T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1596 KARAR NO : 2026/387 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14.03.2023 NUMARASI : 2022/701 Esas 2023/218 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) KARAR TARİHİ : 06.03.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 06.03.2026 İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.03.2023 tarih 2022/7…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1596 KARAR NO : 2026/387 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14.03.2023 NUMARASI : 2022/701 Esas 2023/218 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) KARAR TARİHİ : 06.03.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 06.03.2026 İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.03.2023 tarih 2022/701 Esas 2023/218 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, .... plaka sayılı aracın müvekkili şirket tarafından 15/10/2020-15/10/2021 tarihleri arasında 26188909 sayılı Trafik Sigortası Sigorta Poliçesi ile teminat altına alındığını, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile teminat altına alınan.... plaka sayılı aracın, 26.04.2021 tarihinde.... plaka sayılı araca çarpması sonucu çift taraflı, maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen trafik kazasının müvekkil şirket tarafından sigortalı olan ... .. plaka sayılı aracın sürücüsü ....'un hakimiyetindeki kamyon seyir halindeyken kamyona bağlı römorkun kamyondan ayrılarak park halinde olan .... plakalı araca çarpması sonucu gerçekleştiğini, sigortalı araç sürücüsünün meydana gelen trafik kazasında asli kusurlu olduğu ve kazanın ağır kusur sebebiyle meydana geldiği olay yerine gelen ekipler tarafından tutulan tutanak ve ifade tutaklarıyla sabit olduğunu, 22.360,20-TL ödemenin rücuen tazmini amacıyla müvekkili şirketin ilk önce davalıya rücu mektubu gönerdiğini, ancak davalı herhangi bir cevap vermediğini ve sonuç alınamadığını, bu sebeple Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarına B.4. hükmü gereğince ağır kusur sebebiyle rücuen tazminat davası açma zorunluluğu hasıl olduğunu, yukarıda açıklanan sebepler uyarınca, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile hüküm altına alınmış bulunan rücu hakkına dayanılarak, müvekkili şirketçe 3. kişilere yapılan 22.360,20-TL ödemenin davalıdan rücuen tazmini için mahkeme nezdinde dava açılması gereği hasıl olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilinin 3. kişilere ödemek zorunda kaldığı toplam 22.360,20-TL tazminatın ödeme tarihlerinden itibaren işletilecek bankalarca mevduat hesaplarına uygulanan en yüksek faiz oranları ile birlikte davalıdan rücuen tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davacı tarafından belediyelerine gönderilen 11.01.2022 tarihli yazıda; şirketlerine Trafik Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan .... plakalı aracın 26.04.2021 tarihinde .... plakalı aracın hasarlanmasına neden olmasından dolayı olaydaki kusur oranı ve teminat dikkate alınarak karşı tarafa 22.360,20-TL ödendiğini, Trafik Sigortası Genel Şartlarının B.4/B -C maddeleri gereğince hasar tazminatının belediyeden tahsili gerektiği, bu bedelin en geç 10 gün içinde ödenmesini talep ettiklerini, davacının dilekçesi üzerine, Fen İşlerı ü 'ce 27.01.2022 tarih ve 83946 sayılı yazı ile söz konusu olayda Belediyemize ait ..... plakalı kamyon ile .... plakalı araç arasında gerçekleşen kazada Kurumun herhangi bir ihmal ya da kusurunun bulunmadığı, Trafik Sigortası Genel Şartlarının B.4/B-C maddelerinde bulunan rücu nedenlerinden hiçbir gerçekleşmediğinden rücu hakkının doğmadığı ve bedelin de fahiş olduğunu belirterek rücu talebinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle sigorta şirketine itiraz edildiğini, Fen İşleri Müdürlüğünün itirazı üzerine davacı .... A.Ş. Tarafından 24.03.2022 tarih ve 71850 sayı ile Belediye'nin kayıtlarına giren 14.03.2022 tarihli yazıda; hasar bedelinin 14.844,16-TL'ye düşürüldüğünün görüldüğünü, akabinde yine 24.03.2022 tarih ve 71848 sayı ile Belediye kayıtlarına giren davacı şirketin 18.03.2022 tarihli gelen yazısında bahse konu ..... plakalı araca 600,00-TL tazminat ödendiğinden bahsedilerek bu bedelin belediyeden tahsilinin talep edildiğini, davacı şirketin söz konusu 14.03.2022 ve 18.03.2022 tarihli yazılarına Fen İşlen Müdürlüklerince 30.03.2022 tarih ve 99489 sayılı yazı ile tekrar itiraz edilmiş olup gerçekleşen kazada Kurumlarının herhangi bir ihmal ya da kusurunun bulunmadığını, davacı .... A.Ş.'nin 15.09.2022 tarih ve 98806 sayılı yazısında rücu bedelinin 5.158,65-TL olarak belirtildiğini, Fen İşleri Müdürlüğünce 22.09.2022tarih ve 141615 sayılı yazı ile yine rücu bedeline itiraz edilmiş olup, sürekli değişen rücu bedelleri olduğunu, bahsi geçen olayla ilgili tazminat değerinin içeriği, karşı tarafa yapılan ödemenin hukuki dayanağının, ödemeye esas bilgi ve belgelerin karşılanan zararın kalem kalem bildirilmesi gerektiğinin belirtildiğini, davacı taraf, dava dilekçesinde her ne kadar olay yerinde tutulan tutanakta araç sürücüsünün ağır kusurlu olduğunun tespit edildiği iddia edilmişse de tutanağın açık olduğunu, araç kullanan şoförün ağır kusuruna ilişkin bir beyan veya delil bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacı tarafından dava konusu sigorta hasar tazminatının ödeme tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte tahsil edilmesini talep etmişse de; belediyenin tacir olmadığını ve kusuru da bulunmadığından talep edilen bedel, faiz ve faiz oranı hukuki dayanaktan yoksun ve fahiş olup kabulünün mümkün olmadığını, haksız acılan davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu kazanın davalı araç malikine ait kamyona bağlı römorkun bağlantı noktasından ayrılması nedeniyle meydana geldiği, araç ile römork arasındaki bağlantının kopmasında araç sürücüsüne kusur izafe edilmesi yerinde ise de, sürücünün kasta yakın bir ihmali nedeniyle bağlantı kopması yaşandığına dair somut bir delil bulunmadığı, sürücü .....'un beyanına göre römorkun tümsekten geçmesi anında ana araçtan ayrıldığı, tümsekten geçiş anında hızın azaltılmaması veya römorku taşıyan bağlantı piminin iyi bağlanmamasının kusur olarak kabulü mümkün ise de bu kusurların kasta yakın düzeyde ağırlıkta olmadığı, zira römorkun araçtan ayrılmasında tek etkenin aracın hızı veya bağlantı pimi değil, tümseğin yüksekliği ve genişliği, geçiş açısı gibi birden fazla etkenin birlikte sonuca etki ederek araçtan ayrılmayı gerçekleştirebileceği, bu haliyle araç sürücüsünün kasta yakın düzeyde ağır bir kusurunun bulunduğunu gösteren somut bir delil bulunmadığı ve rücu koşullarının ispatlanamadığı değerlendirildiğinden davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, söz konusu kazada sigortalının ağır kusurlu olması sebebiyle davacının rücu hakkının bulunduğu, römorkun bağlı olduğu kasadan ayrılmak suretiyle kazanın meydana geldiği, bilirkişi heyetiyle mahkemenin kabulünde olan dikkatsiz ve tedbirsiz davranışların somut olaya uygun olmadığı, bu olayda herhangi bir can kaybı ve yaralamanın oluşmadığı ancak böyle bir durumun varlığı halinde de mahkemece aynı nitelikte değerlendirme yapılacağının soru işareti olduğu, mahkemenin ağır kusura yönelik incelemesinin eksik ve hatalı bir inceleme olduğu, zira davalının kamu adına hizmet veren kamu tüzel kişiliğe sahip belediye olması sebebiyle idaresindeki araca bağlı römork bağlantı bölümünde malzeme yorgunluğu ve aşınmadan kaynaklı arızanın kabul edilemeyeceği, gerekli tedbirler almadan ve kontroller yapılmadan ve zamanında bakım yapılmadan meydana gelen kazada davalıya kasta yakın derecede ağır kusur atfının yerinde olacağı, hükme esas alınan raporun bu anlamda doğru olmadığı gibi mahkemenin kabulünün de hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, davacı yana ZMMS'li aracın üçüncü kişi aracına verdiği zarara yönelik ödemenin akiti konumundaki davalıdan rücuen tazmin istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda, 26/04/2021 tarihinde arkasına römork takılı şekilde dava dışı .... sevk ve idaresindeki ....plaka sayılı aracın seyir halinde iken römorkun araçtan ayrılarak park halinde olan .... plaka sayılı araca çarpması ile meydana geldiği belirtilen trafik kazasından kaynaklı yapılan başvuruya istinaden davacı yanca ZMMS poliçesi kapsamında üçüncü kişi konumundaki .... plaka sayılı araçtaki hasara yönelik 22.360,20 TL ödeme yapıldığı belirtilerek söz konusu ödeminin davalı malikten ZMMS Genel Şartlar B.4.a maddesi gereğince kazaya ağır kusur ile sebebiyet verildiğinden bahisle rücu talebi ile iş bu davanın açıldığı, mahkemece sigorta bilirkişisi ile makine bilirkişisinden oluşan heyete tevdi edilmekle alınan 08/02/2023 tarihli rapor kapsamında davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4-a fıkrasında, tazminatı gerektiren olayın, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmesi halinde sigortalıya rücu edileceği belirtilmiştir. Rücu davaları; gerçek zararının giderilmesi amacına yönelik olup, zenginleşmeye bir vesile teşkil etmemelidir. Dolayısıyla zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı da ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusu bulunanlardan isteyebilir.(Yargıtay 17. HD'nın 22.10.2020 tarih ve 2020/ 3488 E. 2020/6091 K.) Buna göre eldeki davada ispat yükü davacı üzerindedir. Davacı, dava dışı üçüncü kişinin uğradığı zararı ve bu zararın giderildiği ispat etmelidir. Davacının bu davayı açabilmesi için öncelikle zarar gören üçüncü kişiye haklı bir ödeme yapmış olması elzemdir. Bu nedenle davacı yapmış olduğu ödemenin yersiz bir ödeme olmadığını, bir başka değişle haklı bir ödeme olduğu ispat etmek zorundadır. Zira, rücunun konusu gerçek zarardır. Davalı yan yönünden sorumluluk atfedilebilmesi için olayın oluşumunda kazaya karışan tarafların mevcut kusur durumunun yanında davalı yan yönünden ağır kusurun tespiti önem arz ettiği gibi dava dışı üçüncü kişiye yapılan ödemenin de yukarıda belirtildiği gibi gerçek bir zarar ödemesi olması gerektiğinden aynı zamanda ödemeye esas araç hasarının yerindeliği bakımından inceleme yapılması gerekir. Bu kapsamda Mahkemece kazandırılan heyet raporunda sürücü kusurları yönünden bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmede konu kazanın oluşumunda davalı adına kayıtlı araç sürücüsü ....'un tam kusurlu olduğu, söz konusu ağır kusur olmadığı, üçüncü kişinin konu kazadan kaynaklı hasar bedelinin ise 30.373,45 TL olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmıştır. Toplanan deliler, tüm dosya kapsamı yukarıda açıklanan ilke ve esaslar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, kusur oranlarının dosya kapsamına ve olayın meydana geliş biçimine uygun şekilde tespit edilmiş olmasına, ağır kusur yönünden bilirkişi incelemesi ve mahkeme kabulünün yerinde ve yeterli görülmesine, davacı ödemesi yerinde ise de ZMMS Genel Şartalar B.4-a maddesindeki ağır kusurusun somut olayda ispatı davacı yanda olmasına karşılık iddiasını ispat edememiş olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelerin, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının istinaf itirazlarının da reddine karar vermek gerekmiştir. Bu durumda, davacının istinaf başvurusunun, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL'den peşin alınan 400,00-TL'nin mahsubu ile bakiye 332,00-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 06.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.