Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/11611 E. , 2024/13066 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/11611 Karar No : 2024/13066 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Kurulu / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU:Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/11611 E. , 2024/13066 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/11611 Karar No : 2024/13066 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Kurulu / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU:Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI: Meslekten çıkarma cezasının olağanüstü hal kapsamında tesis edilebilecek işlemlerden olmadığı, dava konusu kararın tesisi aşamasında tüm Anayasal sürecin göz ardı edildiği, KHK'ya istinaden ceza ihdası yapılmasının Anayasa'ya aykırı olduğu, savunma hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, dava konusu kararın gerekçesiz olduğu, Anayasa'nın 36., 129. ve 139. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesine aykırı işlem tesis edildiği iddia edilmiştir. DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 01/12/2021 tarih ve E:2016/57023, K:2021/4222 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/01/2024 tarih ve E:2022/1887, K:2024/85 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşan) 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile yoksun kalınan parasal ve özlük haklarının iadesi istemiyle açılan davada, Danıştay 5. Dairesinin 01/12/2021 tarih ve E:2016/57023, K:2021/4222 sayılı kararıyla; Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine ilişkin kararı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/01/2024 tarih ve E:2022/1887, K:2024/85 sayılı kararıyla bozulmuştur. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. bendi ile 50. maddesinin 5. bendinde, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi sıfatıyla baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen kararlara uyulmasının zorunlu olduğu kuralı yer almaktadır. Bu nedenle, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen bozma kararlarına karşı Danıştay dava dairelerince ısrar edilmesi olanağı bulunmadığından, bozma kararında yer alan gerekçelerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali ile davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi ve özlük haklarının iadesi yolunda verilen 01/12/2021 tarih ve E:2016/57023, K:2021/4222 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/01/2024 tarih ve E:2022/1887, K:2024/85 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Dairemizin 01/12/2021 tarih ve E:2016/57023, K:2021/4222 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/01/2024 tarih ve E:2022/1887, K:2024/85 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere; Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bunun üzerine, anılan kararın iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Öte yandan, ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:......, K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla esastan reddine karar verilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: Dairemizin 01/12/2021 tarih ve E:2016/57023, K:2021/4222 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/01/2024 tarih ve E:2022/1887, K:2024/85 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir: 1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları. 2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri. 3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası. 4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği Dairemizin 01/12/2021 tarih ve E:2016/57023, K:2021/4222 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/01/2024 tarih ve E:2022/1887, K:2024/85 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere; 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır. 2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/01/2024 tarih ve E:2022/1887, K:2024/85 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere; Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir. Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir. Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür. Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır. Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 01/12/2021 tarih ve E:2016/57023, K:2021/4222 sayılı kararda; Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının FETÖ terör örgütü içerisinde yer aldığını ve 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adaylarını desteklediğini ve örgütsel amaçlarla örgüt üyeleriyle birlikte hareket ettiğini ortaya koyacak nitelikte olmadığı anlaşılan tanık beyanlarının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Sosyal medya paylaşımı yönünden, davacının sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda FETÖ/PDY terör örgütünü öven/destekleyen herhangi bir ifadeye rastlanmadığı gibi, davacının anılan örgüt ile iltisak ve irtibatının göstergesi olan başkaca bir ifade ve bilgi de yer almadığından, söz konusu paylaşımın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu yönünden, 16/04/2018 tarihli bilirkişi raporunda yer alan, davacının FETÖ ile bağlantılı internet sitelerine giriş yaptığına ilişkin dijital kalıntılar bulunduğuna ilişkin tespitlerin davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen başkaca soruşturma bulunup bulunmadığı yönünde yapılan ara kararına davalı idare tarafından verilen 18/05/2021 tarihli cevapta, davacı hakkında Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığının belirtildiği, ancak bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğunun ortaya konulmaması nedeniyle söz konusu soruşturmanın, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, Diğer hususlar yönünden, davalı idare tarafından davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu belirtilen şikayet dilekçeleri üzerine davacı hakkında işlem yapıldığına ilişkin olarak dava dosyasında herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından, davacı hakkındaki şikayet bilgilerinin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, ayrıca, davalı idare tarafından davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu belirtilen davacının kardeşi Ş.N. hakkındaki tespitlerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği görüldüğünden, davacının kardeşine yönelik olan söz konusu tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı, salt davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan kamu davası açılmış olmasının davacının FETÖ terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, kaldı ki anılan dava dosyasında da davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını gösteren herhangi bir delilin bulunmadığı sonucuna varıldığı, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin somut bir delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca E:... sayılı dosyada yapılan ... tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmiştir. Dairemizin 01/12/2021 tarih ve E:2016/57023, K:2021/4222 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/01/2024 tarih ve E:2022/1887, K:2024/85 sayılı kararıyla; Yukarıda da belirtildiği üzere, "Maddi Olay" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş, "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel, "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunulmuş, davacı yönünden yapılan değerlendirme sonucunda, aşağıda belirtilen gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir: "... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince; Davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet cetvelinin incelemesinden; 42598 sicil numarasıyla ve Cumhuriyet Savcısı unvanıyla görev yapan davacının, Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve ... sayılı adli yargı kararnamesiyle ... Hakimliğinden Diyarbakır Hakimliğine atandığı ve 25/06/2012-12/07/2016 tarihleri arasında ... Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmış olduğu anlaşılmaktadır. Cumhuriyet Başsavcı Vekili olarak davacı ile aynı yerde görev yapan ve ifadesine başvurulan G.K.'ye ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 17/01/2018 tarihli tanık ifade tutanağında; “...... ... Adliyesinde Cumhuriyet Savcısı idi. 2012 yılında ...'dan ...'a atandım. O dönem tanıştık. Daha sonra ben 2014 yılında Başsavcı vekili oldum. Başsavcı vekili olduğum tarihe kadar birbirimizi gördüğümüzde selamlaşır hal hatır sorardık. Ancak özellikle 17-25 Aralık tarihinden sonra belirgin şekilde hem adliyede hem de lojmanda gruplaşma oldu. Biz o dönem Yargıda Birlik içerisinde yer aldık. Ancak birkaç kez de ...'ı dostça uyarmama rağmen kendisi Fetöye mensup hâkim savcılarla oturup kalkmaya ve birlikte hareket etmeye devam etti. HSYK seçimlerinde Yargıda Birliğe oy verdiğini kesinlikle düşünmüyorum. Bizim düzenlediğimiz hiçbir aktiviteye katılmadı. Benim şahsi kanaatim Fetöcü olabileceği böyle olmasa dahi onlara yakın ya da onların kullandığı bir isim olabileceğidir...” ; Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı olarak davacı ile aynı yerde görev yapan ve ifadesine başvurulan C.K.'ye ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 15/01/2018 tarihli tanık ifade tutanağında; “...İsimleri geçen..., S.D.Y., İ.A. ve Z.Ö. ... adliyesinde görev yapan hâkimlerdir. 2014 HSYK seçimlerinden önce Yargıda Birlik adına yaptığımız çalışmalarda bu isimlerini verdiğim 4 kişi o dönem Yargıda Birliğin karşısında yer alan grup içerisinde hareket ettiler. Bu kişilerden S.D.Y. ile Z.Ö. isimli şahıslar o dönem biraz daha kripto davranmaktaydı. Devlet erkanı ... Adliyesine ziyarete geldiğinde, ... ve İ. genelde iştirak etmezken S. ve Z. kendilerini gerek karşılama içerisinde gerekse davetlerde gösterirlerdi. Bu kişilerin gerek adliyede gerekse lojman kısmında birlikte dayanışma içerisinde hareket ettiklerini, oturup kalktıklarını, Adliyenin yemek salonunda dahi birlikte yemek yediklerini gözlemledim. Bu gözlemlerin doğrultusunda ..., S., İ. ve Z.'nin FETÖ-PDY ile irtibatlı olduğunu çok rahat söyleyebilirim...” ; Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan R.S.'ye ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 15/01/2018 tarihli tanık ifade tutanağında; "... ... Adliyesinde Cumhuriyet Savcısı idi. 2014 HSYK seçimleri sürecinde kendisinin FETÖ'ye yakınlığını bildiğim için birçok kez ikaz ettim. İş bölümlerinde ve görevlendirmelerde bu konuyu dikkate aldım. Ancak kendisi tüm ikazlarıma rağmen Fetöcülerle oturup kalkmaya devam etti. O dönem Yargıda Birlik adına yapılan toplantılara iştirak ettiğini hatırlamıyorum. Bildiğim kadarıyla konuşmalarında da hükümetin aleyhine FETÖ/PDY lehine söylemleri olduğunu beraber oturduğu ve özellikle adliye lojman bahçesindeki konuşmalarında ifade ettiğini diğer meslektaşlarımızdan duydum. Bu anlamda kendisi FETÖ/PDY ile irtibatlı ve iltisakı olduğuna ilişkin odasına giden meslektaşlarımıza yaptığı konuşmaları bana meslektaşlarımız aktardığında bu şekilde değerlendirdim. FETÖ/PDY ile irtibatlı ve iltisakı olduğunu değerlendirdiğim kişilerdendir. ... Talimatta ismi geçen ... ... ile birlikte Z.'ninde Fetöyle irtibatlı olduğunu söyleyebilirim. ... Talimatta isimleri geçen ..., S.D.Y., İ.A., Z.Ö., F.E. ve F.Ş.'nin talimata konu olay kapsamında halen ... Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapan U.K., ... Cumhuriyet Savcısı B.D. ve halen ... Cumhuriyet Başsavcı vekili olarak görev G.K.'nin tanıklığına da başvurulabilir...” şeklinde beyanlarda bulunulmuştur. Tanık beyanlarından ve davacıya ait hizmet cetvelinin incelenmesinden; tanıklar ile davacının aynı tarihlerde (ve 2014 HSK seçimleri döneminde) ... Adliyesinde görev yaptıkları, davacı hakkındaki beyanlarının da birbirini destekler mahiyette ve örgüt için çok önemli olan 2014 HSK seçimlerine ilişkin olduğu görülmüştür. Tanık ifadelerinin değerlendirilmesinden; ifadelerde 17/25 Aralık 2013 tarihinden sonra hakim ve savcılar arasında hem Adliyede hem lojmanlarda belirgin bir şekilde ayrışma yaşandığı, FETÖ ile irtibatlı olan ve olmayanlar şeklinde bir gruplaşma olduğu, davacının bu ayrışmada FETÖ ile irtibat ve iltisaklı grup içinde yer aldığı, bu konuda çevresi tarafından uyarılmasına rağmen FETÖ ile irtibat ve iltisaklı olan grup içerisinde kalmaya ve onlarla birlikte hareket etmeye devam ettiği, söylemlerinin FETÖ'nün uygulamalarını övücü yönde olduğu şeklinde birbiriyle örtüşen beyanlara yer verildiği anlaşılmaktadır. Yine davacının 28 Aralık 2013 tarihinde "adalet.org" sitesinde 17/25 Aralık 2013 tarihli operasyonlara ilişkin olarak yapmış olduğu “Oyuna Gelmeyelim/Biraz da Gülelim” başlıklı 28/12/2013 tarihli sosyal medya paylaşımı incelendiğinde, söz konusu paylaşımın içeriğinin FETÖ'nün yaptığı propagandayla uyumlu olduğu ve bir dayanışma göstergesi olarak yapıldığı görülmektedir. Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkındaki yukarıda belirtilen tanık beyanları ve sosyal medya paylaşımının bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.... .... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur. Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/01/2024 tarih ve E:2022/1887, K:2024/85 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere; davacı hakkındaki tanık beyanları ve sosyal medya paylaşımı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına, 1.Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine istemi yönünden DAVANIN REDDİNE, 2.Davacının adli yardım istemi kabul edildiğinden alınmayan, ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden... TL ile davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 23/09/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.