Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/9076 E. , 2024/3550 K. T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/9076 Karar No : 2024/3550 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İste…
Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/9076 E. , 2024/3550 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/9076 Karar No : 2024/3550 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; Antalya İli, ... İlçesi Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacı tarafından; "Korunması ya da gönderilmesiyle yükümlü bulunduğu, sanık ya da suçluların uyanık davranmamak ya da önlem almamak yüzünden kaçmasına neden olmak ya da yakalama görevini savsaklamak" fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/D-2. maddesi uyarınca "24 ay uzun süreli durdurma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Antalya Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : ... İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; olayda, hakkında yakalama kararı, teknik takip ve izleme bulunan şüpheli şahsın, yapılan uygulama sonucunda nüfus cüzdanı veya kendisini tanıtmaya yarayacak başkaca resmi evrakın bulunmadığının anlaşıldığı, şüpheli şahsın GBT araştırmasının usule uygun yapılmadığı, başka polis memurundan gelen telefon üzerine şüphelinin serbest bırakıldığının, dosya kapsamında yer alan beyanlardan ve bilgi-belgelerden sabit olduğu, 657 sayılı Yasa'nın 131. maddesi uyarınca, takipsizlik veya beraat kararı verilmesinin, ayrıca disiplin cezasına engel teşkil etmemesi nedeniyle dava konusu işleme dayanak teşkil eden eylemi sabit olan davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun 83. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle dava konusu işlemin hukuki dayanağının kalmadığı, polis memurundan gelen telefon doğrultusunda herhangi bir işlem yapmadığı, her durdurulan kişinin mutlak suretle kimlik sorgulamasına tabi tutulması gerekmediği, hakkında tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN CEVABI : Davalı idare tarafından; davacıya isnat edilen eylemin sübuta erdiği, davacı hakkında tesis edilen işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu, davacının temyiz istemin reddi gerektiği ileri sürülmektedir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacının, Konyaaltı, Hurma Bölgesinde araçlar ve motosikletler üzerinde uygulama yaparken, hakkında yakalama, teknik takip ve izleme kararı bulunan şüpheli ...'nun durdurularak, kendisini tanımaya yarayacak belge istendiği sırada, kendisini arayan... isimli polis memuru ile konuştuktan sonra yanında nüfus cüzdanı bulunmayan şüpheli ...'yu serbest bıraktığından bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/D-2 maddesi uyarınca "24 ay uzun süreli durdurma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle temyizen bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT : Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nde uzun süreli durdurma cezaları on iki, on altı, yirmi ve yirmi dört ay durdurma olarak düzenlenmiş, 7/D-2. maddesinde yer alan "Korunması ya da gönderilmesiyle yükümlü bulunduğu sanık ya da suçluların uyanık davranmamak ya da önlem almamak yüzünden kaçmasına neden olmak ya da yakalama görevini savsaklamak" fiili, 24 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır. 08/03/2018 günlü, 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve emniyet teşkilatı mensuplarına ilişkin disiplin kurallarını yeniden düzenleyen 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'da da uzun süreli durdurma cezalarının süreleri aynı şekilde katagorize edilmişken, 8/5-c-2. maddesi ile "Muhafazası veya sevkiyle yükümlü bulunduğu şüpheli, sanık, tutuklu veya hükümlünün uyanık davranmamak ya da önlem almamak yüzünden kaçmasına neden olmak ya da yakalama görevini savsaklamak" fiilinin, 20 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektirdiği kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Disiplin cezaları, kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine karşı düzenlenen idari yaptırımlardır. Kamu hizmetlerinden sürekli uzaklaştırılabilmek gibi ağır sonuçlara neden olabilen disiplin cezaları, ağırlığı ve önemi sebebiyle Anayasa'nın 38. maddesindeki suç ve cezalara ilişkin kurallara tabi tutulmuştur. "Kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi uyarınca, ceza yaptırımına bağlanan her bir fiilin tanımının yapılması ve kanunun ne tür fiilleri suç sayarak yasakladığının hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi gerekmektedir. Sözü edilen suç tanımlaması yapıldıktan sonra, suçun karşılığı olan cezanın ve suç sayılan fiili gerçekleştiren kamu görevlisinin hangi disiplin kuralını ihlal ettiğinin açık bir şekilde ortaya konulması da zorunludur. Söz konusu fiil, mevzuatta öngörülen tanıma uymuyorsa verilen disiplin cezası hukuka aykırı olacaktır. Dava konusu uyuşmazlıkta; davacının eyleminin Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/D-2 maddesinde yer alan "Korunması ya da gönderilmesiyle yükümlü bulunduğu, sanık ya da suçluların uyanık davranmamak ya da önlem almamak yüzünden kaçmasına neden olmak ya da yakalama görevini savsaklamak" şeklindeki suç tanımına uymadığı, bu fiil yönünden disiplin hukukunda yer alan "tipiklik" şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından, anılan madde kapsamına girmeyen fiillerinden dolayı dava konusu işlemin tesis edilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir. Diğer yandan, davalı idarece, emniyet hizmetlerinin niteliği dikkate alınarak söz konusu disiplin soruşturması kapsamında davacının fiiline uyan başka bir disiplin cezasının verilebileceği de açıktır. Bu itibarla davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE, 2. ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyize konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA, 3. Aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası uyarınca, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Yasa'nın (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/06/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Uyuşmazlık konusu olayla ilgili disiplin soruşturması kapsamında alınan tanık ifadesi ile davacının ifadesi ve dosyada yer alan diğer bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davacının üzerine atılı "Korunması ya da gönderilmesiyle yükümlü bulunduğu, sanık ya da suçluların uyanık davranmamak ya da önlem almamak yüzünden kaçmasına neden olmak ya da yakalama görevini savsaklamak" fiilinin sabit olduğu ve bu eyleminin Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/D-2. maddesi kapsamında bulunduğu açıktır. Dava devam ederken, davacının fiiline uygulanacak disiplin cezasına ilişkin mevzuatta değişiklik olması nedeniyle uyuşmazlığın çözülebilmesi için davacının işlediği fiile hangi mevzuat hükmünün uygulanması gerektiğinin de belirlenmesi gerekmektedir. Ceza hukuku kökenli bir ilke olan; "lehe olan hükmün uygulanması ilkesi"; işlendiği zamanın hukuki normları uyarınca suç sayılan bir fiilin sonradan yürürlüğe giren bir düzenleme ile suç olmaktan çıkarılmış bulunması veya sonradan yürürlüğe giren düzenlemenin, suçun işlendiği zaman mevcut olan düzenlemeye göre suçlunun lehine sonuçlar doğurması durumunda, failin lehine olan sonraki normun daha önce işlenmiş olan fiillere uygulanmasını öngörmektedir. İdare hukuku alanında, kural olarak idari işlemlerin yargısal denetimi tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmaktadır. İdari işlem niteliğindeki disiplin cezasının da tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmekte ise de, lehe olan normun uygulanması ilkesinin disiplin cezaları yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise disiplin cezası ile cezalandırılacak olan kişilerin lehine olan mevzuat hükmü dikkate alınmalıdır. Uyuşmazlıkta, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/D-2. maddesinde düzenlenen disiplin cezası, 08/03/2018 günlü, 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve emniyet teşkilatı mensuplarına ilişkin disiplin kurallarını yeniden düzenleyen 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8/5-c-2. maddesinde belirtilen disiplin cezası ile karşılaştırıldığında, 7068 sayılı Kanun ile uyuşmazlık konusu olayda davacı tarafından işlenen fiile öngörülen temel ceza bakımından davacı lehine bir düzenleme getirildiği görüldüğünden, davanın reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı ve kararın yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyoruz.