4. Hukuk Dairesi 2010/1217 E. , 2010/13025 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve ... Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti aleyhine 03/02/2009 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin bir bölümünün kabulüne ilişkin 21/07/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı ... vekili tarafında…
**4. Hukuk Dairesi 2010/1217 E. , 2010/13025 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve ... Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti aleyhine 03/02/2009 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin bir bölümünün kabulüne ilişkin 21/07/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Öğretmenevinde şef garson olarak çalıştığını belirten davacı, taciz skandalına neden olduğuna ilişkin haberin, kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu ileri sürerek, davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemiştir. Davalılar ise, yayının hukuka uygun olduğunu belirterek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Yerel mahkemece, yayının görünürdeki gerçekliğe uygun olmadığı, olay ile ilgili davacı hakkında çalıştığı kurumda herhangi bir disiplin işlemi yapılmadığı gibi olayla ilgili Cumhuriyet Savcılığına bildirilen herhangi bir belge de bulunmadığı, hukuka aykırı olan haberin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu gerekçesiyle, istemin bir bölümü kabul edilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. ve 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenerek basının özgürce yayın yapması güvence altına alınmıştır. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum, halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Davaya konu yayında, davacının adına da yer verilerek 18 yaşındaki N.Ç. adlı öğrenciyi asansörde taciz etmesi, öğretmenevi yönetiminin de bu taciz olayını örtbas etmek istemesi eleştirilmiştir. Haberde yapılan değerlendirmelerde yer verilen sözler, olayın gelişim biçiminin gösterdiği özelliklere ve anlatılmak istenen amaca ve yayın günündeki beliren duruma uygundur. Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, görünen gerçekliğe uygun olup eleştiri niteliğinde bulunan haberin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağı sonucuna varılıp istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 16/12/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.