13. Hukuk Dairesi 2016/7997 E. , 2016/14872 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacılar, murislerinin plastik fabrikasında çalıştığı sırada zehirlenerek kalp krizi geçirmesi üzerine 06.04.2007 tarihinde davalı hastaneye kaldı…
**13. Hukuk Dairesi 2016/7997 E. , 2016/14872 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacılar, murislerinin plastik fabrikasında çalıştığı sırada zehirlenerek kalp krizi geçirmesi üzerine 06.04.2007 tarihinde davalı hastaneye kaldırıldığını, kalbinin çalıştırılarak yoğun bakıma alındığını,yoğun bakım sırasında yapılan tetkikleri ve kardiyoloji uzmanının konsültasyonu sonucu bir kalp rahatsızlığının bulunmadığının tespit edildiğini, murisin arkadaşları tarafından dumandan rahatsızlandığının doktorlara iletildiği ve davalı hastane doktorları tarafından zehirlenmeden şüphelenilmesine rağmen bunun gereklerinin yapılmadığını, sekiz gün süren yoğun bakım tedavisi sonucu vefat ettiğini, her ne kadar ölüm sebebi olarak kalp krizi olduğu belirtilmiş ise de, zehirlenme nedeniyle yapılması gereken tedavinin uygulanmamasına bağlı olarak ölümün gerçekleştiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10.000 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı ... savunmasında, hastaya gerekli tıbbi müdahalenin yapıldığını kusurlarının bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş,hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir. 1-Davacılar, murislerinin zehirlenmeye bağlı geçirdiği kalp krizi sonrasında yapılan tedavi kapsamında, davalı tarafından bu yönde bir tedavi uygulanmamasına bağlı olarak hatalı ve eksik teşhis ve tedavi sonucunda ölümüne sebebiyet verdiğini ileri sürerek maddi tazminat isteminde bulunmuştur. Dava, davalı doktorun vekillik sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davrandığı iddiasına dayanmaktadır ( B.K. 386, 390 md ). Vekil, iş görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil de, bu sonuca ulaşmak için yaptığı uğraşların özenle görülmemesinden sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır ( B.K. 390/II ). Vekil, işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, hafif kusurundan bile sorumludur ( B.K. 321/1 md ). O nedenle doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları ( hafif de olsa ) sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktorlar, hastalarının zarar görmemesi için yalnız mesleki değil, genel hayat tecrübelerine göre herkese yüklenebilecek dikkat ve özeni göstermek zorundadır. Doktor, tıbbi çalışmalarda bulunurken, bazı mesleki şartları yerine getirmek, hastanın durumuna değer vermek, tıp biliminin kurallarını gözetip uygulamak, tedaviyi her türlü tedbirlerini alarak yapmak zorundadır. Doktor, özen yükümlülüğü kapsamında en ufak bir tereddüt gösteren durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada koruyucu tedbirler almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında seçim yaparken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmalı, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmalı ve en emin yolu tercih etmelidir ( Bkz. Tandoğan, Borçlar Hukuk Özel Borç İlişkileri, Cild, Ank.1982, Sh.236 vd). Gerçektende mesleki bir işgören; doktor olan vekilden ona güvenen muvekkil titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemekte haklıdır. Titiz bir özen göstermeyen vekil, B.K. 394/1 uyarınca vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Dava konusu olay itibariyle, davacıların murisi ...ın 06.04.2007 tarihinde çalıştığı işyerinde kalp krizi geçirmesi üzerine davalı doktorun görev yaptığı özel hastaneye getirildiği, hastane tarafından düzenlenen aynı tarihli hasta kabulüne ilişkin günlük doktor takip formunda hastayı getiren çalışma arkadaşlarından alınan beyanlara atıfla ani gelişen bayılma ve morarma sonrası nefes almadığı farkedilerek suni teneffüs yaptırılarak özel araba ile acil olarak hastaneye kaldırıldığı ve davalı doktor tarafından tıbbi müdahalenin gerçekleştirildiğinin belirtildiği, bu kayıtlarda hastanın zehirlenmeye bağlı bir öyküsü olduğuna ilişkin her hangi bir açıklamanın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hasta Muharrem Alabaş’ın rahatsızlanması üzerine hastaneye getirilmesini sağlayan ...ın tanık sıfatıyla mahkemece alınan beyanında özetle, olay günü fabrikada hammadde denendiği sırada ağır bir koku çıktığını, bu sırada murisin rahatsızlanarak ayran içtikten sonra geri döndüğünü ve sandalyede otururken rahatsızlandığını, murisi 4-5 kişi birlikte hastaneye götürdüklerini, hastanede bayan bir doktorun muayene ettiğini, nerede çalıştığını sorduğunu, kendisine plastık fabrikasında çalıştığını söylemeleri üzerine plastık zehirlenmesine bağlı kalp krizi olabileceğini söylediğini, yoğun bakıma alındığını ve sonrasında vefat ettiğini beyan etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama kapsamında alınan ... 1. İhtisas dairesinin 20.11.2013 tarihli bilirkişi raporunda; Hastanın arrest halde getirildiği, davalı doktor tarafından muayenesinin, laboratuar tetkiklerinin, radyolojik ve kardiak tetkiklerinin yapılmış, yoğun bakım ünitesinde gerekli takibin yapılmış olduğu, konsültasyonlarının yapıldığı, klinik durumuna uygun tedavisinin yapıldığı cihetle kişinin muayenesine, takip ve tedavisine katılan doktorun bir kusurunun bulunmadığı, mevcut tıbbi kayıtlara göre hastanın ölümünün kalp damar hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğu rapor edilmiştir. Bu olaya ilişkin C.Savcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında aynı ... ihtisas dairesinden alınan 17.03.2010 tarihli raporda da hastanın ölümünün kalp damar hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğu, davalı doktor tarafından hastanın klinik durumuna uygun tedavi yapıldığı ve atfı kabil bir kusur bulunmadığı rapor edilmiştir. Dosya kapsamında tanık olarak ifadesi yer alan ...’ın beyanlarına göre hasta..’ın çalıştığı plastik fabrikasında hammadde denenmesi sırasında ortaya çıkan ağır koku sonrasında rahatsızlanarak davalı doktorun çalıştığı hastaneye getirildiği, hastanın anamnezini alan davalı doktor tarafından plastık zehirlenmesine bağlı kalp krizi olabileceğinin ifade edildiği, ayrıca hastanın hastaneye kabulüne ilişkin düzenlenen doktor günlük takip formunda ilaç alma olasılığına karşı mide lavajı yapılarak eucorbon verildiğinin kayıtlara alınması itibariyle hastada bir zehirlenme şüphesinin oluştuğu,nitekim davalı doktorun savunmasında göz pupillerinin 5/5 büyümüş olduğunu bununda hastanın uzun süre hipokside kaldığını gösterdiğini, kan gazı ve gks bulgularının bunu desteklediğini ifade ettiği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, hastanın zehirlenmeye bağlı bir rahatsızlık geçirme ihtimalinin bulunduğu ortaya çıkmaktadır. Dosya kapsamında ... 1. İhtisas dairesi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda her ne kadar hasta kayıtlarına göre ölüm sebebinin kalp damar hastalığı olduğu belirtilmiş ise de, davacıların iddiaları ve bu iddaları destekleyen tanık beyanları kapsamında mevcut tıbbi kayıtlara göre hastanın zehirlenmeye maruz kalıp kalmadığına ilişkin davalı doktor tarafından gerekli tetkik ve teşhise yönelik bir araştırmanın yapılıp yapılmadığı, şayet zehirlenme bulgularının mevcut olması halinde bu yönde yapılması gereken bir tedavinin uygulanıp uygulanmadığı hususunda herhangi bir tespite yer verilmediği görülmüştür. ... Kurumu raporunun bu haliyle hüküm kurmaya elverişli bulunmadığı anlaşılmaktadır. O halde mahkemece yapılacak iş, Üniversitelerin ilgili ana bilim dallarından seçilecek konularında uzman doktorlardan oluşturulacak bir bilirkişi kuruluna dosya tevdi edilerek, davalının açıklanan hukuki konum ve sorumluluğu, dosyada mevcut delillerle birlikte bir bütün olarak değerlendirilip, tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda davalının sorumluluğunu gerektirecek ihmal ve hata bulunup bulunmadığını gösteren, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece, değinilen bu yön gözardı edilerek eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir. 2-Bozma nedenine göre, davacıların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacılar yararına BOZULMASINA, (2) nolu bent uyarınca, davacıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, 13/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.