17. Hukuk Dairesi 2019/672 E. , 2019/8493 K. "" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki, trafik kazası nedeniyle değer kaybı tazminatı davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair hüküm davacı vekili tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü; -K A R A R- Davacı vekili, davacı şirket adına kayıtlı ... plakalı araca davalı sürücü ...'ın kullandığı diğer davalı ...'ın adına k…
**17. Hukuk Dairesi 2019/672 E. , 2019/8493 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki, trafik kazası nedeniyle değer kaybı tazminatı davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair hüküm davacı vekili tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü; -K A R A R- Davacı vekili, davacı şirket adına kayıtlı ... plakalı araca davalı sürücü ...'ın kullandığı diğer davalı ...'ın adına kayıtlı ve davalı ... şirketi nezdinde sigortalı olan ... plakalı araç kırmızı ışıkta duran davacı şirket aracına çarpmak suretiyle zarar verdiğini 10.000,00 TL değer kaybı ve 354,00 TL giderinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Yargılama sırasında talebini ıslah ederek değer kaybı tazminatı miktarını 13.057,03 TL'ye yükseltmiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava, değer kaybı tazminatı ile ekspertiz gideri istemine ilişkindir. 10.04.1992 gün 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilen bir yükümlülüğünün gerekçeli kararda hüküm altına alınmamış olmasının çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir. Yargı erkinin görev ve yetkisi Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak keza İBK'nın bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Gerekçenin hükümle farklı olması halinde bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. Öyle ki İBK ile bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde başka bir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Diğer taraftan 1086 sayılı HUMK.’nun 381.- 389. maddelerinde (6100 sayılı HMK m. 294-297), hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HUMK’nun 388. maddesinde (HMK m. 297/II); hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır.