4. Hukuk Dairesi 2012/1798 E. , 2012/6531 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ...... tarafından, davalı ...... ....... ve Yay. AŞ. adına ...... aleyhine 06/10/2010 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 27/10/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalı vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar veri…
**4. Hukuk Dairesi 2012/1798 E. , 2012/6531 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ...... tarafından, davalı ...... ....... ve Yay. AŞ. adına ...... aleyhine 06/10/2010 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 27/10/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalı vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı ve davalı tarafından temyiz olunmuştur. Davacı, davalı şirket tarafından çıkarılan ...... Gazetesi'nin 8/10/2009 günlü sayısında yayınlanan "Kendisini aklayan müfettişe kıyak" başlıklı haberde kullanılan kelimelerin ve gerçekle ilgisi olmayan kurguların haber yapıldığını, kullanılan sözler itibariyle de yayının kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu ileri sürerek davalının manevi tazminatla sorumlu tutulmasını istemiştir. Davalı, haberin basının haber verme hak ve yükümlülüğü gereğince, basın özgürlüğü ve hukuka uygunluk sınırları içinde olduğunu savunmuştur. Yerel mahkemece, haberde yer verilen "Kendini aklayan müfettişe kıyak" , "Bir ...... yargı hikayesi", "Kendisine aklayan müfettişe nasıl teşekkür ettiği", "İmdadına...... yetişti" gibi kelimelerin basın özgürlüğü ile veya halka haber verme hak ve yükümlüğü ile ilgili olmadığı, haber verilirken kullanılan kelimelerin davacının kişilik haklarını ihlal edici mahiyette olduğu gerekçesiyle istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.