7. Hukuk Dairesi 2013/7033 E. , 2013/8244 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, davalı işyerinde çalışırken iş akdinin işverene ait pompaya 30 günlük ücreti tutarını aşar şekilde zarar verdiğinden bahisle iş akdinin sonlandırılmasının haksız olduğundan bahisle işe iadesine ve iş güvencesi tazminat ve ücretlerin
**7. Hukuk Dairesi 2013/7033 E. , 2013/8244 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, davalı işyerinde çalışırken iş akdinin işverene ait pompaya 30 günlük ücreti tutarını aşar şekilde zarar verdiğinden bahisle iş akdinin sonlandırılmasının haksız olduğundan bahisle işe iadesine ve iş güvencesi tazminat ve ücretlerinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacının görev ve sorumluklarını ihlal ederek işverene ait sondaj pompasının arızalanmasına sebebiyet verdiğini tespit edildiğinden bahisle verilen zarar tutarının davacının 30 günlük ücretinin tutarından daha fazla olması nedeniyle iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, Çalışma Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi bilirkişi raporuna dayanarak davacının davasının kabulü ile işe iadesine karar verilmiştir. İş sözleşmesinin, işçinin işverene zarar vermesi nedeniyle ve haklı olarak işverence feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin (II) numaralı bendinin (ı) alt bendinde, işverenin malı olan veya eli altında bulunan makine, tesisat, eşya ya da maddelere otuz günlük ücreti tutarını aşacak şekilde zarar vermesi halinde, işverenin haklı fesih imkânının bulunduğu belirtilmiştir. İşçinin kusursuz olduğunun ortaya çıkması durumunda, işverenin haklı fesih imkânı olmadığı gibi işçinin kusuru belli bir yüzde ya da belli bir oran olarak saptanmışsa; zararın miktarının bu kusur nispetinde azaltıldıktan sonra otuz günlük ücreti aşıp aşmadığına bakılmalıdır. Zararın işçinin kasıtlı davranışından ya da taksirli eyleminden kaynaklanmasının hukukî sonuca etkisi bulunmamaktadır. Örneğin işverene ait iş makinesi paletlerine kasten metal cisim sokmak suretiyle zarar veren veya trafik kazası sonucu işvereni zarara uğratan işçinin aynı şekilde iş sözleşmeleri haklı nedenle sona erdirilebilir. İşçinin kusuru ve zararı, ayrı ayrı uzman kişilerce belirlenmelidir. Zarar tutarı ile karşılaştırılacak olan işçinin otuz günlük ücretinin brüt ya da net olarak dikkate alınması gerektiği noktasında yasada herhangi bir açıklık bulunmamakla birlikte, işçi lehine yorum ilkesi uyarınca brüt ücretin esas alınması gerekir. Otuz gün, bir aydan farklı bir kavramdır. Bu noktada işçiye aylık olarak ödenen ücret yerine, günlük yevmiyesinin otuz katı tutarı dikkate alınmalıdır. Maddede sözü edilen ücret dar anlamda ücrettir. İkramiye, prim, fazla çalışma ücreti ve benzeri ödemeler bu maddede yer alan otuz günlük ücret içersinde değerlendirilmemelidir. Ancak, ücretin garanti ücret üzerine yapılan işe göre ilave ücret veya satış pirimi olarak belirlendiği hallerde, gerçek ücretin bu ödemelerin toplamı olarak değerlendirilmesi yerinde olur. Örneğin uygulamada uluslararası yük taşıyan tır şoförleri asgarî ücret ve sefer pirimi karşılığı çalışmaktadır. Sefer pirimi olarak adlandırılan kısım da dar anlamda ücrettir. Bu durumda maddenin uygulanması anlamında otuz günlük ücret, tır şoförleri yönünden her iki ödemenin toplamına göre belirlenmelidir. Zararın otuz günlük ücreti aşması durumunda işverenin fesih hakkı doğar. İşçinin zararı derhal ödemiş ya da ödeyecek olması, işverenin bu hakkını ortadan kaldırmaz. İşverence zarar tutarının işçiden talep edilmemiş olması fesih hakkını ortadan kaldırmaz. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 26. maddesi yönünden bir yıllık hak düşürücü süre, zarara neden olan olayın oluşumu tarihinden itibaren başlar. Ancak altı işgünlük ikinci süre, zarar miktarının belirlenmesinin ardından, bu durumun feshe yetkili makama iletilmesiyle işlemeye başlayacaktır. Zarar miktarının belirlenmesi bazen uzun zaman alabilir ve fesih hakkının kullanılması bakımından zarar miktarının belirlenmesi ve işçinin ücreti ile kıyaslanması zorunluluğu vardır. Somut olayda, davacı, Batman ilinde bulunan Şelmo Petrol sahasındaki Rig-14 kulesinde başsondör olarak çalışmaktadır. Kuyuda petrol sondajı işinde kullanılan kulenin makine aksamında 07.04.2011 ve 16.05.2011 tarihlerinde iki kez arıza meydana gelmiş ve davacı ikinci arıza sebebiyle kuledeki arızalanan parçanın tamiri için sökülerek götürülmesi gerektiğini belirleyerek tamir atölyesine göndermiştir. Yedek olarak kullanıma alınan pompanın kapasitesinin yetersiz olması nedeniyle bu makine de sökülmüş ve bir süre üretim durmuştur. Daha sonra da kulenin sökülüp nakli yeniden kurulumu ve tamiri sebebiyle yapılan masraflar için dosyaya sunulan ön faturalara göre 520.000$ tutarında zarar meydana geldiği davalı işveren tarafından iddia edilerek bu zararın davacının işini gereği gibi yapmamasından kaynaklandığına dair kendi içinde yaptığı soruşturma raporuna göre davacının iş akdinin 4857 sayılı Yasa'nın 25/ll-ı maddesi uyarınca feshedilmiştir. Mahkemece bir üniversite de Çalışma Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi olarak çalışan bilirkişi raporuna dayanarak davanın kabulüne dair hüküm kurulmuştur. Ancak bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir. Mahallinde 2 petrol mühendisi ve 1 makine mühendisinden oluşacak 3 kişilik uzman bilirkişi heyeti ile keşif yapılarak zararın meydana gelmesinde davacının kusurunun bulunup bulunmadığı, kusuru varsa oranı ve oluşan zararın miktarı konusunda alınacak rapora göre bir karar verilmesi gerekirken yetersiz rapora dayanılarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.