Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait davalı şirket nezdinde sigortalı ... plakalı aracın 01.12.2019 tarihinde kazaya karıştığını, kazada sürücünün kastı veya ağır kusuru bulunmadığını, diğer araçta meydana gelen hasar nedeniyle bir kısım ödemeler yapıldığını, ödenen bedellerin müvekkilinden talep edildiğini, müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin teminat karşılığında tedbiren durdurulmasını, müvekkiline ait araç sürücüsünün kazanın meydana gelişinde ağır kusurunun bulunm
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin yönetim kurulu yapan ve %90 oranında hissedarı olan ... Ticaret A.Ş.'nin 13/06/2018 tarihinde olağan genel kurul toplantısının yapıldığını, hazirun listesine ve toplantı tutanağına kendi ismi ile şirketin diğer iki ortağı kızlarının sahte imzalarının atıldığını, şirketin yönetim kurulu başkanlığına davalının seçildiğini, kendisinin ortalıktan çıkarıldığına ilişkin karar alındığını, şirketi muhasebe işlerini yapan mali müşavirinin beyanname vermek için Ticaret Sicil Müdürlüğüne gittiğinde durumu öğrenerek haber verilmesi ile öğrendiğini, ticaret sicil müdürlüğünden alınan belgeler incelendiğinde hazır bulunanlar listesinde ortakların isimleri karşısına atılan imzaların sahte olduğunu, toplantı başkanı olarak ... yerine soyadında ... olarak yazıldığını, 13/06/2018 tarihinde sahte imzalarla yapılan şirket olağan genel kurul toplantısı ve alınan kararların TTK'ya göre geçerliliği olmadığı için yok hükmünde olduğunun tespiti ile resmi kurum ve kuruluşlarda sahtecilikle şirket adına yapılan işlemlerinde yok hükmünde sayılarak 13/06/2018 tarihinden önceki eski halin devamına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle, davaya bir itirazının olmadığını, söz konusu genel kurul tutanakları ve hazirun cetvellerinin usülsüz olarak düzenlendiğini ve sahte imzaların atıldığını, bunu kendisinden ... isimli bir şahsın talep ettiğini, bana şirketin amcasına ait olduğunu ve beni genel müdür olarak atadığını söylediğini, bunun üzerine bu durumu kabul ettiğini ve kendisine verilen evrakları imzaladığını, ancak yaptığı araştırmaya göre şirket amcasının değil, davacı tarafın olduğunu beyan ederek imzası ile onaylamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece Mahkemesi 07/03/2019 tarih ve 2018/678 Esas - 2019/253 Karar sayılı kararında;"...TTK 445 ve 446. Maddeleri uyarınca genel kurul kararlarının iptali ve butlanı davasının şirkete karşı ortaklar tarafından açılabileceği, ancak bu davanın yöneticiye karşı açıldığı, şirkete karşı açılmadığı anlaşılmakla pasif husumet yokluğundan davanın usulden reddine..."gerekçesi ile;''Davanın Pasif Husumet Yokluğu Nedeniyle REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı ve asli müdahil talebinde bulunanlar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı ve asli müdahil talebinde bulunanlar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkeme huzurunda açılan dava TTK md 447 hükmü uyarınca genel kurul kararının batı olması sebebi ile yok hükmünde olduğunun tespiti davası olduğunu, Dava tespit davası olmak ile husumet yönetilmesinin gerekmediğini, .... sahte imzaları atarak genel kurul kararı aldığını, bunu ticaret sicil onaylattığını, sahte imzalar ile şirketin temsil ve ilzam yetkilisinin el geçirdiğini hem savcılık nezdinde hemde ilk derece mahkemesi önünde ikrar ettiğini, Sahte imzalar ile alınan genel kurul kararı pay sahiplerinin birinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanunen vazgeçilemez nitelikte hakları ortadan kaldırıldığını, ve anonim şirketin temel yapısını bozan kararların alınmış olmak ile batıl olduğunu,Nitekim Yargıtay kararında, bir pay sahibinin genel kurul toplantılarına davet edilmediği ve katılmadığı halde yerine kararlara sahte imzalar atılmak suretiyle katılmış gibi gösterilmesi halinde de eski TTK 536/f-4 yollaması ile TTK 381 ve BK 19, 20 maddeleri uyarınca tüm kararların yoklukla malul bulunduğunu haklı olarak kabul ettiğini, ( Yargıtay 11 HD 2000/8467 E. 2000/8250K)İlk derece mahkemesi davaya asli müdahil olan müvekkilleri hakkında kabul yada reddine yönelik bir karar vermediğini, Yüksek mahkemenin husumete ilişkin beyanlarının aksi görüşte olması durumunda ise de dava konusu itibari ve yargılamanın gelinen aşamasında mahkemenin resen HMK md 124 uyarınca taraf değişikliğine gitmemesi usule ve hukuka aykırılık teşkil etmektedir. Asli müdahillik değerlendirildikten sonra HMK md. 124 talebinde bulunacakken ilk derece mahkemesinin bu taleplerinin önüne geçmesinin açıkça usul ve yasalara aykırı olduğunu, Davanın konusu iptal davası değil genel kurul kararının butlan olması nedeni ile yokluk ile malul olmasının tespiti davası olduğunu, iptal davalarında TTK md. 445 ve 446 hükmü açıkken butlan hükümlerini içeren TTk 447 hükmü husumete yönelik bir açıklık getirmediğini, ortada kabul edilebilirlik bir yanılgının mevcut olduğunu,İleri sürerek, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının yapılacak istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın kabulü ile 13/06/2016 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti ve ticaret sicil gazetesinde ilan edilmesini talep etmiştir.