T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/539 KARAR NO: 2026/581 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/01/2026 ARA KARAR ESAS NO: 2026/29 DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 13/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 13/03/2026 TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde ; "...1…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/539 KARAR NO: 2026/581 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/01/2026 ARA KARAR ESAS NO: 2026/29 DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 13/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 13/03/2026 TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde ; "...1. MÜVEKKİL ŞİRKET, AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI ALANINDA SEKTÖRÜN ÖNCÜLERİNDEN BİRİ OLUP, TIBBİ ANLAMDA SAHİP OLDUĞU DONANIM, KULLANDIĞI İLERİ TEKNOLOJİ VE SUNDUĞU YÜKSEK KALİTELİ HİZMET SAYESİNDE YARATTIĞI GENİŞ HASTA PORTFÖYÜYLE TANINAN, GÜVENİLİR VE İTİBARLI BİR KURULUŞTUR. 1.1. Müvekkil Şirket, “...” markası altında, 2006 yılından bu yana ağız ve diş sağlığı alanında özel sağlık hizmeti sunmaktadır. Uluslararası standartlarda personel yapısı, tıbbi donanımı ve yüksek hizmet kalitesiyle gerek ülkemiz vatandaşlarının gerekse yurt dışından gelen hastaların güvenini kazanmış olup, bu sayede her geçen gün hizmet noktalarına bir yenisini ekleyerek büyümesini sürdürmektedir. Müvekkil Şirket, bugün yurt içi ve yurt dışında bulunan yirmiden fazla şubesi ile kesintisiz hizmet vermektedir. Sektöründe öncü konumunu hasta memnuniyeti, etik değerlere bağlılık ve tıbbi mükemmeliyet anlayışıyla pekiştirmektedir. 1.2. Tıbbi hizmetin niteliği gereği, kamuoyundaki itibar, güven ve profesyonellik algısı Müvekkil Şirket açısından hayati öneme sahiptir. Markamız, yıllar içinde oluşturduğu hasta memnuniyeti ve kurumsal itibarıyla özdeşleşmiştir. 2. Dava dışı ... A.Ş., 22.04.2022 tarihinde Müvekkil'in kiracı olduğu ve ...'ni işlettiği ... Mah. ... Sok. No:... .../Kayseri adresinde mukim taşınmazı satın almış ve 13.11.2022 tarihinde ikame ettiği dava ile taşınmazın ihtiyaç nedeniyle tahliyesini talep etmiştir. Davanın haklılığı/haksızlığı bir yana Müvekkil Şirket ile dava dışı yan arasında 3.5 yıl süren bir dava aşamasının akabinde Müvekkil'in tahliyesine karar verilmiştir. Dosyada ilk derece mahkemesi tarafından uhdemize hak verilerek dava reddedilmiş olduğundan, Müvekkil tüm hukuki haklarını kullanmadan taşınmazı boşaltmak istememiştir. Dosyanın istinaf makamından aleyhe dönmesinin akabinde Müvekkil yeni taşınmaz kiralamış ve tadilatlarını yaptırmaya başlamıştır. Bu arada temyiz edilen karar Yargıtay'dan 2-3 ay gibi kısa bir zamanda dönmüştür. Henüz taşınma süreci organize edilemeden karşı tarafın taşınmamıza ilişkin yoğun baskısı ile karşı karşıya kalınmıştır. Dava dışı Şirket'in yetkilisi Davalı Şahıs, Müvekkil'e yedi katlı taşınmazı boşaltabilmesi için bir hafta dahi süre vermekten imtina etmiş olduğundan, Müvekkil taşınmazı mülkiyeti kendine ait malzemeleri de alarak, en az hasarla ve en hızlı şekilde boşaltmaya çalışmıştır. Bu esnada mülkiyeti Müvekkil'e ait alçıpanlar biraz hasar görmüş ise de işbu durum taşınmanın ruhuna uygundur. Hayatın olağan akışı gereği, taşınma sürecinde mutlaka ufak tefek hasarlar oluşabilecektir. 3.Davalı ..., daha öncesinde Müvekkil bünyesinde çalışmış bir diş hekimidir. Kendisi diş hekimi olması hasebiyle, TTK m. 18/2 uyarınca basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğüne sahiptir. Davalı şahıs dava dışı Şirket adına taşınmaz devralındıktan sonra, mecura sanki taşınmazı değil Müvekkil Şirket'i satın almış gibi gelerek manipülatif tutum sergilemiş ve dava sürecinde de Müvekkil Şirket aleyhine camiada aleyhe konuşmalar yapmıştır. Ayrıca bu süreçte Müvekkil'in mağdur olması için gayretli çaba gösterilmiş ve sağlık hizmeti verilen taşınmazda kullanılan elektrik aboneliğinin kapatılması da dahil pek çok haksız girişimde bulunulmuştur. Davalının Müvekkil'e duyduğu hasmane duygular apaçık ortadadır. 4. Taşınmazdan tahliyemizin akabinde Davalı şahıs kendisine ait "..." kullanıcı adlı instagram hesabı üzerinden yaptığı 29.10.2025 tarihli video paylaşımı ile Müvekkil nezdinde haksız açıklamalar ve çarpıtılmış görüntüler ile itibar suikastı düzenlemiştir. Instagram platformunda “... adresinde yayımlanan ve bilahare USB ortamında da dosyaya sunulacak video içeriğinde, Müvekkil Şirket aleyhine gerçeğe aykırı, küçük düşürücü ve kamuoyu nezdinde olumsuz algı yaratmaya yönelik ifadeler kullanılmıştır (EK-1). 5. Paylaşımda "Bu bina ne Gazze’de bir savaştan çıktı, ne de bir deprem yaşadı… Sadece kiracımız ..., 3,5 yıldır süren tahliye davasının sonunda bu binadan mahkeme kararıyla ayrılmak zorunda kaldı. Ancak geride bıraktığı manzara; savaşın, afetin veya zamanın değil, insan eliyle yapılmış bir tahribatın izlerini taşıyor. Biz bu durumu, önce insanlık adına, sonra ülkemizin değerlerine duyduğumuz saygı adına insanlığımızdan utanarak kınıyoruz. Çünkü bu bina yalnızca bize ait bir mülk değil, milli servetin bir parçasıdır. Her taşında, bu ülkenin emeği, alın teri ve geleceği vardır. Biz, emeğe ve mülke saygının medeniyetimizin temel değeri olduğuna inanıyoruz. ... A.Ş. olarak, bu tahribatın sadece fiziki değil, vicdani bir yara olduğunu kamuoyuyla paylaşıyor, tüm kişi ve kurumları insanlık sorumluluğu ve ortak değer bilinciyle hareket etmeye davet ediyoruz." denilmektedir. Paylaşımda, Müvekkil’in kiracısı olduğu taşınmazın tahliyesi sonrasında taşınmazda oluşan görüntülerin “insan eliyle yapılmış bir tahribatın izlerini taşıyor” şeklinde iddia öne sürülmüş ve “insanlığımızdan utanarak kınıyoruz” ifadeleriyle Müvekkil’e yönelik ağır ithamlar yöneltilmiş; bu suretle Müvekkil'e hukuka aykırı, toplumu kışkırtıcı nitelikte ahlaki, kişisel ve ticari değeri zedeleyen isnatlarda bulunulmuştur. Davalı tarafından "kamuoyu bilgilendirmesi" adı altında gerçekleştirilen ve şu ana kadar 40 bine yakın görüntüleme alan yanıltıcı ve gereksiz yere incitici paylaşım ile oluşturulmak istenen olumsuz kanaat ve kuşku uyandırmaya yönelik ve gerçeğe aykırı nitelikteki bu algı çalışması; Müvekkil’in kişilik haklarına açık ve ağır bir saldırı teşkil etmektedir. 6.Oluştuğu iddia edilen zarara ilişkin olarak Davalı'nın hukuki yollara başvurmasının önünde herhangi bir engel bulunmamaktadır. Buna karşın Davalı yan Instagram platformunda yaptığı paylaşım ile "kamuoyu bilgilendirmesi" kisvesi altında kamuoyunu yönlendirme ve Müvekkil'in bilinirliğinden faydalanarak görünür olma çabası içinde oldukları açıktır. Davalı bilgilendirme yapabilecek yasal yetki, görev veya sıfatı haiz değildir. Bu paylaşım, özellikle Kayseri ilinde tanınır bir sağlık markası olan Müvekkil Şirket aleyhine yürütülen haksız ve hukuka aykırı karalama kampanyası niteliğindedir. 7. Söz konusu videoda taşınmazın çeşitli bölümleri gösterilmekte, “kiracı evi bu hale getirdi” gibi ifadeler kullanılarak şirketimizin ismi ve logosu dolaylı biçimde görüntülenmekte, ajite edici müzik eşliğinde, izleyenler nezdinde şirketimizi itibarsızlaştırıcı bir izlenim oluşturulmaktadır. Paylaşımın amacı ve içeriği itibarıyla şirketimizin toplum nezdindeki güvenilirliğini sarsmak, mevcut ve potansiyel hasta/müşteri çevremizi olumsuz etkilemek suretiyle ticari itibarımıza zarar vermek üzerinedir. 8.Davalının bu davranışı; Türk Medeni Kanunu’nun 24 ve 25. maddeleri uyarınca şirketimizin kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Tüzel kişilerin de kişilik hakları hukuken korunmaktadır. Ayrıca Türk Ticaret Kanunu’nun 54 ve devamı maddeleri uyarınca dürüstlük kuralına aykırı, yanıltıcı, gerçeğe aykırı beyanlarla şirketimizi kamuoyunda küçük düşürmesi sebebiyle açıkça haksız rekabet teşkil etmektedir. TTK m.55/1-a-2 hükmü, “rakip hakkında gerçeğe aykırı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak, onun kişiliğini, mallarını, faaliyetlerini kötülemek” eylemlerini haksız rekabet olarak tanımlamaktadır. Davalının diş hekimi olması ve Müvekkil gibi ağız ve diş sağlığı alanında hizmet vermesi nedeniyle, paylaşımı tam da bu kapsamda olup, ticari itibarı zedeleyen, müşteri çevremizi olumsuz etkileyen ve güven ilişkisini sarsan bir fiildir. Bu paylaşım nedeniyle sosyal medyada şirketimize ilişkin olumsuz yorumlar yapılmış, tarafımıza çeşitli sorular ve tepkiler yöneltilmiş, dolayısıyla fiilin etkisi yalnızca manevi değil, aynı zamanda ekonomik zarara yol açan nitelikte olmuştur. Davalı, Müvekkil’in ticari itibarını "gereksiz yere incitici açıklamalarla" karalayarak, potansiyel hasta kitlesini kendi lehine yönlendirmeyi ve haksız bir avantaj elde etmeyi amaçlamıştır. Bu nedenle davalının bu haksız fiiliyle elde etmesi muhtemel maddi menfaatler için de tazminat talep edebileceğimizi tekrarla, bu husustaki tüm haklarımızı saklı tutuyoruz. 9.DAVALI YAN TARAFINDAN PAYLAŞILAN VİDEO HALEN KALDIRILMAMIŞ OLDUĞUNDAN; MÜVEKKİL ŞİRKET NEZDİNDE YARATTIĞI HAKSIZ REKABET HALİ SÜRMEKTEDİR. YENİ İHLAL GİRİŞİMLERİNİ ÖNLEMEK ADINA HAKSIZ REKABETİN MEN-İ HUSUSUNDA İHTİYATİ TEDBİR KARARI VERİLMESİ GEREKMEKTEDİR.9.1. Davalı ile yapılan arabuluculuk görüşmeleri sonuçsuz kalmıştır. (EK-2) Tarafımızca erişim engeli için müracaat yapılmış ise de 8/A ve 9/A maddelerine iliskin taleplerin içerik sağlayıcısından /BTK dan doğrudan istenebileceğinin söylenmesi ve 5651 sayılı yasanın 8. maddesindeki suç içerdiği düşünülen paylaşımlar hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet hakkını kullanabileceğinin belirtilmiş olması nedenleriyle müracaatımız sonuçsuz kalmış, BTK ve internet sağlayıcı nezdinde müracaat yapılmış ise de yine de haksız paylaşım için aksiyon alınmamıştır. Tarafımızca Davalı için suç duyurusunda bulunulmuştur. Fakat yine de gelinen aşamada video halen erişimde oldığundan, dava süresince de haksız rekabet devam edecek olup, bu durum müvekkil Şirket'in ticaret hayatında telafisi imkansız ekonomik kayıplara uğramasına neden olacaktır. Somut davada, olmuş bitmiş bir haksız rekabet bulunmamaktadır. Tedbir alınmaz ise haksız rekabetin men-i yahut ortadan kaldırılması taleplerinin anlamını yitirmesine sebebiyet verebilecektir. Keza dava süresince, anılan ihlale yenilerinin de eklenmesi çok kuvvetle muhtemeldir.9.2. Tüm bu gerekçeler ve mahkemenizce dikkate alınacak hususlarla birlikte; HMK m. 389 ve TTK m. 61 hükümleri gereğince; esas hakkında verilecek kararın kesinleşmesine kadar müvekkilin hem kişilik haklarına tecavüz hem de haksız rekabete yol açan davalı yan girişiminin engellenmesine, paylaşılan videoya erişimin engellenmesine ve bu doğrultuda davalının yeni bir ihlal girişiminde bulunmamasına karar verilmesini talep etme zarureti doğmuştur. 10.Davalının sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşım ile Müvekkil Şirket'in kişilik haklarını ihlal etmesi ve nezdinde haksız rekabet fiilinde bulunulması nedeniyle; haksız rekabetin tespiti, men’i, ref’i, kişilik hakkı ihlali kapsamında fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla 50.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi, haksız paylaşıma erişim engeli getirilmesi ve kararın ilanına karar verilmesi hususlarında dava ikame edilmesi zarureti hasıl olmuştur. HUKUKİ NEDENLER: TTK, TMK, TBK, HMK, 5651 sayılı Kanun ve sair mevzuat. HUKUKİ DELİLLER: 1) 29.10.2025 tarihli video paylaşımı (USB ortamında bilahare sunulacak) 2) Arabuluculuk Son Oturum Tutanağı 3) TTSG kayıtları 4) Kayseri 4. Sulh Hukuk Mahkemesi 2022/2114 E. Sayılı dava dosyası 5) Kira sözleşmesi (Gerekirse ibraz edilecektir.) 6) Müvekkil'in yaptığı masraflara ait faturalar (Gerekirse ibraz edilecektir.) 7) Ticari defter ve kayıtlar (Gerekirse ibraz edilecektir.) 8) Emsal kararlar ve doktrin (Bilahare ibraz edilecektir) 9) Bilirkişi incelemesi 10) Tanık, Yemin, Yasal her türlü delil ve karşı delil SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah olunan ve mahkemeniz tarafından resen taktir edilecek nedenlerle;Haksız rekabetin meni hususunda karar verilinceye kadar müvekkilin hem kişilik haklarına tecavüz hem de haksız rekabete yol açan davalı yan girişiminin engellenmesine, bu doğrultuda davalının yeni bir ihlal girişiminde bulunmamasına ilişkin İHTİYATİ TEDBİR KARARI verilmesine, DAVAMIZIN KABULÜ ile, Müvekkil Şirket'in kişilik haklarını ihlal etmesi ve nezdinde haksız rekabet fiilinde bulunulması nedeniyle; haksız rekabetin tespiti, men’i, ref’i, kişilik hakkı ihlali kapsamında fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla 50.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi ve hükmedilecek tazminata dava tarihinden itibaren işleyecek TCBM tarafından belirlenen avans faiz oranı üzerinden ticari temerrüt faizinin işletilmesine, Mahkeme kararının TTK md. 59 uyarınca gazetede ve ihlalin gerçekleştiği mecra olan Instagram üzerinden ve davalının profilinde sabitlenmiş şekilde ilan edilmesine,Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına," Karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İstenen ihtiyati tedbir yönünden İlk derece Mahkemesi 19/01/2026 tarihli gerekçeli ara kararıyla: "...GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin 13/01/2026 tarihli dilekçesi ile; Haksız rekabetin meni hususunda karar verilinceye kadar müvekkilinin hem kişilik haklarına tecavüz hem de haksız rekabete yol açan davalı yanın girişiminin engellenmesine, bu doğrultuda davalının yeni bir ihlal girişiminde bulunmamasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep etmiştir. HMK'nın 389. maddesinde; ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. ''hükmü düzenlenmiştir. Somut dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinde, davaya konusu iddiaların yargılamayı gerektirmesi, bu aşamada dosyaya yaklaşık ispat ölçüsünde delil sunulmadığı değerlendirildiğinden tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, 2-İşbu müteferrik karardan birer suretin taraflara tebliğine,...." şeklinde karar verilmiştir. Davacı vekili işbu ara kararı yasal süresi içerisinde istinaf etmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle ; "...1. Sayın Mahkeme tarafından dosyaya yaklaşık ispat ölçüsünde delil sunulmadığı değerlendirilerek tedbir talebimizin reddedildiği hususunda hüküm tesis edilmiştir. İşbu husus Müvekkil'in oluşan mağduriyetin devamına yol açmakta olduğundan, talebimizi Sayın Makam nezdinde yineleme zaruretimiz hasıl olmuştur. Şöyle ki; 1.1. Müvekkil Şirket, “...” markası altında, 2006 yılından bu yana ağız ve diş sağlığı alanında özel sağlık hizmeti sunmaktadır. Uluslararası standartlarda personel yapısı, tıbbi donanımı ve yüksek hizmet kalitesiyle gerek ülkemiz vatandaşlarının gerekse yurt dışından gelen hastaların güvenini kazanmış olup, bu sayede her geçen gün hizmet noktalarına bir yenisini ekleyerek büyümesini sürdürmektedir. Müvekkil Şirket, bugün yurt içi ve yurt dışında bulunan yirmiden fazla şubesi ile kesintisiz hizmet vermektedir. Sektöründe öncü konumunu hasta memnuniyeti, etik değerlere bağlılık ve tıbbi mükemmeliyet anlayışıyla pekiştirmektedir. 1.2. Tıbbi hizmetin niteliği gereği, kamuoyundaki itibar, güven ve profesyonellik algısı Müvekkil Şirket açısından hayati öneme sahiptir. Markamız, yıllar içinde oluşturduğu hasta memnuniyeti ve kurumsal itibarıyla özdeşleşmiştir. 2.Davalı şahıs tarafından "..." kullanıcı adlı instagram hesabı üzerinden yaptığı 29.10.2025 tarihli video paylaşımı ile Müvekkil nezdinde haksız açıklamalar ve çarpıtılmış görüntüler ile itibar suikastı düzenlemiştir. Instagram platformunda “... adresinde yayımlanan ve bilahare USB ortamında da dosyaya sunulacak video içeriğinde, Müvekkil Şirket aleyhine gerçeğe aykırı, küçük düşürücü ve kamuoyu nezdinde olumsuz algı yaratmaya yönelik ifadeler kullanılmıştır. 3.Davalının bu davranışı; Türk Medeni Kanunu’nun 24 ve 25. maddeleri uyarınca şirketimizin kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Tüzel kişilerin de kişilik hakları hukuken korunmaktadır. Ayrıca Türk Ticaret Kanunu’nun 54 ve devamı maddeleri uyarınca dürüstlük kuralına aykırı, yanıltıcı, gerçeğe aykırı beyanlarla şirketimizi kamuoyunda küçük düşürmesi sebebiyle açıkça haksız rekabet teşkil etmektedir. TTK m.55/1-a-2 hükmü, “rakip hakkında gerçeğe aykırı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak, onun kişiliğini, mallarını, faaliyetlerini kötülemek” eylemlerini haksız rekabet olarak tanımlamaktadır. Davalının diş hekimi olması ve Müvekkil gibi ağız ve diş sağlığı alanında hizmet vermesi nedeniyle, paylaşımı tam da bu kapsamda olup, ticari itibarı zedeleyen, müşteri çevremizi olumsuz etkileyen ve güven ilişkisini sarsan bir fiildir. Bu paylaşım nedeniyle sosyal medyada şirketimize ilişkin olumsuz yorumlar yapılmış, tarafımıza çeşitli sorular ve tepkiler yöneltilmiş, dolayısıyla fiilin etkisi yalnızca manevi değil, aynı zamanda ekonomik zarara yol açan nitelikte olmuştur. Davalı, Müvekkil’in ticari itibarını "gereksiz yere incitici açıklamalarla" karalayarak, potansiyel hasta kitlesini kendi lehine yönlendirmeyi ve haksız bir avantaj elde etmeyi amaçlamıştır. 4.DAVALI YAN TARAFINDAN PAYLAŞILAN VİDEO HALEN KALDIRILMAMIŞ OLDUĞUNDAN; MÜVEKKİL ŞİRKET NEZDİNDE YARATTIĞI HAKSIZ REKABET HALİ SÜRMEKTEDİR. YENİ İHLAL GİRİŞİMLERİNİ ÖNLEMEK ADINA HAKSIZ REKABETİN MEN-İ HUSUSUNDA İHTİYATİ TEDBİR KARARI VERİLMESİ GEREKMEKTEDİR.4.1. Tarafımızca erişim engeli için müracaat yapılmış ise de 8/A ve 9/A maddelerine iliskin taleplerin içerik sağlayıcısından /BTK dan doğrudan istenebileceğinin söylenmesi ve 5651 sayılı yasanın 8. maddesindeki suç içerdiği düşünülen paylaşımlar hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet hakkını kullanabileceğinin belirtilmiş olması nedenleriyle müracaatımız sonuçsuz kalmış, BTK ve internet sağlayıcı nezdinde müracaat yapılmış ise de yine de haksız paylaşım için aksiyon alınmamıştır. Tarafımızca Davalı için suç duyurusunda bulunulmuştur. Fakat yine de gelinen aşamada video halen erişimde oldığundan, dava süresince de haksız rekabet devam edecek olup, bu durum müvekkil Şirket'in ticaret hayatında telafisi imkansız ekonomik kayıplara uğramasına neden olacaktır. Somut davada, olmuş bitmiş bir haksız rekabet bulunmamaktadır. Tedbir alınmaz ise haksız rekabetin men-i yahut ortadan kaldırılması taleplerinin anlamını yitirmesine sebebiyet verebilecektir. Keza dava süresince, anılan ihlale yenilerinin de eklenmesi çok kuvvetle muhtemeldir.5. Tüm bu gerekçeler ve mahkemenizce dikkate alınacak hususlarla birlikte; HMK m. 389 ve TTK m. 61 hükümleri gereğince; esas hakkında verilecek kararın kesinleşmesine kadar müvekkilin hem kişilik haklarına tecavüz hem de haksız rekabete yol açan davalı yan girişiminin engellenmesine, paylaşılan videoya erişimin engellenmesine ve bu doğrultuda davalının yeni bir ihlal girişiminde bulunmamasına karar verilmesini talep etme zarureti doğmuştur.SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz ve izah olunan ve mahkemeniz tarafından resen taktir edilecek nedenlerle;Haksız rekabetin meni hususunda karar verilinceye kadar müvekkilin hem kişilik haklarına tecavüz hem de haksız rekabete yol açan davalı yan girişiminin engellenmesine, bu doğrultuda davalının yeni bir ihlal girişiminde bulunmamasına ilişkin İHTİYATİ TEDBİR KARARI verilmesine, ..." ileri sürmüş ve talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ : H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu Düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Ön inceleme yönünden bir eksikliğin bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilince ileri sürülen istinaf sebepleri esastan incelenmiştir. İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri , mahkemece verilen ve istinaf edilen gerekçeli ara kararda yazılı ayrıntılı açıklamalar ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde ; İşbu derdest davada davacı tarafça istenen söz konusu ihtiyati tedbir talebinin kabulü için HMK 389.vd. maddeleri gereğince aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli koşulların bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamına göre bulunmadığı,bu aşamadaki iddia ve beyanlarının mevcut derdest dava dosyası kapsamı itibari ile, istenen sözkonusu ihtiyati tedbir talebinin kabulü için yasaca aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli olmadığı anlaşıldığından , söz konusu ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle ve mahkemece de, istinaf edilen gerekçeli ara kararı ile ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafın söz konusu ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olduğundan, istinaf edilen ara kararda mahkemece yazılı açıklamalar, yasal sebep ve gerekçeler de birlikte gözetildiğinde, istinaf edilen ara kararda usul, yasa ve bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı yönlerinden herhangi bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunmadığı, ara kararının hukuka uygun olduğu , bu nedenlerle de ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafın yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ; 1-KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 19/01/2026 tarihli, 2026/29 Esas sayılı ara kararının hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı taraftan peşin olarak alındığından hakkında harçla ilgili yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına, 3-İstinaf eden davacı tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin derdest dava sonunda ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine, 4-İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına , 5-HMK 302/5 maddesi gereğince işbu ilamın kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin , harç tahsil işlemlerinin, HMK 359/4 Maddesi gereğince bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-f ile 391/3 bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 13/03/2026