4. Hukuk Dairesi 2014/12175 E. , 2014/15512 K. MAHKEMESİ : Mersin 4. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 20/03/2014 NUMARASI : 2013/291-2014/144 Davacı M.. A.. vekili Avukat M.. A.. tarafından, davalılar T.. Ş.. vdl aleyhine 29/05/2013 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 20/03/2014 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili, duruşmasız olarak incelenmes…
**4. Hukuk Dairesi 2014/12175 E. , 2014/15512 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Mersin 4. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 20/03/2014 NUMARASI : 2013/291-2014/144 Davacı M.. A.. vekili Avukat M.. A.. tarafından, davalılar T.. Ş.. vdl aleyhine 29/05/2013 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 20/03/2014 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 18/11/2014 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat A.. D.. ile karşı taraftan davacı vekili Avukat M.. A.. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü. Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, taraflarca temyiz edilmiştir. Davacı, .. Gazetesi'nin 30/09/2011 günlü sayısında yayınlanan “Polis/ Takibindeki İş Adamı 4 Bakanlı Zirveye Katılmış” başlıklı haber ve haberle birlikte fotoğrafının yayınlanmasının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu iddia ederek manevi tazminat ödetilmesi isteminde bulunmuştur. Davalılar, dava konusu haberin gerçek ve güncel olduğunu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca sigara kaçakçılığı nedeni ile yürütülen soruşturma kapsamında operasyon düzenlendiğini ve davacının sahibi olduğu E.. T.. isimli firmanın genel müdürü ve iki yardımcısının tutuklandığını, operasyondan önce davacı ile tutuklanan genel müdürün başbakan yardımcısı Ali Babacan başkanlığında dört bakanın iştiraki ile toplanan kaçakçılığın önlenmesine ilişkin zirveye katıldığını, haberin tamamen resmi bilgi ve belgelere dayandığını basın özgürlüğü sınırları içinde kaldığını davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir. Mahkemece, dava konusu haber içeriğinde bahsi geçen soruşturma ile davacının bir ilgisi bulunmadığı, hakkında bir ceza davası açılmadığı anlaşıldığından kişilik haklarının zedelendiği kanaatine varılarak istemin bir bölümünün ödetilmesine karar verilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Davacı ülke genelinde tanınmış bir iş adamıdır. Haber içeriğinde geçen adli soruşturma dosyasıyla bir ilgisi bulunmadığı halde, atılan başlık ve kendisine ait fotoğraf kullanılarak yayın yapıldığından hakkında bir soruşturma ve kovuşturma yapıldığı biçiminde intiba oluşturularak kişilik haklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Bu durumda davacının kişilik hakları ile basın özgürlüğü arasında bir denge kurulması gereklidir. Somut olayda dava konusu haberin yayınlandığı koşulların tamamının incelenmesi gereklidir. Bu çerçevede haber tarihinden kısa bir süre öncesinde başbakan yardımcısı ve bakanlar düzeyinde kaçakçılığın önlenmesi için toplantılar düzenlendiği, bu toplantılardan birine E.. T.. isimli firmanın sahibi olarak davacı ile genel müdürünün de katıldığı konusunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Söz konusu toplantıların yapıldığı tarihlerde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının sigara kaçakçılığı ile ilgili gizli bir soruşturma yürüttüğü, haber tarihinden önce ülke genelinde yapılan operasyonlar ile davacının sahibi olduğu şirketin genel müdür ve iki yardımcısının da arasında bulunduğu kişilerin kaçakçılık şüphesi ile gözaltına alınarak tutuklandığı anlaşılmaktadır. Şu durumda, haber niteliğinde olduğu konusunda kuşku bulunmayan adli bir soruşturmanın davalı gazetede toplumun bilgisine sunulduğu, ülke gündemini meşgul eden ve yayınlanmasında kamu yararı bulunan güncel nitelikteki soruşturma kapsamında davacının sahibi olduğu şirketin genel müdürünün tutuklanmış olduğu, davacının öncesinde bu kişi ile birlikte kaçakçılığın önlenmesi zirvesine katıldığı, haberin bu yönü ile gerçek olduğu, bir bütün olarak incelendiğinde özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığı, davacının tanınmış bir iş adamı olması ve sahibi olduğu şirketin genel müdürünün kaçakçılık şüphesi ile tutuklanmış bulunması nedeni ile fotoğrafının kullanıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, dava konusu haber içeriğinin gerçek ve güncel olup kamu yararı taşıması nedeni ile istemin tümden reddi yerine kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının tüm, davalıların öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve davalılar yararına takdir olunan 1.100,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine, davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18/11/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.