12. Ceza Dairesi 2013/8961 E. , 2013/31123 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma Hüküm : TCK'nın 179/3-2, 62, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri gereğincemahkumiyet Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle duruşma açılarak açıklanmasına ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek ge
**12. Ceza Dairesi 2013/8961 E. , 2013/31123 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma Hüküm : TCK'nın 179/3-2, 62, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri gereğincemahkumiyet Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle duruşma açılarak açıklanmasına ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü: CMK'nın 231. maddesinin 11. fıkrasında, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suçun işlenmesi halinde veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde mahkemece hükmün açıklanacağı belirtilmiş olup, bu iki halin gerçekleştiğinin saptanması durumunda, mahkemece yapılacak işlem, önceden verilen ancak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu olması nedeniyle hukuki varlık kazanmayan hükmün açıklanmasından ibarettir. Bu iki şarttan birine aykırılık nedeniyle hükmün açıklanması halinde mahkemece, uygulanmasında yasal zorunluluk bulunduğu halde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi nedeniyle uygulanamayan yasal hükümler hariç olmak üzere önceki hükümde bir değişiklik yapılmayacağından, yeniden kurulan hüküm de önceden verilen hükmün infazını sağlamaya yöneliktir. Yeniden hüküm verilmesi ise yanlızca sanığın “kendisine yüklenen yükümlülüklerin yerine getirilememesi" halinde mümkündür. Bu şart gerçekleştiğinde, sanığa yeni bir imkan sağlamayı düşünen yasa koyucu, yükümlülüğün yerine getirilememesi haline münhasır olarak mahkemeye, sanığın durumunun değerlendirilmesi suretiyle, cezanın kısmen infazına yada önceki hükümde yasal zorunluluk nedeniyle tartışılamayan erteleme veya seçenek yaptırımlara çevirme kurumlarının değerlendirilmesi suretiyle yeniden hüküm kurması imkanını sağlamıştır. Bu son halde dahi mahkeme, sübut ve nitelendirmenin değiştirilmesi veya önceki uygulamadan dönme yönünden bir imkâna sahip olmamakta, yalnızca önceki hükmün varlığı kabul edilerek, belirli bir kısmının infaz edilmemesi ya da önceki hükümde değerlendirilemeyen TCK’nın 50 veya 51. maddelerinin uygulanması yetkisine sahip olabilmektedir. Kural olarak hükümlerin açıklanması, duruşma açılmak ve taraf teşkili sağlanmak suretiyle yapılmak zorunda ise de, denetim süresi içinde kesinleşmiş bir yargı kararıyla kasten yeni bir suç işlediği sabit olan sanık hakkında, yapılan işlem önceki hükmün açıklanmasından ibaret olduğundan ve bu şartın gerçekleşmesi halinde kesin yargı halini almış bir hükmün varlığı nedeniyle başkaca araştırılacak bir husus bulunmadığından, duruşma açılmaması ve savunmasının alınmaması hakkın özünü zedelemeyecektir. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada, Samsun 3. Sulh Ceza Mahkemesince 10.12.2009 tarihinde kesinleşen, 07.10.2009 gün ve 2008/1155 esas, 2009/544 karar sayı ile sanığın TCK’nın 179/3-2, 62/1, 52/1-a, 52/2-4. maddeleri gereğince 500 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve sanık hakkında CMK’nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, sanığın denetim süresi içinde kasten işlediği "hükümlünün kaçması" suçundan Bafra Sulh Ceza Mahkemesince verilen 29.12.2011 gün ve 2011/1011 esas, 2011/1736 karar sayılı mahkumiyet hükmünün 03.05.2012 tarihinde kesinleşmesi üzerine, mahkemesine hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının değerlendirilmesi için yapılan 08.05.2012 tarihli ihbar üzerine, dosya yeniden ele alınıp, duruşma açılarak önceki hüküm açıklanmıştır. Her ne kadar mahkemece yeniden hüküm tesis edildiği görülmüş ise de, verilen hükmün yeni bir hüküm olmayıp, önceki hükme varlık kazandırmaktan ve infazda olası güçlüklerin önlenmesi için hüküm fıkrasının açıklanan hükme de yazılmasından ibaret olduğu anlaşılmış; bu yönüyle savunma hakkının kısıtlandığının kabul edilemeyeceğinden hükümde bir isabetsizlik görülmemekle tebliğnamedeki bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın bir nedene dayanmayan temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 26.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.