11. Hukuk Dairesi 2010/10498 E. , 2010/9574 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.07.2007 gün ve 2007/162-2007/363 sayılı kararı bozan Daire’nin 09.07.2009 gün ve 2007/13635-2009/8522 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosy…
**11. Hukuk Dairesi 2010/10498 E. , 2010/9574 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.07.2007 gün ve 2007/162-2007/363 sayılı kararı bozan Daire’nin 09.07.2009 gün ve 2007/13635-2009/8522 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, davacı vekili dava dilekçesi ve duruşmadaki yazılı-sözlü beyanları ile, davadışı ...Balı’nın keşide ettiği 08.07.2002 vade tarihli bononun hamili olan müvekkilinin, adı geçen keşideci, bono lehdarı ..., ikinci ve son ciranta ...hakkında başlattığı kambiyo senetlerine mahsus icra takibine, borçluların, “keşideci bölümündeki imzanın ...Balı eli ürünü olmadığı” ve “ciranta konumundaki borçlu ...ve ... Kumsel’e de ödememe protestosu keşide edilmediği” iddialarıyla şikayet ve itiraz etmeleri üzerine merci hakimliğince takibin iptaline karar verildiğini, bunun üzerine lehdar ... ve ciranta ...hakkında aynı senede dayalı olarak genel haciz yoluyla icra takibine giriştiğini, borçlu davalıların itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, davalıların itirazının haksız ve yersiz olduğunu, takip konusu bononun müvekkilinin davalılardan ...’a verdiği borç karşılığında düzenlenip müvekkiline verildiğini, davalı ...’ın ise bonoyu garanti eden sıfatıyla ciroladığını, her iki davalının da müvekkiline karşı sorumlu olduğunu, ileri sürerek itirazların iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir. Davalılar, TTK'nun 626-642. maddeleri uyarınca protesto edilmeyen senet için hamilin cirantaya müracaat hakkı bulunmadığını, savunarak davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davalıların haklarında açılan kamu davasında taraflar arasındaki temel ilişkiye yönelik kaçamaklı beyanları ve tüm dosya kapsamı gözetilerek davanın her iki davalı açısından da kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalıların temyiz istemi üzerine Dairemizin 12.12.2006 tarihli bozma ilamıyla, özetle, ceza mahkemesinde davalılardan ...’ın temel ilişkiye dair herhangi bir ikrarının bulunmadığı, diğer davalının ise hangi hukuksal nedenle sorumlu tutulduğunun karar yerinde tartışılmadığı, gerekçesi ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davada ispat yükünün davacıya ait olduğu, takibin dayanağını oluşturan belgedeki ciro imzaları nedeniyle mezkur belgenin davalılar aleyhine yazılı delil başlangıcı niteliğinde bulunduğu, bu nedenle davacının tanık deliline de başvurabileceği, bozmadan önce dinlenilen davacı tanıklarının beyanları ile de davacının davalı ...'a borç para verdiğinin anlaşıldığı, diğer davalının kefil olduğu hususunun gerek davacı ve gerekse de anılan davalı tarafından ceza davasında beyan edilmiş olması nedeniyle BK’nun 484. maddesi gereğince yazılı kefalet sözleşmesi bulunmamasından dolayı davalı ...’ın sorumluluğunun bulunmadığı, takip dayanağı belgede gösterilen vade tarihinin temerrüde esas alınması gerektiği gerekçesiyle davalı ... hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 26.000,00 YTL asıl alacak 23.617,00 YTL işlemiş faize yönelik itirazın iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, asıl alacağın %40’ı oranında inkar tazminatının davalı ...’dan tahsiline, fazla istem ile diğer davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 09.07.2009 tarihli ilamıyla, özetle, davanın bonoya dayalı ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, belgenin kambiyo senedi niteliği taşımadığının sabit bulunduğu, mahkemece, davalı ...’ın cirosunun bu davalı açısından belgeyi yazılı delil başlangıcı haline getirdiği değerlendirilerek sonuca gidilmiş ise de, ...’ın cirosunun davacı lehine değil davalı ... lehine yapılmış olması nedeniyle temel ilişkinin ispatı açısından davalı ... aleyhine ve davacı lehine yazılı delil başlangıcı oluşturmayacağı, bu durumda davacının temel ilişki açısından muhatabının davalı ... olduğu, eldeki davada davalı ...ile herhangi bir temel ilişkiye dayanılmamış ve bu davalı hakkında verilen davanın reddine ilişkin kararın davacı yanca temyiz edilmemiş olmakla davalı ... hakkındaki davanın da reddi gerektiği, gerekçesiyle yerel mahkeme kararının anılan davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir. Davacı vekili, bu kez, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 35,50 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 172,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 01.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.