre "Bu Kanuna tabi bir sanatı, o sanat için düzenlenen teorik ve pratik öğrenim programına göre o iş yerinde öğrenmek amacı ile bır çıraklık sözleşmesi ile bir iş yeri sahibinin hizmetine giren kimseye çırak denir. Ancak, aynı maksatla veli veya vasisinin yanında çalışanlardan çıraklık sözleşmesi aranmaz". Kanun kapsamına girecek işyerlerini Çıraklık Kurulu belirleyecektir.(Mad. 2). Çırak çalıştırmak isteyen iş yeri sahibi veya kanuni temsilcisi alacağı çırak adayları için Mahallî Çıraklık Eğitimi Komitesine 7 iş günü içinde bilgi vermekle yükümlüdür(Mad.3). Kanun veli ve vasilere ait işyerinde çalışma dışında çıraklık sözleşmesi ile çalışmayı kabul etmiştir(Mad. 16). Kanuna göre, "Çıraklık, çırağın ise alınması ile başlar. Çırağın sanatını öğrenmesi için iş üzerinde bir öğrenci gibi çalışması şarttır(Mad. 22). III. SOMUT UYUŞMAZLIK: 10. Dosya içeriğine göre davacı adına işyerinde işverence düzenlenen, aynı yıl ve serilerine ait ve davacı sigortalının kimlik bilgileri ile uyumlu işe giriş bildirgesine göre davacı 26.12.1983 tarihinde işe alınmıştır. İşe giriş bildirgesinde çırak olduğuna dair bir şerh olmadığı gibi veli ve vasisi konumunda olmayan işveren ile yapılan çıraklık sözleşmesine rastlanmamıştır. İşyerinin 2089 sayılı kanun kapsamına alındığı, işverenin Çıraklık Eğitim Komitesine çırak çalıştırmak için başvurduğu da kanıtlanamamıştır. Kabul kararının bozulması üzerine, gerek işveren ve gerekse bordro tanıkları davacının üretime yönelik çalıştığını da beyan etmişlerdir. 11. İşe giriş bildirgesine çıraklık kaydı olmayan, kendisi ile çıraklık sözleşmesi imzalamayan, öğrenci gibi çalıştığı da anlaşılmayan davacı sigortalının salt yaşından dolayı çırak olarak çalıştığı ve uzun vadeli sigorta kollarından yararlanamayacağı, bu nedenle sigorta başlangıç tespiti istemeyeceğini kabul etmek, sigortalılık hakkını sınırlayıcı ve sigortalı lehine yorum ilkesini ihlal edici sonuçlara neden olacaktır. Davacı sigortalının üretime yönelik çalıştığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. IV. SONUÇ: 12. Sonuç itibari ile işyerinde çırak olarak çalıştığı kayıtlarla anlaşılmayan davacının salt yaşı nedeni ile çırak kabul edilmesi yasanın açık düzenlemesine aykırıdır. Kararın onanması gerektiğini düşündüğümden çoğunluğun bozma gerekçesine katılınmamıştır.