11. Hukuk Dairesi 2016/594 E. , 2017/3213 K. "" Taraflar arasında görülen davada verilen 06/10/2015 tarih ve 2014/515-2015/521 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünül…
**11. Hukuk Dairesi 2016/594 E. , 2017/3213 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen davada verilen 06/10/2015 tarih ve 2014/515-2015/521 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin yasaları uyarınca kurulu ve faaliyette bulunan bir şirket olduğunu, müvekkili davacının markası üzerinde 556 sayılı KHK'nın 8/3 maddesi uyarınca üstün ve öncelikli hak sahibi olduğunu dava konusu marka ile müvekkinin markası arasında iltibas tehlikesinin mevcut olduğunu, markasının ilk olarak müvekkili tarafından düşünülüp mal ve hizmetler üzerinden kullanılmaya başlanıldığını, örgün ve ayırt ediciliği yüksek bir marka olduğunu, tescilin 91 yıl öncesine dayandığını, davalı tarafın "BI-" markasını sınıftaki mallar için tescil ettirdiğini, tesciline konu marka müvekkiline ait markası ile ayniyete varacak derecede benzer olduğunu, tescil kapsamındaki emtiaların ise müvekkilinin markasının birçok ülkede tescilli olduğu ve bir çok ülke üzerinde kallanılan emtialar olduğunu, bu sebeple müvekkili şirketin köklü markasının ayniyet derecesinde benzerini tescil ettirmek suretiyle müvekkiline ait marka ile iltibas yarattığını, davalı tarafın kötüniyetli olarak müvekkiline ait markayı gasp ettiğini, bu sebeple müvekkilinin tanınmış olan bu markasının sayılı KHK'nun 8/4 maddesi gereği korunması gerektiğini beyan ederek davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, tanınmış markanın, bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayrımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak tarif edilebileceğini, internet sitesinde yapılan aramada listesinde tanınmış marka, wipo koruması ve Türk koruması kapsamında davacının markasının bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davacının tescilsiz markasının Türkiye'de en azından ilgili sektörde tanınmış olduğunun kabul edilemeyeceği, davacının beyanıyla ve yetersiz delillerle iddianın ispatlandığını kabul etme imkanının bulunmadığını, dosya kapsamından davacının tescilsiz olarak kullandığı markasının 556 sayılı KHK m. 8/3 hükmü gereğince belli oranda ayırt edici nitelik kazandığı ve bu sebeple davacının eskiye dayalı kullanım ve öncelik hakkının bulunduğu bu nedenle davalıya ait markasında yer alan "ahşap, metal, cam ve plastik