10. Hukuk Dairesi 2022/7555 E. , 2023/9853 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi SAYISI : 2017/448 E., 2019/138 K. HÜKÜM/KARAR : Kabul Dava, müteselsil sorumluluğun iç ilişkisinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, bozmaya uyularak ilamda belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalıların ortak vekili tarafından temyiz edilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve du
**10. Hukuk Dairesi 2022/7555 E. , 2023/9853 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi SAYISI : 2017/448 E., 2019/138 K. HÜKÜM/KARAR : Kabul Dava, müteselsil sorumluluğun iç ilişkisinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, bozmaya uyularak ilamda belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalıların ortak vekili tarafından temyiz edilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 30.03.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalılar adına Av. ... ile davacı adına Av. Muhammet Furkan Yıldırım geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanarak, sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmişti. Dosyanın tekrar Dairemiz’e gönderilmesi üzerine Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I. DAVA Davacı şirket vekili dava dilekçesinde; davalı .... Şti.'nin sigortalısı olan ... isimli işçinin iş kazası nedeniyle vefatından dolayı onun hak sahiplerinin açtıkları iş kazasından kaynaklı tazminat dosyasının Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi tarafından Düzeltilerek Onanmasından sonra hak sahiplerinin açtıkları icra takip dosyasına 29.05.2009 tarihinde 153.770,40 TL ödedikleri, kusurlu bulunan ...’ın iç ilişkideki kusuru nedeniyle kendilerine ödeme yaptığı, adı geçenin kusuruna isabet eden miktar düşültükten sonra kalan 95.927,80 TL rücu tazminatının; ..., ... Çelik Tic. Ltd. Şti., ..., Bir Trafo Elk. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nden kendilerinin ödeme yaptığı 29.08.2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece eldeki davanın davalıları yönünden dosya tefrik edilmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini; işin esası yönünden ise müvekkillerinin taraf olmadığı dosya üzerinden verilen raporda haksız ve savunma olmaksızın atfedilen kusura bağlı olarak tazminat davasına konu edilmesinin mümkün olmadığını savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.03.2015 tarih, 2015/157 Esas, 2015/86 karar sayılı kararı ile zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkeme kararının davacı şirket vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 03.07.2017 tarih, 2016/2580 Esas, 2017/5648 Karar sayılı kararı ile somut olayda davacı şirket ile davalılar arasındaki ilişkinin Borçlar Kanunu'nun 125'nci maddesinde belirtilen genel zamanaşımı süresine tabi olduğu bu bakımından davanın zamanaşımı nedeniyle reddi yerine yargılamaya devam edilip tüm dosya kapsamındaki deliller bir arada değerlendirerek karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 10.04.2019 tarih, 2017/448 Esas, 2019/138 Karar sayılı kararı ile 04.04.2000 tarihinde davacı tarafa ait fabrika alanında imal edilen bir kısım ürünlerin taşınması ve indirilmesi sırasında gerçekleşen kaza sonucu kazalı sigortalı ...'ın vefatına sebep olan olaydan dolayı kusur raporu alındığı, davacının kendi kusuruna isabet eden tutar dışında kalan tutarı davalılara yönlendirmesi akabinde alınan bilirkişi raporundaki kusura ilişkin değerlendirmeler ile sonucuna göre diğer davalılar arasında müşterek ve müteselsilen sorumluluk bulunduğundan bahisle davanın kabulüne, 95.927,80 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin 10.04.2019 tarih, 2017/448 Esas, 2019/138 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, davalı ...'ın rücuen tazminattan sorumlu tutulamayacağını, adı geçen davalının diğer davalı ... Tic. Ltd Şti’nin olay tarihindeki şirket yetkilisi olduğunu, şirket tüzel kişiliğini ilgilendiren bir olay nedeniyle şirket ortak veya müdürlerinin sorumluluğuna gidilmesinin hukuken mümkün olmadığını, şirket yetkilisi veya ortağının hukuk davaları açısından şahsi sorumluluğunun bulunmadığını, kaldı ki tazminat davasına konu edilen olayın, davacı şirketin bizzat işyerinde ve davacı şirket ile tazminat davasında taraf olan diğer davalıların kusuru neticesinde gerçekleştiğini, müvekkilinin sorumlu tutulabilmesi için gerekli illiyet bağının söz konusu olmadığını, şirket tüzel kişiliğini ilgilendiren bir olay nedeniyle, şirket yetkilisinin şahsi sorumluluğuna gidilebileceği hukuken mümkün olmamasına rağmen bir an için hukuken mümkün olduğu varsayılsa dahi, müvekkilinin rücu davasına konu ... 1.İş Mahkemesi’nin 2001/256 E. Sayılı tazminat davasında taraf olmadığını, davanın kendisine ihbar edilmediğini, önceki davada savunma haklarını kullanmadığını, müvekkili açısından taraf olmadığı bir davada alınan bilirkişi raporunun bağlayıcı olmadığını, davalı ...’ın olayda kusurlu olduğunun ispat edilemediğini, müvekkili yönünden müvekkilinin de taraf olduğu bir davada kusur incelemesi yapılmadığını, mahkemece rapor alınan bilirkişi heyetinin de 18.10.2018 havale tarihli raporunda şirket yetkilisinin sorumluluğuna gidilemeyeceği yönündeki savunmaları yönünden bir inceleme ve tespit yapmadığını, kusur araştırmasına gitmediğini, müvekkilinin taraf olmadığı, ... 1. İş Mahkemesi’nin 2001/256 E . sayılı dosyasındaki, bilirkişi raporunun aynısını raporuna yazdığını ve kusur yönünden bir inceleme yapmadığını, bu nedenle hükme esas alınabilecek yeterlikte bir bilirkişi raporu olmadığını, bilirkişi raporuna itiraz etmiş olmalarına karşın mahkemenin itirazlarını dikkate almadığını, bu konuda ek rapor alınmasına dahi gerek olmadığını, müvekkili ... şirketinin de rücuen tazminattan sorumlu olmadığını, adı geçen davalının da rücu davasına konu olan .... 1.İş Mahkemesi’nin 2001/256 E . sayılı dosyasında taraf olmadığını, davanın müvekkili şirkete ihbar da edilmediğini, anılan dosyada savunma haklarını kullanamadıkları için o dosyada alınan raporun müvekkilleri hakkında bağlayıcı olmadığını, tazminat davasına konu iş kazasının oluş yeri ve oluş şekli irdelendiğinde müvekkillerine herhangi bir kusur izafe edilemeyeceğinin açık olduğunu, müvekkilerinin rücuen tazminatın tamamından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulamayacağını, yerel mahkemenin (tefrik edilen) diğer davalılar ... ve Bir Trafo Elektrik San.ve Tic.Ltd.Şti 'nin paylarını da müvekkillerine yükleyerek hukuka, Kanun'a ve yerleşik yargıtay kararlarına açıkça aykırı karar verdiğini, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/793 E. Sayılı rücu davasında, dava sürerken davacı şirketin davalı ... ile haricen anlaştığını ve onun açısından davadan feragat ettiğini, yine davalı Bir Trafo şirketi açısından da 09.12.2014 tarihli celsede Bir Trafo şirketi açısından da davayı takip etmediğini ve işlemden kaldırılmasını talep ettiğini, dolayısıyla davacı şirketin kendi iradesi ile rücu davasından anlaşarak vazgeçtiği davalıların payına düşen tazminat bedelinin müvekkillerinden talep etmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olacağını, aynı zamanda yerel mahkemenin iş bu kararının davacı taraf açısından tahsilde tekerrür oluşturacağını, faiz başlangıç tarihinin ödeme tarihi değil müvekkillerine ihtar tarihi olması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, müteselsil sorumluluğun iç ilişkisinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı HMK Geçici 3 üncü maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 427 ilâ 444 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler. Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır. Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, ... 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, ... 2000, s.288). Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir. Somut olayda, davalı ... şirketinin mahkeme kararından önce 29.05.2018 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiği ve keyfiyetin 04.06.2018 tarih, 9592 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiği anlaşıldığına göre adı geçen şirketin tüzel kişiliği ve dolayısıyla taraf ehliyeti bulunmadığı gözden kaçırılarak yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; davacı tarafa davalı ... şirketini iş bu dava nedeniyle ihya etmesi için önel vermek, ihya davası açıldığı takdirde bu davanın sonucunu beklemek, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, taraf teşkili sağlanarak, sonucuna göre karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Mahkeme kararının BOZULMASINA, Sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Davalı ... avukatı yararına 17.100.00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, Temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 17.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.