4. Hukuk Dairesi 2023/6571 E. , 2023/9983 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2021/232 E., 2023/96 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme karar,…
**4. Hukuk Dairesi 2023/6571 E. , 2023/9983 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2021/232 E., 2023/96 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların murisinin davalı bankadan 04.02.2013 tarihinde 65.000,00 TL'lik konut kredisi kullandığını, aynı gün yıllık yenilemeli kredi koruma hayat sigortası yapıldığını, hayat sigortasının başlangıç tarihinin 04.02.2013 olduğunu, 9 yıl süre ile her yıl yenileceğini, sigortanın ilk yılının bitiş tarihinin 04.02.2014 tarihi olduğunu, murisin 04.03.2014 tarihinde vefat ettiğini, kredi borcunun sigorta şirketinden karşılanması için davalı bankaya sözlü olarak müracaat ettiklerinde poliçenin yenilenmediği belirtildiğinden davacılar tarafından kredinin ödenmeye devam edildiği belirtilerek fazlaya ilişin hakları saklı kalmak kaydı ile 60.515,48 TL tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile konut kredisi borcundan artan kısmın müvekkillerine ödenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... Emeklilik A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; dain mürtehin bankanın muvafakati gerektiğini belirterek poliçenin 1 yıllık sigorta dönemi için ödeme aldığını ve sigortalıdan mezkur poliçenin her yıl yenilenerek devam etmesini istemediği gibi sonraki yıl ya da yıllar için prim de ödenmemiş olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Davalı Zurich Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; dain mürtehin bankanın muvafakati gerektiğini belirterek vefat olayının poliçe sona erdikten sonra meydana geldiğinden dava konusu olay nedeniyle müvekkili sigorta şirketinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 07.10.2015 tarihli ve 2014/190 Esas, 2015/356 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 02.02.2016 tarihli ve 2016/545 Esas, 2016/2687 Karar sayılı ilamıyla; "...Somut olayda, davacılar ile davalı banka arasındaki uyuşmazlığın konut kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, bu durumda bu taraflar arasındaki ilişkinin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır. 4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa Tüketici Mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Davacılar ile davalı banka arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir.Diğer davalılar hakkındaki davanın da davalı bankaya tebaen aynı mahkemede görülmesi gerekir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece, Bolu'da ayrı bir Tüketici Mahkemesi olmadığından davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu genel mahkeme sıfatıyla davaya bakılarak yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir" gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre davacıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) verdiği 15.04.2016 tarihli ve 2016/93 Esas, 2016/88 Karar sayılı kararıyla; davaya konu hayat sigorta poliçesinin yenilenmemesinde kusurun poliçenin her yıl yenilenmesi gerektiğini bilen/bilmesi gereken, bilmesi rağmen yenilenip ödenmesi gereken primi ödemeyen muriste olduğu, yenilenmeyen poliçeye dayanılarak davalılardan talepte bulunulamayacağı yönündeki bilirkişi raporuna göre davanın reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuş; Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 09.02.2021 tarihli ve 2019/5822-2021/1029 sayılı kararı ile sigorta poliçelerinin yenilenmemesinde davalıların sorumlu olduğunun kabulü ile murisin vefatına ilişkin tüm belgelerin temin edilip, her bir sigorta poliçesi yönünden esastan yapılacak inceleme ve araştırma doğrultusunda sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, murisin sigortacı için önemli sayılabilecek bir hususu bildirme yükümlülüğüne aykırı davranmış olduğu, mevzuatta yer alan kasten gizleme ifadesinin bilinen, bildiği bu hususun beyan edilmemesi durumunu ifade ettiği, illiyet bağının kurulmuş olduğu göz önüne alındığında, gizlenen önceki rahatsızlıkların davaya konu ölüm rizikosuna yol açan nedenlerden olduğu tespiti ile Türk Ticaret Kanunu madde 1439/2'de yer alan kasta dair hükme göre tazminat ödemesi yükümlülüğünün ortadan kalkacağı; dolayısı ile beyan yükümlülüğüne kasten uyulmaması halinde, gizlenen-beyan edilmeyen hususla gerçekleşen riziko arasında illiyet bağının bulunduğu gözetildiğinde davacı yararına herhangi bir tazminatın ödenmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; Adli Tıp Raporu ile bilirkişi heyet raporu arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, beyan yükümlülüğünün ifa şeklinin murise nazaran daha basiretli bir tacir olan davalılar tarafından belirlenmesi gerektiğini, basiretli tacir olan davalıların, beyan yükümlülüğünün yazılı olarak yerine getirildiğini bir tutanağa bağlaması gerektiğini ancak yapılmadığını, ayrıca krediyi veren ve sigortayı yapan davalılar tarafından murisin aydınlatılmadığını belirterek kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyetine ve kapsamına göre uyuşmazlık; konut kredisi nedeniyle yapılan ferdi kaza ve hayat sigortasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Hayat Sigortası Genel Şartları, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1439 uncu maddesi. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacılar vekilinin hayat sigorta poliçesi yönünden sunduğu temyiz itirazlarının incelemesinde; davacılar murisi ... davalı bankadan 04.02.2013 tarihinde kullandığı konut kredisinden kaynaklı diğer davalılar nezdinde yıllık yenilemeli kredi koruma hayat sigortası yaptırmış ve muris 04.03.2014 tarihinde vefat etmiştir. Davalı taraf ise hayat sigorta poliçesi yenilenmediği için sorumluluklarının bulunmadığı savunmasında bulunmuştur. Mahkemece, poliçenin yenilenmemesinde murisin kusurlu olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince; poliçe şartlarında kredi süresi boyunca poliçenin otomatik olarak yenileneceğinin yazılı olması karşısında murisin hesaptan primin çekildiğini düşünmesi ve akabinde çok kısa süre içerisinde vefat etmesi karşısında poliçenin yenilenmemesinde murisin kusuru olmadığı, sigorta poliçelerinin yenilenmemesinde davalıların sorumlu olduğunun kabulü ile murisin vefatına ilişkin tüm belgelerin temin edilip, her bir sigorta poliçesi yönünden esastan yapılacak inceleme ve araştırma doğrultusunda sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada Adli Tıp Kurumundan ve bilirkişi heyetinden rapor alınmış ve gizlenen hastalığın ölüme neden olan hastalık olması nedeniyle murisin beyan yükümlülüğüne kasten uymadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece bozma gereği alınan Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu'nun 25.05.2022 tarihli raporunda; kişinin sözleşme tarihinden önce koroner arter by-pass ameliyatı olduğu, kronik iskemik kalp hastalığı, polisitemia vera, hiperlipidemi, hipertansiyon tanılarıyla takip ve tedavisine devam edildiği, 04.03.2014 tarihinde hastaneye solunumu ve dolaşımı ... (ölü) halde götürüldüğü, ölüm anına ait tıbbi belge bulunmadığı ve zamanında otopsi yapılarak dokularda makroskopik, histopatolojik ve toksikolojik analizlerin yapılmamış olduğu cihetle kesin ölüm sebebi ve mekanizmasının bilinemediği ve ölümü ile kronik hastalıkları arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususunda kesin bir değerlendirme yapılamadığı oy birliği ile mütalaa edilmiştir. Diğer yandan sigorta uzmanı ve kalp damar doktoru tarafından düzenlenen 16.03.2023 tarihli heyet bilirkişi raporunda; bir kişinin kalp hastalığı vb. gibi önemli bir durumu göz ardı etmesinin, bildirmemesinin ihmal olarak değerlendirilemeyeceği dolayısı ile beyan yükümlülüğüne kasten uyulmaması halinde, gizlenen-beyan edilmeyen hususla gerçekleşen riziko arasında illiyet bağının bulunduğu gözetildiğinde herhangi bir tazminatın ödenmeyeceği, herhangi bir tazminat hesabı yapılmasına gerek olmadığı belirtilmiştir. Sigorta sözleşmeleri iyi niyet sözleşmeleri olup, taraflar sözleşme kurulması aşamasında birbirlerini aydınlatma yükümlülüğü altındadır. Poliçenin tanzim edildiği ve rizikonun gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Kanun'un 1435 inci maddesi ile, sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki sigortalının doğru bilgi verme (beyan) yükümlülüğünün kapsamı düzenlenmiştir. Hayat Sigortası Genel Şartları C-2.2 maddesinde de doğru bilgi verme yükümlülüğü açıklanmış ve yükümlülüğe aykırı davranışın müeyyideleri belirlenmiştir. Gerek 6102 sayılı Kanun'un 1435 inci maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, aynı Kanun'un 1439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiş; beyan yükümlülüğüne uymamanın kasten ya da ihmalle olması şeklinde ikili bir ayrım yapılmıştır. Sigortalının doldurduğu belirtilen başvuru formunda; maluliyeti olmadığı, son 5 yıl içerinde hastalık ve kaza sonucunda ard ... 30 günden fazla rapor ve izin almadığı, 6 haftadan fazla düzenli olarak tıbbi tedavi görmediği veya ilaç kullanmadığı beyan edilmiştir. Bu itibarla; doğrudan ölüm sebebi olmasa da, ölümle sonuçlanan önceki kronik hastalıkların, riskin kapsamı konusunda değerlendirme yapma hakkı bulunan sigortacıya bildirilmesi gerektiği açıktır. Sigortalı; sözleşmesinin düzenlenmesi sırasında mevcut rahatsızlığını sigortacıya bildirmemiştir. Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu raporuna göre, sigortalının bildirmediği hastalık ile ölüm arasında doğrudan illiyet bağı bulunduğu tespit edilememiştir. Şu halde davanın tümden reddine hükmedilemez ise de, sigortalının kasıtlı olarak sağlık durumunu gizlemesi nedeniyle sigortacının sorumluluğu ağırlaştığından ödenen primle gizlenen hastalığın beyan edilmesi halinde ödenmesi gereken prim arasındaki orana göre ödenecek sigorta bedelinin belirlenmesi (proporsiyon hesabı) gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır. 3. Davacılar vekilinin ferdi kaza sigorta poliçesi yönünden sunduğu temyiz itirazlarının incelemesinde; Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 09.02.2021 tarih ve 2019/5822-2021/1029 sayılı bozma ilamında her bir sigorta poliçesi yönünden esastan yapılacak inceleme ve araştırma doğrultusunda sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak karar verilmiş ise de, gerekçede sadece hayat sigorta poliçesi yönünden değerlendirme yapıldığı, ancak ferdi kaza sigorta poliçesi yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadan karar verildiği görülmektedir. Bu nedenle mahkemece gerekçede ferdi kaza sigorta poliçesi yönünden de değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken bu hususa dikkat edilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli olmamıştır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacılara iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 28.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.