11. Hukuk Dairesi 2022/7655 E. , 2024/3649 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1527 Esas, 2022/1782 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/674 E., 2017/258 K. Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmes…
**11. Hukuk Dairesi 2022/7655 E. , 2024/3649 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1527 Esas, 2022/1782 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/674 E., 2017/258 K. Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurunun miktar bakımından usulden, davacı vekilinin başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının adına tescilli olan 2005/02327 sayılı "Altın Seri" ibareli markayı kullanmadığını, bunun yanında "Altın Seri" ibaresinin cins, vasıf ve kalite bildirmesi sebebiyle marka olarak tescil ettirilemeyecek işaretlerden olduğunu ileri sürerek 2005/02327 sayılı "Altın Seri" ibareli markanın hükümsüz kılınarak sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin markasını kullandığını, marka işaretinin ayırt edici olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/79 E. sayılı dosyasının, mahkemelerinin 2014/41 E. sayılı dosyası ile birleştirildiği, mahkemelerinin 2014/41 E. sayılı dosyasındaki karşı davaya ilişkin markanın kullanılmaması nedeni ile iptaline dayanak 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 14 üncü maddesinin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal olması nedeniyle tefrik edilerek mahkemelerinin yukarıdaki esasına kaydedildiği, sözü edilen iptal kararı dolayısıyla davanın yasal dayanağı kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçeleriyle, kullanmama nedeni yanında markanın ayırt ediciliği olmamasına da dayandıklarını ancak İlk Derece Mahkemesince bu hususta karar verilmediğini, davaya konu markada yer alan işaretin cins, vasıf ve kalite bildirdiğini, bu nedenle marka olarak tescil ettirilemeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava reddedildiği halde müvekkili lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı yanca istinafa konu edilen tutarın istinaf kesinlik sınırının altında kaldığı, davacı vekilinin başvurusuna gelince, davacı tarafça, kullanmama ve ayırt edicilik sebeplerine dayalı dava açılmış ise de; mahkemenin 2014/41 E. sayılı dosyasında görülen davanın 12.10.2017 tarihli duruşmasında, 556 sayılı KHK'nın 14 üncü maddesinin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal olması nedeni ile kullanmama nedenine dayalı hükümsüzlük davasının dosyadan tefrik edilerek karar verildiği, diğer istemler yönünden yargılamaya devam edildiği anlaşılmakla mahkemenin eksik inceleme ile karar verdiğine ilişkin istinaf isteminin yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin başvurusunun usulden, davacı vekilinin başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince, asıl davadan sadece kullanmama nedeniyle iptal talebinin tefrik edilerek işbu davaya geldiği belirtilmiş ise de bu tespitin gerçeği yansıtmadığını, İlk Derece Mahkemesinin 2014/41 E. sayılı dosyasının 17.10.2017 tarihli celsesinde her ne kadar, sadece kullanma nedeniyle hükümsüzlük davası bakımından tefrik kararı verilmiş gibi ara karar oluşturulmuş ise de ana davada, mutlak ret nedenine dayalı hükümsüzlük davaları hakkında bir karar verilmediğini ve davanın son olarak takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırıldığını, başka bir anlatımla, ana davada tefrik kararının birleştirilen dosyadaki tüm talepler bakımından uygulandığını, mutlak ret nedenine dayalı hükümsüzlük istemleri hakkında işbu davada karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ana davanın görüldüğü İlk Derece Mahkemesince verilen tefrik kararına göre, dava dilekçesinde yer alan markanın mutlak ret nedenine dayalı hükümsüz kılınması isteminin işbu davanın konusunu oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 7 nci, 14 üncü ve 42 nci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Davacı, davalı ...... A.Ş. adına tescilli 2005/02327 sayılı "Altın Seri" ibareli markanın vasıf bildirdiğini ve kullanmadığını iddia ederek 556 sayılı KHK'nın 7 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ve aynı KHK'nın 42 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine dayalı olarak hükümsüz kılınmasını istemiş, davanın açıldığı İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 09.09.2014 tarihli 2014/79 E., 2014/182 K. sayılı kararıyla, davanın, huzurdaki dosyanın davalısı olan ...... A.Ş. tarafından ... ...Ltd. Şti. aleyhine 2005/02327 sayılı "Altın Seri" ibareli markaya dayalı olarak açılan ve İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2014/41 E. sayılı dosyası ile görülen markaya tecavüzün tespiti ve tazminat istemli davayla birleştirilmesine karar verilmiştir. 2.Birleştirme kararından sonra her iki dava da İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2014/41 E. sayılı dosyası üzerinden görülmeye başlanmış, yargılama sürecinde Anayasa Mahkemesince, 556 sayılı KHK'nın 42 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin ve aynı KHK'nın 14 üncü maddesinin iptaline karar verilmesi üzerine, Mahkemenin 12.10.2017 tarihli celsesinin 3 numaralı kararıyla, " Karşı davaya ilişkin markanın kullanılmaması nedeni ile iptaline dayanak 556 sayılı KHK'nın 14 üncü maddesinin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal olması nedeniyle dayanağı kalmayan davanın dosyadan tefrik edilerek karara çıkartılmasına" şeklinde ara karar oluşturularak tefrik kararı verilmiş ve tefrik edilen dava Mahkemenin 2017/674 Esasına kaydedilmiştir. 3.Mahkemenin tefrik kararıyla oluşturulan 2017/674 E. sayılı dosyasında yargılamaya devam edilmiş ve dava, 556 sayılı KHK'nın 14 üncü maddesine dayalı olarak açılmış bir marka hükümsüzlüğü davası olarak nitelenerek anılan KHK hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi neticesinde davanın yasal dayanağını kaybettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 4.Davacı yan, istinaf dilekçesinde, huzurdaki davadaki hükümsüzlük taleplerini, 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile düzenlenen mutlak ret nedenine ve aynı KHK'nın 42 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendiyle düzenlenen kullanmama sebebine dayandırdıklarını ancak İlk Derece Mahkemesince mutlak ret nedenine dayalı olarak açtıkları dava hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmediğini ileri sürmüş, Bölge Adliye Mahkemesince yazılı olduğu şekilde, ana dosyadan sadece kullanmama nedeniyle hükümsüzlük talebinin tefrik edildiği, mutlak ret nedenine dayalı hükümsüzlük davasının tefrik edilmeksizin ana dosyada kaldığından bahisle bu yöne ilişen istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir. 5.Ancak ana dosyadan verilen tefrik kararında birleşen davanın tefrik edildiğinden bahsedilmiş olup birleşen davaya konu talepler bakımından bir ayrım yapılmamış, birleşen davaya konu mutlak ret nedenine dayalı hükümsüzlük talebinin ana dosyada tefrik edilmeksizin bırakıldığı açıkça belirtilmemiştir. Keza Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesinin aksine ana dosya olan İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2014/41 E. sayılı dosyasına tefrik kararı sonrasında sadece davacısı ...... A.Ş., davalısı ... ...Ltd. Şti. olan bir markaya tecavüzün tespiti ve tazminat davası olarak devam edilmiş, dosya bu şekilde karara çıkarılmış hatta verilen karara yönelik istinaf itirazlarını inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 03.06.2021 tarih, 2018/2977 E. ve 2021/1162 K. sayılı kararıyla, tefrik edilen dosyada tecavüz davasına dayanak yapılan markanın mutlak ret nedenine dayalı olarak hükümsüzlüğünün talep edildiği, markanın hükümsüz kılınması halinde davanın dayanağı olan markanın geçmişe etkili olarak ortadan kalkacağına işaret edilerek bu davanın kesinleşmesinin beklenilmesi gerektiğinden bahisle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. 6.Belirtilen nedenlerle ve bizzat tefrik kararı veren Mahkemece ana davaya markaya tecavüz davası olarak devam edildiği de gözetildiğinde birleşen davanın tamamıyla ana dosyadan tefrik edildiğinin ve mutlak ret nedenine dayalı hükümsüzlük talebinin işbu davanın konusu olduğunun kabulü gerekir. Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, davacının mutlak ret nedenine dayalı hükümsüzlük talebi de incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak bu talep hakkında olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılmaması ve karar verilmemesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.05. 2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.