T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1417 KARAR NO : 2026/338 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/03/2023 NUMARASI : 2022/555 E. 2023/125 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 27.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 27.02.2026 Aydın asliye Ticaret Mahkemesinin 07.03.2023 tarih .2022/555 E. 2023/125 K. sayılı kararın Daire…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1417 KARAR NO : 2026/338 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/03/2023 NUMARASI : 2022/555 E. 2023/125 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 27.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 27.02.2026 Aydın asliye Ticaret Mahkemesinin 07.03.2023 tarih .2022/555 E. 2023/125 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, müvekkili şirketin kasko sigortacısı olduğu, dava dışı .... Şti.'ne ait .... plakalı aracın 17.07.2020 tarihinde seyir halinde iken sağ şeritte bekleyen davalı şirkete ait .... plakalı kamyonetin hatalı U dönüşü yapması üzerine, aynı istikamette seyreden dava dışı .....'in sürücüsü olduğu .... plakalı kamyonete çarptığını, kaza tespit tutanağında .... plakalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ekspertiz raporu doğrultusunda dava dışı sigortalıya 22.09.2020 tarihinde 20.459,88 TL hasar tazminatı ödendiğini, ödenen tutarın rücuen müvekkili şirkete ödenmesi için davalı şirkete 12.10.2020 tarihinde ihtarname gönderdiklerini, davalının ödeme yapmaması üzerine Kuşadası İcra Müdürlüğünün 2021/1102 E. sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, 04.03.2021 tarihli itiraz dilekçesi ve 05.03.2021 tarihli durdurma kararının davacı şirket vekiline 10.03.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, davanın zamanaşımı yönünden usulden reddi gerektiğini, müvekkili şirkete husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, müvekkiline ait araç sürücüsünün kazaya sebebiyet vermediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirkete ait araç sürücüsü dava dışı ....'ün KTK'nın 84- e, f ve j maddelerini ihlal etmesi nedeniyle kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu, sigortalı .... plakalı araçta 20.459,88 TL hazar oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalının icra takibine itirazının iptaline, takibin aynen devamına, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile, asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, dava konusu icra takibine 04.03.2021 tarihinde itiraz ettiklerini, 05.03.2021 tarihli tensip tutanağı ile takibin durdurulduğunu, 04.03.2021 tarihli itiraz dilekçelerinin ve 05.03.2021 tarihli durdurma kararının davacı şirket vekiline 10.03.2021 tarihinde UETS kanalı ile tebliğ edildiğini, davanın ise 1 yıllık süre geçirildikten sonra 30.06.2022 tarihinde açıldığını, davanın öncelikle zamanaşımı yönünden usulden reddi gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirkete ait ...... plakalı araç sürücüsünün kusurlu olmadığını, Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/8106 Sor. No.lu soruşturma dosyası kapsamında toplanan delillerle de kazaya sebebiyet veren aracın plakasının tespit edilemediğinin belirtildiğini, kazaya sebebiyet veren aracın üzerinde baskıları olan brandalı, küçük ve yuvarlak farları olan eski model bir araç olduğunu, sürücü ..... hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, KTK'nın 109. maddesi gereğince davanın zamanaşımına uğradığını, harici bellek vasıtası ile dosyaya sundukları kamera görüntüleri ve araç fotoğraflarının göz ardı edildiğini, kazaya sebebiyet veren aracın müvekkili şirkete ait .... plakalı araç olduğuna dair trafik tutanakları, kamera görüntüleri vs hukuka uygun hiçbir bilgi ve belgeye ulaşılamadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, davacı kasko sigortacısı tarafından trafik kazası nedeniyle sigortalısına yapılan hasar bedeli ödemesinin rücuen karşı aracın işleteninden tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. İtirazın iptaline ilişkin davaların dayanağını oluşturan İİK'nın 67. maddesinin birinci fıkrasında; "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir" hükmü yer almaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.03.2017 günlü ve 2015/22-1048 Esas. 2017/380 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; itirazın iptali davası, bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gereken bir dava olup, açık kanuni düzenlemeye göre dava açma süresi itirazın tebliği ile başlayacaktır. Somut olayda, davanın dayanağı olan Kuşadası İcra Müdürlüğünün 2021/1102 Esas sayılı icra dosyasında, ödeme emri tebliğ edilen borçlu ..... Şti. vekilinin 05.03.2021 tarihli dilekçe ile borca itiraz ettiği, icra dairesince takibin durdurulmasına karar verildiği, borçlu şirketin borca itiraz dilekçesi ile takibin durdurulması kararının alacaklı şirket vekiline 10.03.2021 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, İİK’nın 67. Maddesi uyarınca, davacı/alacaklı şirketin, borca itiraz dilekçesi ve takibin durdurulması kararının kendisine tebliğ edildiği 10.03.2021 tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde 09.11.2021 tarihinde açıldığı gözetildiğinde, davalı vekilinin davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığına yönelik istinaf sebebi yerinde değildir. Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları'na göre kasko poliçesi kapsamında sigortalının zararını karşılayan sigorta şirketi ödediği tazminat tutarınca sigortalıya halef olur ve ödediği bu tazminatı gerçek zarar miktarı üzerinden üçüncü kişinin kusur oranına isabet eden bedel nispetinde zarara neden olan ve sigortacısına rücu edebilir. Üçüncü kişinin sorumluluğu kusur esasına dayalıdır. Dolayısıyla davacının ileri sürdüğü zarardan davalının sorumlu tutulabilmesi için davalının kazanın oluşumunda kusurlu bir davranışının bulunması gerekir. Rücu davaları gerçek zararının giderilmesi amacına yönelik olup, zenginleşmeye bir vesile teşkil etmemelidir. Dolayısıyla zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı da ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusu bulunanlardan isteyebilir. Davalı, davacının ödediği miktardan değil, kaza nedeni ile ortaya çıkan gerçek zarardan kusuru oranında sorumludur. Somut olaydaki gibi rücu alacaklısı olan tarafın dava konusu hasar nedeniyle üçüncü kişilere ödeme yaptığı tarih itibariyle rücu borçlusu olan tarafın temerrüte düşeceği kabul edilmelidir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 20/06/2016 tarih ve 2016/5793 Esas - 2016/7482 Karar sayılı ilamı) Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, kusur ve hasarın anılan ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şekli, dosya kapsamı, kaza tespit tutanağı ve soruşturma dosyası kapsamı ile uygun olarak tespit edilmesine, davacının talep ettiği miktarın yerinde ve gerçek bir zarar olduğunun tespiti kapsamında bu tutarın davalıdan rücu edebilcek olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla bu kapsamda ileri sürülen davalı istinaf istemlerinin yerinde olmadığı kabul edilmiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 1.464,02-TL'den peşin alınan 370,00-TL'nin mahsubu ile bakiye 1.094,02-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/02/2026