9. Ceza Dairesi 2021/4802 E. , 2023/4677 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/176 E., 2015/94 K. SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : Ceza verilmesine yer olmadığına TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz ed…
**9. Ceza Dairesi 2021/4802 E. , 2023/4677 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/176 E., 2015/94 K. SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : Ceza verilmesine yer olmadığına TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.03.2015 tarihli ve 2014/176 Esas 2015/94 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci, dördüncü, altıncı fıkraları ile 31 inci maddesinin ikinci fıkrası, uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında, 5237 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrası (a) bendi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. 2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 09.02.2018 tarihli ve 2015/131075 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekili Temyiz İstemi Dosya kapsamında dinlenen tanıklar ve sair deliller dikkate alındığında suça sürüklenen çocuğun mağdura eylemlerinin tek bir seferle sınırlı olmayıp zincirleme olarak devam eden eylemler halinde olduğu bu nedenle hakkında cezalandırılması kararı verilmesi gerekirken cezalandırılmasına yer olmadığı kararının usul ve yasaya aykırı olduğu iddia edilerek mahkeme kararının bozulması talep edilmiştir. B. Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz İstemi Mağdurdaki zaman kavramının gelişmemiş olduğuna ilişkin tespit karşısında mağdur aleyhine, suçlu lehine yorum yapılarak suç tarihinin 2011 yılı olarak kabul edilerek bu tarihte de suça sürüklenen çocuğun on iki yaşını doldurmamış olduğu anlaşılmakla ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, suça sürüklenen çocuğun atılı suçu işlediği, mağdurda işlenen suçun psikolojik etkilerinin devam ettiği, mağdurun %50 özürlü olduğu ve hafif derecede mental retardasyon bulunduğunun sabit olduğu, o halde ruh sağlığının bozulmadığının kabul edilemeyeceğini, suça sürüklenen çocuk hakkında düzenlenen sosyal servis ile yapılan görüşmede çocuğun yaşıtlarına oranla cinsel dürtülerinin fazla olduğu, sık sık yalan söylediği, kendisinden küçüklere fiziksel şiddet uyguladığı bilgisi karşısında sanığın üzerine atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği, ayrıca suça sürüklenen çocuk hakkında bakım tedbirlerinin uygulanmamasına karar verilmesinin de usule aykırı olduğu iddia edilerek yerel mahkeme kararının bozulması talep edilmiştir. III. OLAY VE OLGULAR İlk derece mahkemesi tarafından, "Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/1976 Esas nolu ve 29.05.2014 tarihli iddianamesi ile suça sürüklenen çocuğun aynı yurtta kaldığı mağdura yönelik nitelikli cinsel istismar suçunu işlediğinden bahisle açılan kamu davasında yapılan yargılama neticesinde, Olay tarihinde, her ikisine de hafif derecede mental retardasyon teşhisi konulan suça sürüklenen çocuk ile mağdurun aynı yurtta kaldıkları, suça sürüklenen çocuğun elbiselerini çıkarmış vaziyette yüz üstü yere yatarak mağdurdan kendisinin üzerine çıkmasını istediği, bir süre sonrasında ise mağdurun yüz üstü yere yatmasını istediği, mağdurun da çıplak vaziyette yüz üstü uzandığı, ardından kendisi de tamamen çıplak olan suça sürüklenen çocuğun cinsel organını mağdurun anal bölgesine temas ettirdiği, ancak cinsel organını mağdurun cinsel organına sokmadığı, bu nedenle her ne kadar nitelikli cinsel istismar suçundan hakkında kamu davası açılmış ise de, eyleminin basit cinsel istismar kapsamında değerlendirilebileceği, mağdur hakkında alınan Adnan Menderes Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nın 09.12.2013 tarihli raporunun da bu kabulü destekler mahiyette mağdurda akut veya kronik livata bulgusuna rastlanmadığı yönünde mütalaa içerdiği anlaşılmıştır. Her ne kadar suça sürüklenen çocuk atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, mağdurun kendisine iftira atmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı, suça sürüklenen çocuk hakkında düzenlenen Sosyal İnceleme Raporu'nda, yaşıtlarına göre cinsel dürtülerinin daha fazla olduğu ve kendinden küçüklere şiddet uygulayabildiği yönündeki uzman görüşü ve sübuta ilişkin mağdurun aşamalarda verdiği beyanların birbiri ile uyumlu olduğu hususları bütün olarak değerlendirildiğinde, suça sürüklenen çocuğun mağdura yönelik basit cinsel istismar suçunu işlediği kabul edilmiştir. Ancak, her ne kadar mağdur ifadeleri sübut yönünden tutarlı ise de, olayın gerçekleştiği zaman dilimi hakkında dosyada net bir tespit yapılamamıştır. Şöyle ki, mağdur 03.07.2013 tarihli görüşme raporundan anlaşılacağı üzere, olayın eskiden olduğunu, okulların kapalı olduğu dönemde ve yazın gerçekleştiğini ifade etmiş, ayrıca olayı anlatırken "babam öldüğü dönemde" diye bilgi vermiştir. Mağdur 06.12.2013 tarihli kolluk ifadesinde ise, olayın tam olarak bilmediği bir tarihte yaz aylarında gerçekleştiğini, okuldan çıkıp yurttaki odalarına gittikleri zaman gerçekleştiğini, olay tarihinde 3. sınıfa gittiğini söylemiştir. 25.04.2014 tarihinde mağdurun yeniden ifadesine başvurulmuş ve kollukta alınan ifadeye eşlik eden Rehber Öğretmenin, mağdurda yer ve zaman kavramının bulunmadığı yönünde gözlemlerini aktardığı anlaşılmıştır. Mağdurda hafif derecede mental retardasyon bulunduğu ve mağdurun %50 özürlü olduğu da dikkate alındığında atılı eylemin ne zaman gerçekleştiği hususunun öncelikle belirlenmesi gerekmiştir. Bu kapsamda yapılan yazışmalar neticesinde mağdurun 2012-2013 eğitim öğretim yılında 3. sınıfta okuduğu tespit edilmiştir. Ancak suça sürüklenen çocuğun 13.09.2012 tarihinde mağdurla kaldıkları yurttan ayrılarak Aydın Erkek Yurduna gönderilmesi karşısında, mağdurun okuldan çıkıp yurda gittikleri zaman suçun işlendiği yönündeki beyanı ile bu tarihin uyumlu olmadığı, eylemin 13.09.2012 tarihinden dolayısıyla mağdurun 3. Sınıfa gittiği dönemden önce gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Mağdur 03.07.2013 tarihli görüşmede ise olayın eskiden olduğunu ve babasının öldüğü dönemde gerçekleştiğini ifade etmiş, mağdurun babasının 16.07.2011 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır. Mağdurda zaman kavramının yeterince gelişmediği şeklindeki rehber öğretmen görüşü ve aşamalarda eylemin ne zaman gerçekleştiğine dair çelişkili beyanlarda bulunması ve suçun 15.03.2012 tarihinden yani suça sürüklenen çocuğun 12 yaşını doldurmasından sonra işlendiği hususunda net bir tespitin yapılamadığı nazara alındığında, olay tarihine ilişkin oluşan şüphenin suça sürüklenen çocuk lehine değerlendirilmesi suretiyle, suça sürüklenen çocuğun eylemini 2011 yılında gerçekleştirdiği kabul edilmiş, ancak 2011 yılının Aralık ayının son günü suç tarihi olarak kabul edilse bile, 15.03.2000 doğumlu olan suça sürüklenen çocuğun bu tarihte 12 yaşını doldurmamış olacağı anlaşılmakla, TCK'nın 31/1 ve CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca suça sürüklenen çocuk hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş, hakkında Çocuk Koruma Kanunu'nda öngörülen güvenlik tedbirleri ilgisine göre uygulanmıştır." denilerek "Her ne kadar suça sürüklenen çocuğun mağdura yönelik nitelikli cinsel istismar suçunu işlediği dosya kapsamı itibariyle sabit ise de ; Mağdurun aşamalarda olay tarihine ilişkin farklı beyanlarda bulunduğu, bir beyanında olayın üçüncü sınıfa gittiği dönemde gerçekleştiğini iddia ettiği, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün cevabi yazısına göre mağdurun 2012-2013 eğtim öğretim yılında üçüncü sınıfta okuduğunun belirtildiği, oysa SSÇ nin 13/09/2012 tarihinde mağdurla kaldığı yurttan ayrıldığı, yine mağdurun beyanlarında söz konusu cinsel istismar eylemini okulların kapalı olduğu dönemde gerçekleştiğini iddia ettiği, ancak farklı bir beyanında ise okuldan çıkıp yurda gittiklerinde olayın yaşandığını beyan ettiği, yine mağdurun bir başka beyanında ise olayın babasının öldüğü zaman gerçekleştiğini iddia ettiği, mağdurun babasının 16/07/2011 tarihinde vefat ettiğinin anlaşıldığı, 25/04/2014 tarihli kolluk ifadesine iştirak eden rehber öğretmenin "mağdurda zaman kavramının gelişmemiş olduğunu gördüm " şeklindeki beyanı da nazara alınarak mağdur beyanlarında olayın gerçekleştiği tarihe dair oluşan şüphenin SSÇ lehine değerlendirilmesi gerektiği buna göre atılı eylemin mağdurun babasının vefat ettiği 2011 yılında gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerektiği, 2011 yılının Aralık ayında gerçekleştiği kabul edilse dahi bu tarihte de SSÇ nin 12 yaşını doldurmamış olduğu anlaşılmakla TCK 31/1, CMK 223/3-a maddeleri gereğince CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA" şeklinde hüküm kurulmuştur. IV. GEREKÇE 1. Gerekçeli karar başlığında, karar tarihinin kabule uygun olarak 2011 yılı yerine 02.07.2013 olarak yanlış yazılması mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak kabul edilmiştir. 2. Olayın intikal şekli ve süresi, aldırılan rapor içerikleri, sanığın aşamalardaki savunması, katılan mağdurenin aşamalardaki beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olduğu anlaşılmakla hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış ve katılan Bakanlık vekili ile katılan mağdur vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmediğinden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.03.2015 tarihli ve 2014/176 Esas 2015/94 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili ve katılan mağdur vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.07.2023 tarihinde karar verildi.