12. Ceza Dairesi 2013/2566 E. , 2013/25866 K. Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması Hüküm : TCK'nın 133/3, 62, 52/2, 51. maddeleri gereğince mahkumiyet Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: TCK’nın 50 ve 51. maddelerinin her ikisinin de kişiselleştirme kurumu olduğu ve birbirle…
**12. Ceza Dairesi 2013/2566 E. , 2013/25866 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması Hüküm : TCK'nın 133/3, 62, 52/2, 51. maddeleri gereğince mahkumiyet Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: TCK’nın 50 ve 51. maddelerinin her ikisinin de kişiselleştirme kurumu olduğu ve birbirlerine karşı öncelikleri bulunmadığından, sanığa hükmedilen sonuç hapis cezasının TCK'nın 51. maddesi uyarınca ertelenmiş olması karşısında, tebliğnamenin 2-c paragafındaki, sanık hakkında verilen hapis cezasının, adli para cezasına çevrilmesi konusunda herhangi bir değerlendirmede bulunulmaması nedeniyle bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak, İki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmeyeceği ve sınırlı bir dinleyici çevresi dışına çıkmayacağı yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, herhangi bir aracı vasıta olarak kullanmadan, yüz yüze gerçekleştirdikleri, ancak özel bir çaba gösterilerek duyulabilecek, aleni olmayan, söze dayalı, sesli düşünce açıklamalarının, konuşmanın tarafı olmayan kişi veya kişilerce, ilgilisinin rızası olmaksızın, elverişli bir aletle (sesli bir açıklamayı kuvvetlendirerek veya naklederek onu ses alanının dışına çıkartıp doğrudan doğruya algılanabilir hale getirmeye yarayan her türlü düzenekle) dinlenmesi veya akustik olarak tekrar dinlenebilmesi imkanını sağlayan bir aletle kaydedilmesinin TCK'nın 133/1. maddesinde; en az üç veya daha fazla kişinin, yüz yüze gerçekleştirdikleri, aleni olmayan, söze dayalı düşünce aktarımlarının, söyleşinin tarafı olan kişi veya kişilerce, ilgililerinin rızası olmaksızın, bir aletle kaydedilmesinin aynı Kanunun 133/2. maddesinde kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması başlığı altında suç olarak tanımlandığı, söyleşiden farklı olarak, iki kişi arasında da gerçekleşebilecek olan konuşmada, konuşan tarafların, aralarında geçen sözleri kaydetmesi, TCK'nın 133/1. maddesi kapsamında suç olarak tanımlanmamış olup, koşulları bulunduğu takdirde eylemin aynı Kanunun 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabileceği; elverişli bir aletle dinlenilen veya kaydedilen konuşma veya söyleşiden elde edilen bilgiler sayesinde kendi veya üçüncü kişi lehine, maddi ya da manevi yarar, yani; fayda veya avantaj sağlanması; bu bilgilerin, menfaat karşılığı olsun ya da olmasın, ilgilisi dışındaki kişi veya kişilere verilmesi ya da diğer kişilerin dolaylı olarak bilgi edinmelerinin temin edilmesinin TCK'nın 133/3. maddesinde ayrıca suç olarak tanımlandığı, hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 80. maddesi ile TCK'nın 133/3. maddesinde yapılan değişiklikle kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verilerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi eyleminin suç olarak düzenlendiği, Ancak, kişinin, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda, örneğin; kendisine karşı işlenmekte olan (cinsel saldırı, hakaret, tehdit, iftira veya şantaj gibi) bir suç söz konusu olduğunda ya da kendisine veya aile birliğine yönelen, onurunu zedeleyen, haksız bir saldırıyı önlemek için, kaybolma olasılığı bulunan kanıtların kaybolmasını engelleyip, yetkili makamlara sunarak güvence altına almak amacıyla, saldırıyı gerçekleştiren tarafın bilgisi ve rızası dışında, özel hayata ait bilgileri okuma, konuşma ve haberleşme içeriklerini veya özel hayata ilişkin ses ve görüntüleri dinleme, izleme ya da kaydetme, kişisel verileri kaydetme, ele geçirme ve yayma eylemlerinin hukuka aykırı olduğunu kabul etmek mümkün olmadığı gibi, esasen bu hallerde, kişinin hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle hareket ettiğinden de söz edilemeyeceği, Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, kız arkadaşıyla beraber ehliyet alabilmek amacıyla şikayetçinin işlettiği sürücü kursuna müracaat ettiği, kurs bitiminde, sertifikaların verilmesi ve ücretin ödenmesi konusunda tarafların ihtilafa düşmeleri üzerine, sanığın, kamera sistemini açık vaziyette bıraktığı cep telefonuyla, şikayetçi ile aralarında geçen konuşmaları gizlice kayda alıp, bu kayıttan oluşturduğu CD'yi, şikayetçi hakkında idari soruşturma başlatılması için başvurduğu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne delil olarak teslim ettiği iddiasına konu olayda, 6352 sayılı Kanunun 80. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki TCK'nın 133/3. maddesinin, “Yukarıdaki fıkralarda yazılı fiillerden biri işlenerek elde edildiği bilinen bilgilerden yarar sağlayan veya bunları başkalarına veren veya diğer kişilerin bilgi edinmelerini temin eden kişi...cezalandırılır.” hükmü, anılan maddenin gerekçesinde yer alan, “Maddenin üçüncü fıkrasına göre, bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan suçların işlenmesi suretiyle elde edildiği bilinen veya böylece elde edildiği kabul edilebilecek olan bilgilerden yarar sağlanması veya bunları başkalarına verilmesi veya bunlardan diğer kişilerin bilgi edinmelerini temin etmek, suç olarak tanımlanmıştır...” açıklamalarıyla birlikte göz önüne alındığında, sanığın konuşmanın tarafı olması ve konuşmanın sanıkla şikayetçi arasında yapılmış olması halinde, bu konuşma kaydı, TCK'nın 133/1. maddesindeki suç işlenerek elde edilen bilgi niteliğinde kabul edilemeyeceğinden, sanığın eyleminin TCK'nın 133/3. maddesi değil, aynı Kanunun 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilebileceği; ancak, konuşmanın sanıkla beraber en az üç kişi arasında gerçekleşmiş olması halinde, söz konusu iletişimin “söyleşi” niteliğini kazanacağı ve sanığın eylemlerinin TCK'nın 133/2-3. maddesi kapsamında değerlendirilebileceği anlaşılmakla, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne verildiği iddia olunan CD temin edilip, CD'de yer alan konuşmanın kimler arasında geçtiği ve konuşmanın içeriği açıklığa kavuşturulduktan sonra, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, olay günü şikayetçi ve ailesinin kendisine yönelik tehdit sözlerini kayda aldığını ve söz konusu kaydı içeren CD'yi hiçbir kişi ve kuruma vermediğini beyan eden sanık savunması da dikkate alınmaksızın, “...sanık ikrarı ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın olay tarihinde müşteki ile yaptığı konuşmaları müştekinin rızası olmaksızın ses alma cihazına kaydettiği ve bu ses kaydını milli eğitim müdürlüğüne götürerek başkalarına verdiği” biçimindeki dosya kapsamına uygun düşmeyen yetersiz gerekçelerle, eksik incelemeye dayalı olarak, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi, Kabul ve uygulamaya göre de: Suç ve hüküm tarihi itibariyle, TCK'nın 133/3. maddesinde, “altı aydan iki yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezası” öngörüldüğü halde, sanığa asgari hadden ceza tayin edildiği belirtilip, temel cezanın “2 ay hapis ve 5 gün adli para cezası” olarak belirlenmesi suretiyle sanık hakkında eksik hapis cezasına hükmedilmesi, Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 18.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.