T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/109 - 2026/126 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/109 Esas KARAR NO : 2026/126 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/11/2025 NUMARASI : 2025/869 Esas- Derdest DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesinde…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/109 - 2026/126 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/109 Esas KARAR NO : 2026/126 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/11/2025 NUMARASI : 2025/869 Esas- Derdest DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali TALEBİN KONUSU : İhtiyati Haciz KARAR TARİHİ : 10/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/03/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında mahkemece davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İSTEM; Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalıların iş ortaklığı olan ...-... Adi İş Ortaklığı arasında imzalanan sözleşme gereğince, müvekkili şirketin Samsun ilinde davalılarca inşaa edilen 4000 kişilik öğrenci yurdunun yapım işinde F Blok, G Blok ve 2.Etap altyapı eksik kalan elektrik elektronik işlerinin yapımını üstlendiği; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3.maddesinde işin tutarı olarak F Blok 550.000,00 TL, G Blok 300.000,00 TL ve Altyapı 450.000,00 TL olmak üzere toplam "işçilik bedelinin" 1.300.000,00 TL olduğunun belirlendiği; müvekkili şirketin tüm yükümlülükleri yerine getirdiği; işi eksiksiz ifa etmesine rağmen davalı taraflarca müvekkili şirkete ödeme yapılmadığı; alacağın tahsili amacıyla davalı şirketler aleyhinde Ankara 8.Genel İcra Müdürlüğünün 2025/48850 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı; davalılar tarafından ayrı ayrı yapılan itirazlar sonucu icra takibinin durdurulduğu beyan edilmiş olup; dava konusu olayın ayrıntılarına, fatura konularına, taraflar arasındaki sözleşmeye ve bu sözleşmeye dair daha önce kesilen faturaların kabulü ile yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı ve davalı borçluların yedinde veya üçüncü şahıslarda olan taşınır taşınmaz malları ve alacaklarıyla diğer haklarına ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/11/2025 tarihli 2025/869 Esas sayılı derdest dosyası üzerinden verilen ara kararında özetle; Talep ihtiyati haciz istemine ilişkindir. İhtiyati hacze ilişkin yasal düzenleme; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 257 ila 268. maddelerinde düzenlenmektedir. İhtiyati Haciz kararı verilmesi koşulları 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 257. maddesinde düzenlenmekte olup; anılan hüküm kapsamında, hem vadesi gelen, hem de henüz vadesi gelmemiş para alacakları için ihtiyati haciz şartları düzenlenmiştir. Bu şartlar; "muaccel alacaklarda" alacağın vadesinin gelmiş olması ve alacağın rehinle temin edilmemiş olması; "müeccel alacaklarda" ise, (genel kural olarak ihtiyati haciz istenemeyeceği olarak belirlenmekte ise de), borçlunun belirli bir adresinin olmaması veya taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya çalışması veya kendisinin kaçmaya hazırlanması yahut kaçması ya da bu amaçla alacaklının/alacaklıların haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması hallerinde, vadesi gelmemiş alacaklarda da ihtiyati haciz kararı verilebileceği belirtilmiştir. Bunun yanı sıra, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 258. maddesi; alacaklının, borcun mevcudiyeti ve icabında haciz sebepleri hususunda Mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermesi zorunluluğu da ayrıca belirtilmiştir. Mahkemenin, "alacağın varlığı" hususunda kanaat edinmesinden maksat, söz konusu alacağın usul hukuku kuralları uyarınca kesin bir şekilde ispatı olmayıp, alacağın varlığı hususunda yaklaşık ispatı mümkün kılan deliller yeterli görülmektedir. Özellikle hukukî bir işlemin söz konusu olduğu durumlarda; alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati haciz müessesesinde de amaç; maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karardan ziyade; ihtiyati tedbire benzer şekilde, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan “Hukuk Devleti” ilkesinin bir gereği olarak, bireylere etkin hukuki himaye sağlanmaktır. Bu kapsamda; ihtiyati haciz değerlendirilmesinde "etkin hukuki himayenin temini" ile bunu sağlarken mümkün olduğunca "çabuk ve seri hareket etme lüzumu", usul kuralları uyarınca maddi hukuka dayanan hakkın araştırılmasına göre öncelik taşımaktadır. Maddi hukuka göre, taraflar arasındaki hakkın mevcudiyeti, İcra ve İflas Kanunu’nun 264. maddesi çerçevesinde düzenlenen itirazın kaldırılması veya itirazın iptali davası kapsamında ya da açılacak bir menfi tespit veya istirdat davası sırasında incelenerek sonuçlandırılacaktır (Y19HD., 29.01.2009 tarih, 2008/11835 Esas, 2009/516 Karar). Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda, Mahkememize sunulan ihtiyati haciz talebi hususunda yapılan değerlendirmede; dava konusu iddiaların mevcudiyetinin, davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan delillerin yargılamayı gerektirmesi, bu aşamada yaklaşık ispat şartının yerine getirilmediği kanaatiyle; ihtiyati haciz talebinin reddine dair karar verildiği görülmüştür. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili tarafından verilen 26/11/2025 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece verilen ara kararın hukuka aykırı olup, dosya kapsamında ihtiyati haczin şartlarının mevcut olması nedeniyle taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin alacağı olduğunun ve zarara uğratıldığının dosya kapsamında sabit olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin, müvekkili şirketçe düzenlenen ve davalı tarafından kabul edilen ve taraflar arasında yer alan diğer icra dosyalarında tahsil edilen faturaların sunulmuş olup ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için aranan yaklaşık ispat koşullarının oluştuğunun açık olduğunu, müvekkili şirket ile davalıların iş ortaklığı olan ...-... Adi İş Ortaklığı arasında imzalanan sözleşme gereğince müvekkili şirketin Samsun ilinde davalılarca inşa edilen 4000 kişilik öğrenci yurdunun yapım işinde F Blok, G Blok ve 2. Etap altyapı eksik kalan elektrik elektronik işlerin yapımının üstlenildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3. maddesinde işin tutarı olarak F Blok 550.000,00 TL, G Blok 300.000,00 TL ve altyapı 450.000,00 TL olmak üzere toplam "işçilik bedelinin" 1.300.000,00 TL olduğunun belirtildiğini, müvekkili şirketin ekte sunulu sözleşmede üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, işi eksiksiz şekilde ifa etmesine karşın davalı taraflarca kötüniyetli olarak müvekkili şirkete ödeme yapılmadığını, İİK'nun 257. maddesine göre rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceğini, müvekkilininin alacağı rehinle temin edilmemiş para borcu alacağı olduğunu, müvekkilininin alacağının vadesinin geldiğini, taraflar arasındaki sözleşme, teslim tutanağı, diğer tüm kayıtların alacağın vadesinin geldiğini gösterdiğini, dava konusu olayda yaklaşık ispat koşulunun yerine geldiğini, bu hususun dava dilekçelerinde ve ekinde sunulan evraklardan açıkça anlaşıldığını, ihtiyati haciz taleplerinin bu nedenle kabulüne karar verilmesi gerekirken, yerel mahkemece taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; Dava, taraflar arasındaki konusu "Samsun ilinde davalılarca inşaa edilen 4000 kişilik öğrenci yurdunun yapım işinde F blok, G blok ve 2.etap altyapı eksik kalan elektrik elektronik işlerinin yapımı" olan eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili için davalılar hakkında başlatılan icra takibine davalıların yaptığı itirazın iptali ile takibin devamı ve davalıların %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmeleri isteğine ilişkindir. Davacı vekili takibe konu alacaklarının güvence altına alınması amacıyla dava sonuçlanıncaya kadar bu alacakları için davalıların mal varlığı üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesi isteğinde bulunmuş, mahkemece 19/11/2025 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin ihtiyati haciz istemindeki yaklaşık ispat koşulunun bu aşamada yerine getirilmediği kanaatiyle davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş, bu ara karara karşı davacı vekili yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Her ne kadar davacı vekili tarafından verilen ve içeriği yukarıda açıklanan istinaf başvuru dilekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının yerinde olmadığı nedeniyle kaldırılarak ihtiyati haciz kararı verilmesi isteğinde bulunulmuş ise de; İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları gösterilmiştir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca; alacağının vadesi gelmiş (alacak muaccel) ve alacak rehin ile güvence altına alınmamış ise, alacaklı mahkemeye başvurarak ihtiyati haciz kararı verilmesini isteyebilir (İİK m. 257/1). Bu halde alacaklı, mahkemede yalnız alacağın varlığını, vadesinin geldiğini ve alacak için bir rehin bulunmadığını ispat etmekle yetinecektir, alacaklının başka bir hususu ispat etmesine gerek yoktur. Alacağının vadesi henüz gelmemişse (alacak müeccel ise), alacaklı kural olarak borçlunun mallarına ihtiyati haciz konulmasını isteyemez. Ancak alacaklı borçlunun belli bir ikametgahının bulunmadığını, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığını ya da kaçtığını ve yahut da alacaklanın haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğunu ispat ederse, ihtiyati haciz kararı verilebilir. Bu bilgiler ışığnda somut olay değerlendirildiğinde, taraflar arasında, eser sözleşmesi niteliğindeki ve yukarıda belirtilen işlerin yapılmasını konu alan taşeronluk sözleşmesi uyarınca davacı taşeronun, imalat bedeli karşılığı olarak düzenlemiş olduğu faturaya istinaden fatura bedelinin ödenmediği iddiasıyla davalı hakkında icra takibi başlatmış, davalının itirazı üzerine eldeki dava açılmış ve dava dilekçesinde davaya konu bu alacaklarını karşılayacak oranda davalı şirketin mal varlığı üzerine teminatsız veya takdiren teminat mukabili ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesi isteminde bulunmuştur. İİK'nın 257. ve 258. maddeleri uyarınca, davacının, davalıdan var olduğu iddia ettiği alacağın varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin şekilde ispat etmesi aranmamaktadır. Bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterlidir. Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği ve davalının davaya cevabı karşısında davaya ve icra takibine konu davacı alacağının olup olmadığı ve alacaklarının miktarı davalı taraf alacağa ve davaya karşı koyduğundan yargılamaya muhtaç olup, dosyada bu aşamada bulunan deliller, ihtiyati haciz kararı verilmesi için gerekli olan yaklaşık ispat ölçüsünü sağlayacak nitelikte değildir. Bu nedenle, mahkemece de, aynı gerekçelerle davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş olmasında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istemde bulunan davacı vekilinin, ihtiyati haciz talebinin reddine dair 19/11/2025 tarihli ara kararına karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/11/2025 tarihli 2025/869 Esas sayılı dosyası üzerinden verilen ara kararı usul ve yasa hükümlerine uygun olduğundan davacı vekilinin bu ara karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan davacıdan alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 615,40 TL'nin mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince KESİN olmak üzere 10/02/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır