Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun, bir gazetenin forum sayfasında yayımlanmak üzere faks yoluyla göndermek istediği yazısına el konulması nedeniyle haberleşme, düşünce ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun, bir gazetenin forum sayfasında yayımlanmak üzere faks yoluyla göndermek istediği yazısına el konulması nedeniyle haberleşme, düşünce ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru, 28/3/2013 tarihinde Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım isteminde bulunmuştur. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 18/6/2015 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 10/7/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına; başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 10/7/2015 tarihinde Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık, tanınan ek süre sonunda görüşünü 7/9/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş, başvurucuya 28/9/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesi ve ekleri ile başvuruya konu dosya içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: (Kapatılan) Erzincan Devlet Güvenlik Mahkemesi kararı ile “devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak” suçunu işlediği gerekçesiyle başvurucunun hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan (İnfaz Kurumu) bir gazetenin forum sayfasında yayımlanmak üzere H. A. isimli şahsa faks yoluyla yazı göndermek istemiştir. Söz konusu faks “Hudeybiye Köyü-İmralı Adası” başlıklı metni içermektedir. “İmralı süreci ile ilgili olarak bir çok kesim tutum belirledi. Bunlardan en dikkat çekeni F. G.’ nin tutumuydu. Daha birkaç ay önce etrafını saracaksın, beş bin değil beş yüz bin kişi de olsa yok edeceksin.’ diyen Hocaefendi bu kez ‘sulhta hayır var’ dedi. Bunu söylerken de Hudeybiye Anlaşmasına atıfta bulundu. Ortadoğu’nun genel tarihi içinde önemli bir kesiti oluşturan İslam tarihinde günümüzün büyük sorunlarının çözümünde aydınlatıcı örnekler bulmak mümkündür. Bunlardan en önemlisi hiç kuşkusuz Hudeybiye Anlaşmasıdır.” cümleleriyle başlayan metinde Hudeybiye Antlaşması, başvurucunun görüşleri doğrultusunda aktardıktan sonra metin “Hudeybiye küçük bir köyün adıdır. Barışın mekânı olunca tarihe geçmiştir. İmralı da küçük bir adadır, bugün aradığımız barışın anıldığı mekandır. Bu anlamda F.G.’nin İmralı görüşmelerini değerlendirirken Hudeybiye Barışına atıfta bulunmasında bir isabetsizlik yoktur. Ancak tıpkı Amr Bin As gibi muhatabının ismini bile telaffuz etmeyi gururuna yediremeyip onun yerine ada, malum parti, Kandil, uzantı vb. mekân ismi veya hakaret sözcüklerini kullanan Ankara hükümetinin Mekkeli egemenler ile yine hak ve hakikat mücadelesi veren Kürt hareketinin Medineli müslümanlar bunca konum, söylem, niyet ve tutum benzerliğine rağmen Hocanın özdeşleştirmeyi tersten yapmış olması isabetsizlik olmuştur. Bu yaklaşım da bu toprakların tarihini bilenlere yabancı gelmez. Öyle ya adı tarihe zulmün sembolü olarak geçen Nemrud ateşte yaktığı İbrahim’i zalim, kendisini ve taştan yapılma putlarını da saldırıya uğramış mazlumlar olarak adlandırmamış mıydı? ” ifadeleriyle sonlanmaktadır. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca anılan faks yazısını inceleyen İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu 22/1/2013 tarihli ve 2013/56 sayılı kararla bu yazının alıkonulmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: “... Hükümlü Musa Kaya'nın H.A.'ya göndermek istediği faks metni içeriğinde belli bir örgüte yönelik yüceltici ve övücü ifadelerin bulunduğu anlaşıldığından ... gönderilmek istenen faksın tamamının sakıncalı bulunarak alıcısına gönderilmemesine ... karar verilmiştir. ” Başvurucu bu karara karşı Kırıkkale İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) nezdinde şikâyet başvurusunda bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği, 4/2/2013 tarihli ve E.2013/53, K.2013/53 sayılı kararla İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu kararına atıfta bulunarak başvurucunun şikâyetini reddetmiştir. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı itiraz yoluna başvurmuştur. İtirazı inceleyen Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi 6/3/2013 tarihli ve 2013/233 sayılı kararıyla, İnfaz Hâkimliğinin kararındaki gerekçeye atıf yaparak kararın usul ve yasaya uygun olduğundan bahisle başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir. Başvurucu 28/3/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 5275 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Hükümlü, bu maddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir.(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez.(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir.” 5275 sayılı Kanun’un maddesine dayanılarak çıkarılan, 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün (İnfaz Tüzüğü) maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:“Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez.” İnfaz Tüzüğü’nün maddesi şöyledir:“(1) 91 inci maddeye göre mektup alma ve gönderme hakkı kapsamında hükümlüler tarafından yazılan mektup, faks ve telgraflar, zarfı kapatılmaksızın bu işle görevlendirilen ikinci müdür başkanlığında, idare memuru ve yüksek okul mezunu iki infaz ve koruma memuru tarafından oluşturulan mektup okuma komisyonuna iletilmek üzere güvenlik ve gözetim servisi personeline verilir. Yapılan incelemeden sonra gönderilmesinde sakınca görülmeyen mektuplar üzerine "görüldü" kaşesi vurulur, zarf içerisine konularak kapatılır ve postaneye teslim edilir.(2) Resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilenler hakkında 91 inci maddenin dördüncü fıkrası hükmü uygulanır.(3) Hükümlülere gönderilen ve açılıp incelendikten sonra verilmesinde sakınca olmadığı anlaşılan mektup, faks ve telgraflar zarfları ile birlikte verilir.” İnfaz Tüzüğü’nün maddesi şöyledir:“(1) Mektup okuma komisyonunca, mahalline gönderilmesi veya hükümlüye verilmesi sakıncalı görülen mektuplar, en geç yirmidört saat içinde disiplin kuruluna verilir. Mektubun disiplin kurulu tarafından kısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde, mektup aslı çizilmeden veya yok edilmeden şikâyet ve itiraz süresinin sonuna kadar muhafaza edilir. Mektubun kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde, aslı idarede tutularak fotokopisinde sakıncalı görülen kısımlar okunmayacak şekilde çizilerek disiplin kurulu kararı ile birlikte ilgilisine tebliğ edilir. Mektubun tamamının sakıncalı görülmesi hâlinde, sadece disiplin kurulu kararı tebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren infaz hâkimliğine başvuru için gereken süre beklenir. Bu süre içinde infaz hâkimliğine başvurulmamış ise, disiplin kurulu kararı yerine getirilir. İnfaz hâkimliğine başvurulmuş ise, infaz hâkimliği kararının tebliğinden itibaren itiraz süresi beklenir. İnfaz hâkimliği kararına itiraz edilmemiş ise bu karara göre, itiraz edilmiş ise mahkemenin kararına göre işlem yapılır.(2) Hükümlüye yapılacak tebligatta, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde infaz hâkimliğine şikâyet hakkının kullanılmaması veya infaz hâkimliği kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde ağır ceza mahkemesine itiraz edilmemesi hâlinde, disiplin kurulu kararının kesinleşerek mektubun sakıncalı görülen kısımlarının okunmayacak şekilde çizilerek verileceği veya tamamı sakıncalı görülen mektubun verilmeyeceği bildirilir.(3) Kısmen veya tamamen sakıncalı görülen mektuplar, iç hukuk veya uluslararası hukuk yollarına başvuru yapılması durumunda kullanılmak üzere idarece saklanır.” Faks metnin alıkonulmasına karar verildiği tarihteki 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesi şöyledir:“ İşlenmiş olan bir suçu veya işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen öven kimse, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Faks metnin alıkonulmasına karar verildiği tarihteki 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:“Terör örgütünün propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın ve yayın organlarının suçun işlenişine iştirak etmemiş olan (…) yayın sorumluları hakkında da bin günden onbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, yayın sorumluları hakkında, bu cezanın üst sınırı beşbin gündür …”