4. Hukuk Dairesi 2024/48 E. , 2024/1336 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/20 D.İş-23 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2021/İHK-37723 DAVA TARİHİ : 31.05.2021 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2021/147666 Taraflar arasında görülen sigorta tahkim davası sonucunda verilen İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön in…
**4. Hukuk Dairesi 2024/48 E. , 2024/1336 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/20 D.İş-23 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2021/İHK-37723 DAVA TARİHİ : 31.05.2021 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2021/147666 Taraflar arasında görülen sigorta tahkim davası sonucunda verilen İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortalı (ZMSS) araç sürücülerinin kusurlu hareketiyle gerçekleşen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davalı tarafça kısmi ve yetersiz ödeme yapıldığını açıklayıp 5.000,00 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle talebini artırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Uyuşmazlık Hakem Heyetince, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, karara süresi içinde davacı vekili itiraz başvurusunda bulunmuş, İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının itirazlarının kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüyle 67.464,01 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava trafik kazası nedeni ile cismani zarara dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, gerçekleşen kazada davacının yaralandığını, daha önce kısmi ve yetersiz ödeme yapıldığını açıklayıp tazminat talebinde bulunmuş, davalı vekili zamanaşımı definde bulunmuş, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiş, karara itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince davacının maluliyetinde gelişen durum olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Somut olayda kaza 13.09.2012 tarihinde gerçekleşmiş, dava ise 31.05.2021 tarihinde açılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhâlde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar. Aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre ise dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir (Hukuk Genel Kurulu (HGK)’nun 10.10.2001 tarihli ve 2001/19-652 Esas, 2001/705 Karar sayılı ve 16.04.2008 tarihli ve 2008/4-326 Esas, 2008/325 Karar sayılı ilâmları). Bazı hâllerde zararın öğrenilmesi, onun kapsamının değil, varlığının öğrenilmesi anlamındadır, zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli yeterli hâl ve şartların öğrenilmesi, zararın öğrenilmiş sayılması için yeterlidir. Buna karşılık ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, kısaca, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise artık “gelişen durum” ve dolayısıyla gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler (zarardaki değişme) söz konusu olacaktır. Bu hâlde, zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacağı için zamanaşımı süresi bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlar (HGK’nın, 15.11.2000 tarihli ve 2000/21-1609 Esas, 2000/1699 Karar; 4. Hukuk Dairesinin 13.05.1980 tarihli ve 1980/3493 Esas, 1980/6206 Karar sayılı; 26.01.1987 tarihli ve 1986/7532 Esas, 1987/485 Karar sayılı ilâmları). Gelişen durumun varlığı halinde gelişen durumun sona ermesinden itibaren zamanaşımı süresi içinde dava açılması gerekir. Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği halde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Gelişen durumun olup olmadığı ise her olaya özgü olarak kanıtlara göre değerlendirilir. Davacıdaki yaralanmanın hangi tarihte tedaviyle tamamen sona erdiği, bu yaralanmadan dolayı gelişen bir durum olup olmadığı, varsa hangi tarihte gelişen durumun sona erdiği; diğer bir anlatımla, daimi iş gücü kaybının kesin olarak belirlenebilmesi için tedavilerinin ne zaman sona ereceği ve kesin maluliyet oranının hangi tarihte belirlenebileceğinin zamanaşımı tarihinin başlangıç tarihinin tespiti açısından önemlidir. Davacıda oluşan maluliyet oranının tespitine yönelik alınan 07.01.2021 tarihli raporda, 24.09.2013 tarihli epikriz raporunda daha önce tibia kırığı nedeniyle ameliyat edilen hastanın implant çıkarma amacıyla yatırıldığı, hastanın belirtilen tarihte klinikte hazır bulunmadığından, operasyonun iptal edildiği, hastanenin18.12.2020-25.12.2020 tarihli epikrizinde hastaya 10 seans fizik tedavi önerildiği, 10 seans fizik tedvai programına girdiği, davacının kaza nedeniyle maluliyet oranının %10.3 olduğu, daha önce Gaziantep 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/59 sayılı dosyasında alınan raporda davacının maluliyet oranı %3.3 olarak tespit edildiği, yapılan muayene ve grafilerde sağ tibia şaft kırığının angule şekilde kaynadığının tespit edildiği, angule kaynama arızasının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oran Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerindeki karşılığının %10.3 olduğu, tespit edilen bu oran artışının gelişen durum olduğu belirtilmiştir. Dosya kapsamındaki bilgilerden, davacının kazada tıbia kırığı nedeniyle tedavi gördüğü, en son tedavisinin 24.09.2013 tarihli epikriz raporuna göre implant çıkarma ameliyatı olduğu, ancak davacının implant çıkarma ameliyatı için hazır bulunmadığı, davacının başkaca bir tedavi görmediği anlaşılmaktadır. Yukarıda da değinildiği üzere, yaralanmanın hangi tarihte tedaviyle tamamen sona erdiği gelişen durumun varlığı açısından önem arz etmektedir. Her ne kadar 07.01.2021 tarihli raporda davacıda oluşan maluliyet artışının gelişen durum olduğu belirtilse de davacının kaza tarihinden itibaren süregelen bir tedavisinin, ameliyat vb. işlemlerin olmadığı anlaşılmaktadır. Gelişen durumun varlığı için kaza tarihinden itibaren devam eden bir tedavinin ve başlangıçta tespit edilen arazdan farklı bir arazın ortaya çıkması gerekmektedir. Son epikriz rapor tarihi olan 24.09.2013 tarihinden itibaren davacının tedavi için bir başvurusunun bulunduğuna dair dosyada bir iddia ve ispat yoktur. Aradan geçen bu süre makul bir süre olmayıp somut olayın özelliklerine göre davacıda gelişen durumun varlığını kabul etmek mümkün değildir. Buna göre; olay tarihinden itibaren KTK'nın 109/2 inci maddesindeki uzamış ceza zamanaşımı süresi (8 yıl) içinde davanın açılmadığı gözetilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. 2.Bozma ilamının neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya İadesine, dosyanın mahkemeye gönderilmesine,08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.