4. Hukuk Dairesi 2011/3613 E. , 2012/7446 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... TV Yayın Hiz. A.Ş ve diğeri aleyhine 15/07/2009 gününde verilen dilekçe ile yayın yoluyla kişilik haklarının ihlaline dayalı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21/12/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilek…
**4. Hukuk Dairesi 2011/3613 E. , 2012/7446 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... TV Yayın Hiz. A.Ş ve diğeri aleyhine 15/07/2009 gününde verilen dilekçe ile yayın yoluyla kişilik haklarının ihlaline dayalı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21/12/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırıya dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, kamuoyunda Ergenekon soruşturması olarak bilinen soruşturma kapsamında tutuklandığını, halen iddianamenin hazırlanmadığını ne ile suçlandığını bilmediğini, ancak davalı ... kanalının 05.02.2009 tarihli Anahaber bülteninde aleyhine asılsız, yakışıksız, tahkir ve tezyif edici şekilde haber yapıldığını ve kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu ileri sürerek manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir. Davalılar, dava konusu yayının ... Gazetesinin 04.02.2009 tarihli haberinden alıntı yapılarak ve bu gazete kaynak gösterilerek yapıldığını, gerçek olduğunu, yayının basın özgürlüğü sınırları içerisinde yapıldığını, güncel olduğunu, yayınlanmasında kamu yararı bulunduğunu, görünür gerçeğe uygun olduğunu, öz ile biçim arasındaki dengenin korunduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir. Mahkemece, suçsuzluk karinesinin ihlal edilerek ve kısıtlama kararı bulunmasına rağmen, davacının bir dava süreciyle ilişkilendirilmek suretiyle toplumun farklı kesimlerini birbirine düşürmek ve yönlendirmek için interneti çok aktif kullandığı ve internet sitelerinin tasarlayıcısı olduğuna dair açıklamaların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasa’nın 28. maddesinde ve 5187 sayılı Basın Yasası’nın 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemede basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin nedeni; toplumun sağlıklı, mutlu ve güven içinde yaşayabilmesi içindir. Bunun için de kişinin, dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması gerekmektedir. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma, yönlendirme yetki ve sorumluluğuna sahiptir. Bu nedenle basının yayın yaparken, yaptığı yayından dolayı hukuka aykırılık teşkil edecek olan eylemi, genel olaylardaki hukuka aykırı olan eylemden farklılıklar taşır. Yapılan yayının hukuka aykırılık veya uygunluğu bu farklılıklar gözetilerek belirlenmelidir. Bu nedenle basının ayrı bir konumu bulunmaktadır. Basının bu ayrıcalık taşıyan konumu ve özgürlüğü, tüm özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız değildir. Bundan dolayıdır ki, yayınlarında kişilik haklarına saygı göstermesi gerek Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümünde yer alan gerekse MK.nun 24 ve 25. maddelerinde ve özel yasalarda güvence altına alınmış bulunan bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerekecektir. Açıklanan bu yasal düzenlemelerden ve yargısal uygulamalardan da anlaşılacağı gibi, basının özgürlüğü ile kişilerin, kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda somut olaydaki olgular itibariyle koruma altına alınmış bulunan bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerekecektir. Bunun için temel ölçüt, kamu yararıdır. Yayın, salt toplumun yararı gözetilerek yapılmış olmalıdır. Toplumun çıkarı dışında hiçbir kişisel çıkar, gerçeklerin yanlış olarak sunulmasına neden olmamalıdır. Haber olduğu biçimi ile verilmeli ve kişisel katkı yer almamalıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basının bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, yayında kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli ve haber verilirken özle biçim arasındaki denge de korunmalıdır. Bu ilke ve kurallar gözetilmeden yapılan yayın hukuka aykırılığı oluşturur ve böylece kişilik hakları saldırıya uğramış olur. Anılan ilke ve kurallara uyulması durumunda ise, yayının Anayasa, Basın Yasası ve basının genel işlevi karşısında hukuka uygun olduğu, kişilik değerlerine saldırı teşkil etmediği kabul edilmelidir. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. Olay veya konu ile ilgili olan, görünen bilinen herşeyi araştırmalı, incelemeli ve olayları olduğu biçimi ile yayınlamalıdır. Bu işlevi ile gerek yazılı ve gerekse görsel basın, somut gerçeği değil, o anda belirlenen var olan ve orta düzeydeki kişilerce de yayının yapıldığı biçimi ile kabul edilen olguları yayınlamalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan, gerçek olmadığı anlaşılan olayların ve olguların yayınından basın sorumlu tutulmamalıdır. Davaya konu yayında; ... Gazetesi kaynak gösterilerek ve davacının tutuklanması üzerine, tutuklanma sebebiyle ilgili haber yapıldığı, haberin içeriğinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/565 nolu iddianamesiyle ortaya konulan görünür gerçeğe uygun olduğuna göre, kişilik haklarının saldırıya uğradığından söz edilemeyeceği ve davalıların da manevi tazminat ile sorumlu tutulamayacağı benimsenmelidir. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle davalıların sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 26/04/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (M) KARŞI OY YAZISI Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre mahkemece davacının kişilik haklarına saldırı oluştuğu yolundaki belirleme yerinde olup hükmedilen tazminat miktarı şu aşamada gündeme gelmediğinden bu konuda görüş beyan etmeksizin dairemiz çoğunluğunun bozma kararına katılmıyorum. 26/04/2012