T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/1965 - 2026/847 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2021/1965 KARAR NO : 2026/847 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 26/06/2018 ESAS-KARAR NUMARASI : 2016/939E.…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/1965 - 2026/847 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2021/1965 KARAR NO : 2026/847 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 26/06/2018 ESAS-KARAR NUMARASI : 2016/939E., 2018/524K. DAVA : İstirdat KARAR TARİHİ : 15/04/2026 YAZIM TARİHİ : 15/04/2026 Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Müvekkili şirket ile davalı ... arasında, 30/06/2010 revize tarihli sistem kullanım anlaşması mevcut olduğunu, müvekkili şirketin sanayi işlerinde davalının elektrik sistemini kullandığını yapılan sözleşmeye istinaden müvekkili şirkete 31/06/2016 tarihli fatura gönderildiğini, faturanın 6 kalem ihtiva ettiğini, davalı ...'ın müvekkile 2012 yılı başından beri gönderilen faturaların artış miktarlarının ve artış oranlarının fahiş olduğu gerekçesi ile itirazi kayıtla ödeme yapıldığını, 2016 yılı ile yapılan artışın her yıl olduğu gibi TÜİK tarafından açıklanan yıllık enflasyon seviyesi ve TEFE - TÜFE oranını aştığını, yapılan bu fahiş zammın katlanılamaz hale geldiğini, 696.123,65 TL fatura tutarından 477.443,00 TL'yi kabul etmekle bakiye 218.680,65 TL'ye itiraz ettiklerini öne sürerek; davalıya ödenen 218.680,65 TL'nin davalıya ihtar tarihi olan 14/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte istirdatını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili özetle: Davacı vekili tarafından davaya konu faturada tahakkuk ettirilen artışın fahiş olması nedeniyle yasal olarak uygulanabilecek makul artış şartının faturadaki tüketime göre hesaplanması ve 218.680,65 TL nin ihtar tarihi olan 14/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte istirdatı talebiyle müvekkili aleyhine haksız ve yersiz açılan davanın görev yönünden reddi gerektiğini, idari sözleşmeden kaynaklanan davaların idari yargının görevine girdiğini, bu nedenle mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın reddine, esas yönünden ise 6446 sayılı yasa uyarınca elektrik piyasasında iletim ve dağıtım sistemine bağlantı ve sistem kullanım hakkında tebliğ ve iletim sistem kullanım ve sistem işletim tarifelerinin hesaplama yöntem bildirimi ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine göre faturalar düzenlendiğini, EPDK tarafından kurul kararları ile onaylanan ve resmi gazetede de yayınlanan yöntem bildirimi doğrultusunda düzenlendiğinin ve EPDK'nin onayından geçtiğini yapılan hesaplama tahsilatların mevzuat ve EPDK kararlarına uygun olduğunu savunarak; bu nedenle davanın esas yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince "... davacı şirket ile davalı ... arasında tanzim edilen sistem kullanım anlaşması uyarınca davacının davalıya ait elektrik iletim hatları sistemini kullandığı, sözleşme uyarınca bedelin ödenmesinin kararlaştırıldığı, davalının dava konusu 2016 yılına ait fatura ile talep ettiği bedelin artış oranı ve miktarının fahiş olduğu, itirazi kayıtla yapılan fazla ödemenin istirdatı talebi ile derdest davada açıldığı anlaşılmıştır. Dava tarihinden önce 17/06/2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6719 sayılı Kanunun 21. maddesi ile 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkarları ile altıncı fıkrasının a, ç, d ve f bentleri değiştirilmiş ve aynı maddeye eklenen 10. bent ile "Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda Tüketici Hakem Heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır" hükmü getirilmiştir. Ayrıca 6719 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na eklenen Geçici 19. maddede "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, Kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve Kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." ve Geçici 20. maddede ise "Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17 nci madde hükümleri uygulanır." hükmü düzenlenmiştir. Söz konusu maddeye göre Tüketici Hakem Heyetlerinin ve mahkemelerin bu konuda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri geçmişe de etkili olarak sadece dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmıştır. Diğer bir ifade ile yerindelik denetimi yapılamayacağı kabul edilmiştir. Olayımızda yukarıda izah edildiği üzere sistem kullanım anlaşması çerçevesinde davalı kurumun düzenlendiği ve davacıdan tahsil edilen faturaların kanun, yönetmelik, tebliğ ve EPDK kurul kararlarında belirtilen kriterlere uygun düzenlendiği, bu düzenlemeler doğrultusunda tanzim edilen faturalarda yapılan bir fazla hesaplama ve tahsilatın olmadığı, davacının 2016 yılında sistem kullanım bedelinde yapılan artışın enflasyon fiyatlarının çok üstünde ve fahiş olduğu iddiasının ise davalı kurum sözleşmeye dayalı olarak tek taraflı bedeli düzenleme yetkisine sahip olmayıp yukarda belirtildiği üzere mevzuat ve EPDK'nin kararları uyarınca düzenleme yaptığı ve EPDK'nin kararlarının yerindelik denetiminin son yapılan yasal düzenleme ile yapılamayacağı anlaşıldığından davacının subut bulmayan davasının reddine..." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Dava konusu uyuşmazlığın çözümüne yarar bir bilirkişi raporunun dosyada yer almadığı, ilk derce mahkemesinin hükme esas alınacak yeterliliğe sahip olmayan bilirkişi raporları doğrultusunda davanın reddine karar verdiği nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava,taraflar arasında imzalanan sistem kullanım anlaşması kapsamında ödenen fahiş bedelin istirdatı taleplidir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.b.1 gereğince esastan reddine, 2-) Alınması gereken 732 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 59,30 TL harcın düşümü ile kalan 672,70 TL harcın davacıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına. 3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 15/04/2026 Başkan Üye Üye Katip