11. Hukuk Dairesi 2010/3959 E. , 2011/14860 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/12/2009 tarih ve 2007/559-2009/328 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve
**11. Hukuk Dairesi 2010/3959 E. , 2011/14860 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/12/2009 tarih ve 2007/559-2009/328 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada bulunan hesabındaki 10.000,00 TL’nin dava dışı kişiye usulsüz olarak ödendiğini, alacağın tahsili için açılan davanın müvekkili lehine sonuçlandığını ve icra takbi sonucu davalıdan faiz ve yargılama gideri ile birlikte toplam 39.648,00 TL tahsil edildiğini, oysa ödenen paranın müvekkilinin uğradığı munzam zararı karşılamadığını ileri sürerek, 67.252,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 10.000,00 TL. olan alacağına ödeme tarihine kadar geçen süre için altın, döviz, mevduat faizi ve enflasyon rakamlarında oluşan değişiklikler uygulanmak suretiyle yapılan hesaplama sonucu davacının munzam zararının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Dava, B.K.nun 105/1. maddesine dayalı alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanamayan munzam zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının davalıdan aldığı faiz miktarından daha fazla bir zararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, munzam zararın hesaplanmasında mahkemece yapılacak iş, borçlunun temerrüde düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde her yıl itibarı ile gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklikler belirlenerek, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücü azalması nedeniyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarının yukarıda belirtilen unsurların toplanıp, ortalamaları bulunarak belirlenmek ve istenilen alacağın temel hukuki yapısı nedeniyle bir tazminat alacağı niteliğinde olduğundan ve bu zararın oluşmasında ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal ortamın da etkili bulunduğu ve bundan ülkede yaşamını sürdüren gerçek veya tüzel kişilerin etkilenmemesinin kaçınılamaz olduğu ve nihayet her somut olayın özelliği de dikkate alınarak, bulunacak miktarın BK.nun 43. maddesi çerçevesinde mahkemece değerlendirmeye tabi tutularak belirlenmesi ve bundan sonra bulunan bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken temerrüt faizi miktarı düşülerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde hüküm kurmaktan ibarettir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda yukarıda belirtilen bir kısım unsurlar göz önüne alınarak hesaplama yapılmış ise de, munzam zarar hesabının belirtilen tüm unsurlara göre ve davacıya ödemenin yapıldığı tarihe kadar yapılması gerekirken, eksik unsurlarla ve alacağın dayanağı olan mahkeme karar tarihine kadar hesaplama yapılması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03/11/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.