12. Ceza Dairesi 2012/20307 E. , 2013/17898 K. Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi Suç : Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması Hüküm : 5237 sayılı TCK'nın 133/3, 62/1, 51/1-3. maddeleri uyarınca mahkumiyet Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafileri ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Vekili marifetiyle sunduğu 14.02.2011 hakim haval…
**12. Ceza Dairesi 2012/20307 E. , 2013/17898 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi Suç : Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması Hüküm : 5237 sayılı TCK'nın 133/3, 62/1, 51/1-3. maddeleri uyarınca mahkumiyet Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafileri ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Vekili marifetiyle sunduğu 14.02.2011 hakim havale tarihli dilekçeyle katılma isteminde bulunan şikayetçi ...'nın, suçtan zarar görmediği gerekçesiyle 14.09.2011 tarihli son oturum katılma talebinin reddine karar verildiği, şikayetçi vekilinin 21.09.2011 tarihli temyiz isteminin ise, 28.11.2011 gün ve 2011/663 sayılı ek kararla reddedildiği, söz konusu ek kararın, şikayetçi vekiline 16.12.2011 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen şikayetçi ve vekili tarafından ek kararın temyiz edilmediği anlaşıldığından, adı geçen yönünden temyiz incelemesine yer olmadığına karar verildiğinden tebliğnamedeki ret düşüncesine iştirak edilmeyerek yapılan incelemede: İki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmeyeceği ve sınırlı bir dinleyici çevresi dışına çıkmayacağı yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, herhangi bir aracı vasıta olarak kullanmadan, yüz yüze gerçekleştirdikleri, ancak özel bir çaba gösterilerek duyulabilecek, aleni olmayan, söze dayalı, sesli düşünce açıklamalarının, konuşmanın tarafı olmayan kişi veya kişilerce, ilgilisinin rızası olmaksızın, elverişli bir aletle (sesli bir açıklamayı kuvvetlendirerek veya naklederek onu ses alanının dışına çıkartıp doğrudan doğruya algılanabilir hale getirmeye yarayan her türlü düzenekle) dinlenmesi veya akustik olarak tekrar dinlenebilmesi imkanını sağlayan bir aletle kaydedilmesinin 5237 sayılı TCK'nın 133/1. maddesinde; en az üç veya daha fazla kişinin, yüz yüze gerçekleştirdikleri, aleni olmayan, söze dayalı düşünce aktarımlarının, söyleşinin tarafı olan kişi veya kişilerce, ilgililerinin rızası olmaksızın, bir aletle kaydedilmesi aynı Kanunun 133/2. maddesinde kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması başlığı altında suç olarak tanımlandığı, söyleşiden farklı olarak, iki kişi arasında da gerçekleşebilecek olan konuşmada, konuşan tarafların, aralarında geçen sözleri kaydetmesi, 5237 sayılı TCK'nın 133/1. maddesi kapsamında suç olarak tanımlanmamış olup, koşulları bulunduğu takdirde eylemin aynı Kanunun 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabileceği; elverişli bir aletle dinlenilen veya kaydedilen konuşma veya söyleşiden elde edilen bilgiler sayesinde kendi veya üçüncü kişi lehine, maddi ya da manevi yarar, yani; fayda veya avantaj sağlanması; bu bilgilerin, menfaat karşılığı olsun ya da olmasın, ilgilisi dışındaki kişi veya kişilere verilmesi ya da diğer kişilerin dolaylı olarak bilgi edinmelerinin temin edilmesinin 5237 sayılı TCK'nın 133/3. maddesinde ayrıca suç olarak tanımlandığı, hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un 80. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 133/3. maddesinde yapılan değişiklikle kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verilerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi eyleminin suç olarak düzenlendiği anlaşılmakla, Oluşa ve kabule göre, sanık tarafından 10.11.2008 tarihinde açılan vasiyetnamenin iptali davasının 30.06.2009 tarihli duruşmasında tanık olarak ifadesi alınan katılanın gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu iddiasıyla Sarıyer Cumhuriyet Başsavcığına 05.08.2009 havale tarihli dilekçeyle suç duyurusunda bulunan sanığın, iddiasına ispat olarak, sözü geçen hukuk davasında yargılamanın devam ettiği ve katılanın henüz tanık olarak ifade vermediği aşamada, katılanla bir araya geldiklerinde, iş yerindeki odasına güvenlik amacıyla yerleştirilmiş kameralar tarafından kaydedilen, avukatı, sekreteri ve bir çalışanıyla beraber katılanla yüz yüze gerçekleştirdikleri ve katılanın iptale konu vasiyetnamenin hazırlanışı hakkında ancak özel bir çaba gösterilerek duyulabilecek aleni olmayan açıklamalarının da yer aldığı söyleşiyi içerir CD'yi, onun bilgisi ve rızası dışında, dilekçesinin ekinde Cumhuriyet Başsavcığına verdiği olayda; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin bir nedene dayanmayan, sanık müdafiilerinin sübuta, suç vasfına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasına, tayin olunan hapis cezasının adli para cezasına çevrilmemiş olmasına ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak, 1- Uzlaşma kapsamında olan suç hakkında soruşturma aşamasında, 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi uyarınca sanıklarla şikayetçi arasında uzlaştırma işlemi sağlanmadan kamu davası açılması, yargılama aşamasında da aynı Kanunun 254. maddesi uyarınca bu eksikliğinin giderilmemesi, 2- Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 133/3. maddesi gereğince temel ceza belirlenirken, hapis cezası yanında adli para cezasına hükmedilmeyerek, sanığa eksik ceza tayini, 3- Adli emanete alınan 1 adet CD hakkında bir karar verilmemesi, kanuna aykırı, 4- Hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un 80. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 133/3. maddesinde yapılan değişikliğe göre hapis cezasının üst sınırı itibariyle 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 11. maddesi uyarınca davaya bakma görevinin Asliye Ceza Mahkemesine ait olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafileri ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 01.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.