Başvuru, tazminat davasında usul ve kanuna aykırı karar verilmesi, tanıkların dinlenmemesi, yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; tazminat davasında usul ve kanuna aykırı karar verilmesi, tanıkların dinlenmemesi, yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 28/4/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, olay tarihinde inşaatlarda boya ustası olarak çalışmaktadır. Başvurucunun iddiasına göre piyasada inşaat alanında taşeronluk yapan S.K., dubleks bir dairenin alçı, boya, kartonpiyer işini aldığını belirterek başvurucunun yanında çalışmasını istemiş, başvurucu S.K.nın yanında yevmiyeci olarak işe başlamıştır. Başvurucu binanın iç cephe alçısını yapmak için kurulan iskeledeki kalasın kayması sonucu düşmüş ve ayak bileği kırılmıştır. Başvurucu hakkında Sosyal Güvenlik Kurumunca (SGK) verilen tespit kararında başvurucunun %19 oranında malül olduğu belirtilerek başvurucuya sürekli iş göremezlik geliri bağlanmıştır. Başvurucu; S.K.nın yanında yevmiyeci olarak çalıştığını, olayın iş kazası olduğunu, işverenin sorumluluğunun bulunduğunu belirterek 3/4/2007 tarihinde Edremit Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi sıfatıyla) E.2007/143 sayılı dosyasında maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. Başvurucu aynı nedenle asıl işveren olduğunu iddia ettiği daire sahibi A. hakkında da 3/4/2007 tarihinde Edremit Asliye Hukuk Mahkemesinin (Mahkeme) E.2007/144 sayılı dosyasında tazminat davası açmış, bu dosya hukuki irtibat nedeniyle E.2007/143 sayılı dosya ile birleştirilmiştir. Mahkeme 14/4/2009 tarihli kararı ile başvurucunun davalı S.K.nın yanında -inşaat işinde- çalışırken yeterli iş güvenliği önlemlerinin alınmaması nedeniyle iş kazası geçirdiğini, maddi zararlarının sigorta tarafından karşılandığını, bu açıdan maddi bir kaybının olmadığını belirterek bu yöndeki talebi reddetmiş, manevi tazminat talebini ise kısmen kabul etmiştir. Temyiz üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin (Daire) 15/3/2010 tarihli kararında; somut olayda işverenin kim olduğu, davalı S.K.nın işveren mi yoksa işçi mi olduğu, işveren ise bina sahibi ile aralarında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunup bulunmadığı belirlenerek iş güvenliği konusunda uzman olan kişilerden oluşacak bilirkişi heyeti oluşturulup kusurun aidiyeti ve oranının hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenerek karar verilmesi gerektiği, yine birleşen dava ile ilgili başvurucunun talepleri hakkında olumlu ya da olumsuz karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle hüküm bozulmuştur. Bozmaya uyan Mahkeme yapılan yargılama sonucunda 29/5/2012 tarihli kararı ile başvurucunun davalı S.K. tarafından götürü usulde alınan dairenin boya badana işini kendi şahsi menfaati karşılığı götürü usulde yapmak üzere davalı ile anlaştığını, bu nedenle yapılan işin istisna akdi kapsamında olduğunu, hizmet akdine bağlı olarak davalılar yanında bir çalışmasının bulunmadığını, bilirkişi raporuna göre kazanın oluşumunda davacının %100 kusurlu olduğunu, götürü olarak üstlenilen ve başvurucu tarafından yerine getirilen işte başvurucunun güvenlik önlemlerini almadığını ve kazaya tamamen kendi dikkatsizliğinin neden olduğunu belirterek asıl ve birleşen davanın reddine karar vermiştir. Başvurucunun temyizi üzerine Dairenin 29/11/2012 tarihli kararında, her ne kadar SGK davalılardan A.yi işveren, davacının maluliyeti ile sonuçlanan kazayı iş kazası olarak kabul ederek davacıya gelir bağlamış ise de bu davada SGK taraf olmadığı gibi toplanan delilerden davacının davalılardan S.K. ile arasındaki ilişkinin ortak alınan bir işin birlikte yürütümü, diğer davalı A. ile aralarındaki sözleşmenin ise istisna sözleşmesi niteliği taşıdığının açık olduğu, somut olayda taraflar arasında işçi, işveren, işveren vekili ilişkisi (hizmet ilişkisi) bulunmadığı, tazminat istemli davanın İş Mahkemesinde değil miktara göre genel mahkemelerde (Sulh Hukuk-Asliye Hukuk) bakılması gerektiği, bu açıdan Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur. Başvurucu 7/3/2013 tarihli duruşmada bozma ilamına uyulmasını talep etmiş, Mahkemece bozma ilamına uyularak 7/3/2013 tarihinde görevsizlik kararı verilmiştir. Temyiz üzerine Dairenin 19/9/2013 tarihli kararı ile hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma kararına uygun biçimde verildiği, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesinin hukuken mümkün olmadığı belirtilerek hüküm onanmıştır. Görevsizlik kararı üzerine dosya Edremit Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş ve anılan Mahkemenin 13/3/2014 tarihli kararında, davalı A.ye ait dubleks dairenin boya badana ve alçı işini yapmak için telefonla irtibatı kuran R.B. aracılığı ile davalı S.K.nın götürü olarak anlaştığı, malzemenin daire sahibince karşılandığı, davalı S.K., dava dışı K.Ç. ve başvurucunun kurdukları kalas iskelenin kayması sonucu başvurucunun düşerek ayak bileğinden yaralandığı, başvurucu ile davalı S.K. arasındaki ilişkinin ortak alınan bir işin birlikte yürütülmesi olduğu, diğer davalı A. ile aralarındaki sözleşmenin de istisna sözleşmesi niteliğinde olduğu, aralarında işçi işveren ilişkisinin bulunmadığı, bu nedenlerle meydana gelen kazanın iş kazası niteliğinde olmadığı, ayrıca dosya içerisine alınan bilirkişi raporuna göre meydana gelen kazada davacının kendi menfaatleri doğrultusunda yaptığı çalışmada tedbirsiz, dikkatsiz ve özensiz davranmakla %100 kusurlu olduğu, olayda başkaca kimsenin kusurunun bulunmadığı belirtilerek asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucu beyanına göre kararı 20/3/2014 tarihinde öğrenmiş ve 28/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. UYAP üzerinden yapılan incelemede nihai karar temyiz edilmeksizin 8/1/2015 tarihinde kesinleşmiştir.