Başvuru, psikolojik tacizde bulundukları ve yürütülen idari soruşturmada başvurucunun siyasi ve dinî görüşünü sorguladıkları ileri sürülen kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verilmemesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, psikolojik tacizde bulundukları ve yürütülen idari soruşturmada başvurucunun siyasi ve dinî görüşünü sorguladıkları ileri sürülen kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verilmemesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 22/12/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, İstanbul ili Kadıköy ilçesinde bulunan bir aile sağlığı merkezinde hemşire olarak görev yapmaktadır. Başvurucu hakkında; birlikte görev yaptığı hemşire Y. ve aile hekimi Z.nin beyanları üzerine hastalar arasında ayrımcılık yaptığı, ırkçı söylemlerde bulunduğu, başbakana hakaret ettiği iddiaları çerçevesinde 2012 yılında idari soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu; Y. ve Z. tarafından tehdit edildiğini ve işten ayrılmaya zorlandığını, ayrıca bu kişilerin kendisi hakkında ileri sürdükleri asılsız ithamlar ve iftiralar neticesinde açılan idari soruşturmada görevli sağlık başdenetçisi G. tarafından etnik kökeninin, siyasi ve dinî görüşünün sorgulandığını belirterek İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) suç duyurusunda bulunmuştur. Başvurucu 22/1/2015 tarihli dilekçesinde; belirtilen kişilerin özel hayatını araştırdıklarını, hukuk dışı soruşturmalar yaptıklarını, üzerinde baskı oluşturarak işi bırakmasını amaçladıklarını ve bu suretle görevlerini kötüye kullanma suçunu işlediklerini ileri sürmüştür. Başsavcılık tarafından Y., Z. ve G. hakkında 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca 26/1/2015 tarihinde soruşturma izni talep edilmiştir. Söz konusu kişiler hakkında hazırlanan ön inceleme raporu neticesinde, Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanlığının 27/5/2015 tarihli kararıyla soruşturma izni verilmemesine karar verilmiştir. Kararda; iddiaların kanıtlanmasına yönelik bilgi ve belge bulunmadığı, tanık beyanlarının çelişkiler içerdiği, bu nedenlerle eldeki bilgi ve belgelerle iddiaların sübuta ermediği ifade edilmiştir. Başvurucu, söz konusu karara karşı itirazda bulunmuştur. Ankara Bölge İdare Mahkemesi Kurulunun 27/10/2015 tarihli kararıyla ön inceleme raporu ve eki belgelerde yer alan tespitlerin isnat edilen eylemden dolayı Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlık soruşturması yapılmasını gerektirecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı gerekçesiyle itiraz reddedilmiştir. Nihai karar 23/11/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 22/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 4483 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"Ön inceleme ile görevlendirilen kişi veya kişiler, bakanlık müfettişleri ile kendilerini görevlendiren merciin bütün yetkilerini haiz olup, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa göre işlem yapabilirler; hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesini de almak suretiyle yetkileri dahilinde bulunan gerekli bilgi ve belgeleri toplayıp, görüşlerini içeren bir rapor düzenleyerek durumu izin vermeye yetkili mercie sunarlar. Ön inceleme birden çok kişi tarafından yapılmışsa, farklı görüşler raporda gerekçeleriyle ayrı ayrı belirtilir. Yetkili merci bu rapor üzerine soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine karar verir. Bu kararlarda gerekçe gösterilmesi zorunludur." 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Görevi kötüye kullanma" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. ..."