(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2009/3411 E. , 2009/4772 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana 5. İcra Mahkemesi Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçundan sanık ...’ün beraatine karar verilmiş; hüküm, yasal süresi içerisinde şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden Yargıtay C.Başsavcılığının onama istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Dosya kapsamına göre; şikayetçi vekili 25/12/2007 havale tarihli dilekçesi
**(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2009/3411 E. , 2009/4772 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Adana 5. İcra Mahkemesi Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçundan sanık ...’ün beraatine karar verilmiş; hüküm, yasal süresi içerisinde şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden Yargıtay C.Başsavcılığının onama istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Dosya kapsamına göre; şikayetçi vekili 25/12/2007 havale tarihli dilekçesi ile, borçlu hakkında Adana 8.İcra Müdürlüğünün 2007/3787 nolu dosyası ile başlatılan icra takibine süresi içinde verdiği mal beyanı dilekçesinde adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul bulunmadığını bildirmesine karşın Seyhan 2. Bölge Tapu Sicil Müdürlüğünün yazısı ile Kurttepe köyü 6562 ada 1 parseldeki taşınmazın 1/136 payının borçlu adına kayıtlı olduğunun bildirildiğini, böylece sanığın İcra ve İflas Kanunu’nun 338. maddesi ile cezalandırılması isteminde bulunmuş, Adana 5. İcra Mahkemesinin 2007/4051 esas numarası üzerinden yapılan yargılama sonunda da 29/04/2008 gün, 2007/4051 esas ve 2008/3787 sayılı kararla "...Mal beyanında bulunmamak suçunu düzenleyen İİK’nun 337/1. maddesi Anayasa Mahkemesi 28.02.2008 tarih ve 2006/71 sayılı kararı ile iptal edilmiş olması nedeniyle gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçunun oluşmasının da mümkün olmayacağı..." gerekçesiyle sanığın beraatine karar verildiği anlaşılmaktadır. Şikayete konu Adana 8.İcra Müdürlüğünün 2007/3787 esas sayılı dosyasının incelenmesinde, borçlu ... aleyhine toplam 7.992,06 YTL borcu için usulüne uygun olarak tebliğ edilen Örnek No : 4-5 icra emrine süresi içinde verdiği 31/07/2007 havale tarihli mal beyanı dilekçesinde adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul malının bulunmadığını, geçimini bir kısım akrabalarının yardımı ile sağladığını, iş bulamadığından herhangi bir gelirinin olmadığını, çalışmaya başladığında borcunu ödeyeceğini belirttiği görülmektedir. Sanığın üzerine atılı bulunan gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçu İcra ve İflas Kanunu'nun 5358 sayılı Yasa'nın 9. maddesi ile değişik 338. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Kanuna göre istenen beyanı, hakikate aykırı surette yapan kimse, alacaklının şikayeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır," şeklinde yaptırıma bağlanmıştır. İcra ve İflas Kanunu'nun "Ödeme emri" başlıklı 168. maddesinin 6. bendinde, "İtiraz edilmediği ve borç ödenmediği takdirde on gün içinde 74 üncü maddeye, itiraz edilip de reddedildiği takdirde ise üç gün içinde 75 inci maddeye göre mal beyanında bulunması ve bulunmazsa hapisle tazyik edileceği mal beyanında bulunmaz veya hakikate aykırı beyanda bulunursa ayrıca hapisle cezalandırılacağı ihtarı"nın ödeme emrinde bulunması amir hükmünü içermekte olup, anılan Yasa’nın "Beyanın muhteviyatı" başlıklı 74. maddesinde de, "mal beyanı, borçlunun gerek kendisinde ve gerek üçüncü şahıslar yedinde bulunan mal ve alacak ve haklarında borcuna yetecek miktarın nevi ve mahiyet ve vasıflarını ve her türlü kazanç ve gelirlerini ve yaşayış tarzına göre geçim membalarını ve buna nazaran borcunu ne suretle ödeyebileceğini yazı ile veya şifahen icra dairesine bildirmesidir." ifadesi ile mal beyanının tarifi ve unsurları belirtilmiştir. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesinin 28.02.2008 gün 2006/71 esas ve 2008/69 sayılı kararı ile, müddeti içinde mal beyanında bulunmak üzere mazereti olmaksızın icra dairesine gelmeme veya yazılı beyanda bulunmama halini yaptırıma bağlayan İcra ve İflas Kanunu'nun 31.05.2005 günlü 5358 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 7. maddesiyle değiştirilen 337. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş ve iptal hükmü 16 Nisan 2009 tarihinde yürürlüğe girmiştir. İcra ve İflas Kanunu’nun “Hapis ile tazyik” başlıklı 76. maddesindeki, “Mal beyanında bulunmıyan borçlu, alacaklının talebi üzerine beyanda bulununcaya kadar icra mahkemesi hakimi tarafından bir defaya mahsus olmak üzere hapisle tazyik olunur. Ancak bu hapis üç ayı geçemez.” hükmü iptal edilmemiş olup, halen yürürlüktedir. Eş anlatımla borçlunun İcra ve İflas Kanunu’nun 168. maddesi uyarınca düzenlenen ödeme emrine süresi içinde anılan Yasa’nın 74. maddesine uygun biçimde beyanda bulunma mecburiyetini düzenleyen yasal düzenlemeler halen yürürlüktedir. Anayasa Mahkemesi’nin anılan iptal kararı ile bundan böyle müddeti içinde mazereti olmaksızın mal beyanında bulunmak üzere icra dairesine gitmeyen veya mal beyanında bulunmayan borçlunun İcra ve İflas Kanunu’nun 5358 sayılı Yasa’nın 7. maddesi ile değişik 337. maddesinin birinci maddesi uyarınca cezalandırılabilme olanağı bulunmamaktadır. Hal böyle olunca borçlu, İcra ve İflas Kanunu’nun 168. maddesine uygun olarak düzenlenen ve mal beyanında bulunma ihtaratını içeren ödeme/icra emrinin tebliği üzerine müddeti içinde verdiği mal beyanının gerçeğe aykırı olması halinde alacaklının şikayeti üzerine İcra ve İflas Kanunu'nun 5358 sayılı Yasa'nın 9. maddesi ile değişik 338. maddesinin 1. fıkrası ile cezalandırılabilmesi mümkündür. Ne var ki somut olaya bakıldığında, Adana/Seyhan 2. Bölge Tapu Sicil Müdürlüğünün 20/9/2007 tarih ve 24221 yevmiye no’lu yazısı ve ekindeki bilgiden, borçlu tarafından Adana 8. İcra Müdürlüğüne sunulan 31/7/2007 havale tarihli mal beyanı dilekçesinde bildirmediği Kurttepe köyü 6562 ada 1 sayılı parsel üzerinde bu dosya haricinde Adana 2. İcra Müdürlüğünün 1997/1657 sayılı ve yine Adana 2. İcra Müdürlüğünün 1998/690 sayılı dosyaları üzerinden de sırasıyla 5/1/1998-13 ve 9/2/1999-807 yevmiye numaralar ile haciz işlendiğinin anlaşılması karşısında, Adana 2. İcra Müdürlüğünün anılan dosyalarındaki hacizlerin mal beyanında bulunduğu tarih itibarıyle geçerli olup olmadığı, geçerli ise bu dosyalardaki alacak miktarları ile taşınmaz değeri saptanarak, taşınmazın değerinin hacizli dosya alacaklarını karşıladıktan sonra bu dosya borcu yönünden alacaklıyı tatmin edecek bir miktar paranın kalıp kalmayacağı tespit edilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdiri yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 29.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.