8. Ceza Dairesi 2024/13006 E. , 2024/8231 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/476 E., 2021/11 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bozma üzerine sanık hakkında kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sa…
**8. Ceza Dairesi 2024/13006 E. , 2024/8231 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/476 E., 2021/11 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bozma üzerine sanık hakkında kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü. I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 10.10.2018 tarih, 2018/4410 Esas, 2018/4132 Karar sayılı kararı ile sanığın ihlal sayılan eyleminin suç olmadığınından bozma kararı verilmiştir. Bozma sonrası İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesi 05.03.2019 tarih, 2018/1059 Esas, 2019/205 Karar sayılı kararı ile düşme kararı verilerek, tekrar kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmek üzere kesinleştirildiği, Cumhuriyet Başsavcılığınca 30.04.2019 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir. B. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.09.2020 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Kanunu’nun 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. C. İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.01.2021 tarihli ve 2020/476 Esas, 2021/11 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezalandırılmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz sebepleri; denetimli serbestlik tedbirinde uyuşturucu madde kullanmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Dava konusu olay, sanığın uyuşturucu madde kullanarak kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü; 05.11.2014 tarihinde devriye görevi yapan polis memurlarının akşam saat 20:30 sıralarında İzmir Alsancak bölgesi İzelman önünde bulunan sanık ...'dan şüphelenerek üst araması yaptıkları, yapılan üst aramasında sanıkta esrar maddesi ele geçirdikleri, sanığın hazırlık aşamasındaki ifadesinde polislerin yaptıkları üst aramasında ele geçen esrar maddesini bir ay önce sokakta bulduğunu belirttiği, ele geçen uyuşturucu madde ile yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporda esrar olduğunun tespit edildiği, sanık hakkında kararın sanığa tebliğ edildiği, daha sonra 08.01.2015 tarihinde yakalanması ile kamu davası açıldığı, sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, verilen karar sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyanın Yargıtaya gönderildiği, Yargıtay 20. Ceza Dairesi 2018/4410 Esas, 2018/4132 Karar sayılı ilamında kendisinde herhangi bir uyuşturucu yada uyarıcı madde ele geçmeyen sanığın savunmasının aksine tanık S. İ.nin eylemine iştirak ettiğine, ele geçirilen uyuşturucu maddelerle ilgisi bulunduğuna ilişkin kuşku sınırlarını aşan mahkumiyetine yeterli ve kesin delil bulunmadığından mahkemece kamu davasının durdurulması kararı verilerek sanık hakkında kamu davası açılmasının ertelenmesi koşullarına uygun sonuç ve biçimde değerlendirme yapılmak üzere dosyanın İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle mahkumiyetine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle karar bozularak dosya gönderildiği, bozma üzerine sanıkla ilgili yargılama mahkememizin 2018/1059 Esas sayılı dosyası üzerinden yürütüldüğü, Yargıtay bozma ilamından sonra yapılan yargılamada her ne kadar sanıkta 08.01.2015 tarihinde uyuşturucu madde bulundurduğu belirtilerek hakkında uygulanan denetime uymadığından bahisle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan mahkememize kamu davası açılmış ise de, 08.01.2015 tarihindeki uyuşturucu maddenin sanığın arkadaşı olan S. İ.'de ele geçtiği, sanığın atılı suça iştirak ettiğine dair aleyhine delil elde edilemediği ve dava şartları gerçekleşmeden sanık hakkında kamu davası açıldığı gerekçesiyle mahkememizin 05.03.2019 tarih 2018/1059 Esas, 2019/205 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında açılan davanın düşürülmesine karar verildiği ve dava şartı gerçekleşmeden açılan dava ile ilgili gereği için İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına karardan bir suretin gönderildiği, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık hakkında tekrar denetimli serbestlik tedbiri uygulandığı ancak sanığın denetimli serbestlik tedbirine uymadığı, Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 12.06.2020 tarihli yazısında sanığın uyuşturucu madde kullanmaya devam ettiğinin tespit edilmesi üzerine sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan cezalandırılması için kamu davasının açıldığı, sanığın savunmasında daha önce uyuşturucu madde kullandığını, hakkında denetimli serbestlik uygulandığı dönemde uyuşturucu madde kullanmadığını belirttiği, dosyadaki deliller değerlendirildiğinde sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; A. Sanığın denetimli serbestlik tedbiri infazı esnasında Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 12.06.2020 tarihli yazısının ekindeki tahlil sonucu denetime imkan verecek şekilde dosya içerisinde bulundurularak sanığın hukuki durumunun tayini yerine, eksik araştırma ile hüküm kurulması, B. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, aynı Kanunu'nun 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata aynı Kanunu'nun 23 üncü maddesinin bir ila sekizinci fıkraları ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 16 ıncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin; sanık hakkında, 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının doğrudan mernis adresine yapıldığı, dolayısıyla tebligatın usulsüz olduğu ve 30.04.2019 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği anlaşılmakla, sanık hakkında kovuşturma şartlarının oluşmaması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, kamu davasının durmasına ve gerekli tebligat işlemlerinin tamamlanarak, kararın infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi yerine yargılamaya devamla sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması, nedenleri ile hukuka aykırılık görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.01.2021 tarihli ve 2020/476 Esas, 2021/11 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2024 tarihinde karar verildi.