Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/4507 E. , 2024/7847 K. T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/4507 Karar No : 2024/7847 Kararın Düzeltilmesini İsteyen: ... Anonim Şirketi Vekili : Av. ... Karşı Taraf : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü Vekili : Av. ... İstemin Özeti : Davacı tarafından, iki yıldan fazla süreyle aktifinde bulunan taşınmazın satışından doğan zararın %75'inin kurum kazancından indirilebilmesi gerektiği ihtirazi kaydıyla 2014 yılı için verilen kurumlar verg…
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/4507 E. , 2024/7847 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/4507 Karar No : 2024/7847 Kararın Düzeltilmesini İsteyen: ... Anonim Şirketi Vekili : Av. ... Karşı Taraf : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü Vekili : Av. ... İstemin Özeti : Davacı tarafından, iki yıldan fazla süreyle aktifinde bulunan taşınmazın satışından doğan zararın %75'inin kurum kazancından indirilebilmesi gerektiği ihtirazi kaydıyla 2014 yılı için verilen kurumlar vergisi beyannamesi üzerine fazladan tahakkuk eden ve ödenen kurumlar vergisinin kaldırılması ve yasal faiziyle birlikte iadesine hükmedilmesi istemiyle açılan davayı; 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 5. maddesinde, kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlara ilişkin giderler ile istisna kapsamındaki faaliyetlerden doğan zararların istisna dışı kurum kazancından indirilmesine imkan verilmediği, bu bakımdan istisna kazançlar elde edilirken gider fazlalığı sebebiyle doğan zararların da aynı kapsamda değerlendirilmesi gerektiği, anılan Kanun maddesinin bütün olarak değerlendirilmesi, vergi hukukunun genel ilkeleri, kurum kazançlarının tasnife tabi olmayıp tamamının ticari kazanç olarak vergilendirilmesi, iştirak hissesi ile gayrimenkul alım satımı ve kiralanması faaliyetiyle sürekli olarak uğraşanların bu kazançlarının istisna kapsamı dışında bırakıldığı hususları dikkate alındığında, söz konusu işlem zararının da bir faaliyet zararı olduğu anlaşıldığından kurum kazancının tespitinde kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınması suretiyle tahakkuk eden vergide hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddeden ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen temyiz istemini aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle reddeden Danıştay Dördüncü Dairesinin 15/04/2021 tarih ve E:2016/15975, K:2021/2277 sayılı kararının; Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5. maddesinin 3. fıkrasının yalnızca mutlak istisnalar için uygulanabileceği, şarta bağlı istisnalar için geçerli olmadığı, ayrıca fıkrada getirilen kısıtlamanın yalnızca istisna kapsamında gerçekleşen faaliyetlerden kaynaklanan zararları ve kazanca ilişkin giderleri kapsadığı, olayda ise faaliyetten doğan zarar bulunmadığı gibi kazanca ilişkin gider de olmadığından tahakkuk eden verginin hukuka uygun düşmediği ileri sürülerek düzeltilmesi istenmiştir. Savunmanın Özeti : Kararın düzeltilmesi isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : Kararın düzeltilmesi isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince kararın düzeltilmesi istemine ilişkin dilekçede ileri sürülen sebepler 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi hükmüne uygun bulunduğundan, kararın düzeltilmesi isteminin kabulüne ve Danıştay Dördüncü Dairesinin 15/04/2021 tarih ve E:2016/15975, K:2021/2277 sayılı kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra temyiz istemi yeniden incelenerek işin gereği görüşülüp düşünüldü: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesinin (A) fıkrasında; vergi kanunlarının lafzı ve ruhu ile hüküm ifade ettiği, lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarının hükümlerinin, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı gözönünde tutularak uygulanacağı belirtilmiştir. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 5. maddesinin 1. fıkrasının (e) işaretli alt bendinin olay tarihinde yürürlükte bulunan şeklinde, kurumların en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazların satışından doğan kazançlarının %75'lik kısmının kurumlar vergisinden müstesna olduğu, aynı maddenin 3. fıkrasında ise kurumların, kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarına ilişkin giderlerinin veya istisna kapsamındaki faaliyetlerinden doğan zararlarının istisna dışı kurum kazancından indirilmesinin kabul edilemeyeceği kural altına alınmıştır. Söz konusu maddenin 3. fıkrasında yer alan yasal düzenlemeyle, istisna edilmiş kazançlara ilişkin giderlerin ve istisna kapsamındaki faaliyetlerden doğan zararların, istisna dışı kazançlardan indirilmesinin engellenmesi öngörülmüştür. 1984 yılından itibaren geçici maddelerle Türk Vergi Sistemi içinde kendine yer bulan ve sonrasında mevzuatta kalıcı hale gelen uyuşmazlığa konu istisnanın temel amacı kurumların mali yapısını güçlendirerek finansman sıkıntılarını azaltmaktır. Olayda, ihtirazi kayıt, davacı tarafından, iki yıldan fazla süreyle aktifinde bulunan taşınmazın satışından doğan zararın %75'inin, kurum kazancından indirilebilmesi gerektiğine ilişkin olduğundan, uyuşmazlığın çözümü, söz konusu zararın, yukarıda değinilen yasal düzenlemede belirtilen "giderler" ve "zararlar" kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesine bağlı bulunmaktadır. Vergilendirme işlemleri yönünden "gider", kazanç elde edebilmek için yapılan her türlü harcamayı; "faaliyet", iştigal konusuna göre süreklilik gösteren mal teslimi ve hizmet ifasını ifade ederken "zarar" ise satış bedelinin maliyet bedelinden düşük olması sonucu ortaya çıkan bir kayıp olarak tanımlanabilir. Dolayısıyla, zarar kavramı, bir sonuç niteliğinde olup gider kavramı ile özdeşleştirilmesi mümkün olmadığı gibi taşınmaz ticaretiyle uğraşmadığı açık olan davacı şirketin iki yıldan fazla aktifinde bulunan taşınmazın satışının, işletme faaliyeti niteliğini taşımadığı da dikkate alındığında, söz konusu satıştan kaynaklanan zarar, ne istisna edilmiş bir kazanca ilişkin gider ne de istisna kapsamındaki faaliyetten doğan zarar olarak kabul edilebilir. Öte yandan, taşınmaz satışından doğan zararın indirim olarak kabul edilmemesi halinde kurumların söz konusu teşvik mekanizmasından yararlanması engellenecek ve mükelleflere ek vergi yükü getirilerek düzenlemenin ruhuna aykırı durum yaratılacaktır. Bu açıklamalar doğrultusunda, ihtirazi kaydı kabul edilmeyen davacı adına tahakkuk eden vergide hukuka uyarlık bulunmadığından Vergi Mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın reddi yolunda verilen kararın bozulması gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulmasına, 27/12/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X)-KARŞI OY : Kararın düzeltilmesi istemine ilişkin dilekçede ileri sürülen sebepler 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54'üncü maddesinde yazılı sebeplerden hiçbirine uymadığından, karar düzeltme isteminin reddi gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.