İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:19/01/2023 DAVA:Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:27/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:16/03/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muh…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:19/01/2023 DAVA:Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:27/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:16/03/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11/11/2018 tarihinde, davacıya ait ve onun idaresindeki ... plaka sayılı araç ile davalı nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi bulunan ve sürücü olay yerinden firar eden ... plaka sayılı aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve firari sürücünün olayın vukunda tam kusurlu olduğu, kazadaki yaralanmasından dolayı davacının iş göremezliğe maruz kaldığı ve tedavi gideri sarf ettiğini beyanla ve fazlaya dair hakkı saklı tutulması kaydıyla 50,00 TL geçici ve 50,00 TL sürekli iş göremezlik zararı ile 10,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 110,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 01/12/2022 tarihli ıslah dilekçesinde, geçici iş göremezlik zararı talebini 2.655,58 TL'ye ve tedavi gideri zararını 2.067,25 TL'ye yükseltmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; dava öncesi müvekkili şirkete yapılan müracaat sırasında tazminat hesaplamasına esas olan tüm bilgi ve belgelerin sunulmadığı, eksik evrakla başvuru yapıldığından bu yöne ilişen dava şartının usulünce yerine getirilmediği, geçici iş göremezlik zararı ile tedavi gideri bakımından sorumluluğun Sosyal Güvenlik Kurumuna geçtiği, trafik kazası özü itibariyle haksız fiil niteliğinde olduğundan ticaret mahkemesinin uyuşmazlığın çözümünde görevsiz olduğu, davacının Denizli'de ikamet ettiği, kazanın Manisa ilinde gerçekleştiği, poliçenin İzmir'de düzenlendiği, müvekkili şirketin faaliyet merkezinin İstanbul ilinde bulunduğu, bu halde Sivas mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, usulünce temerrüte düşürülmediğinden ve haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından kaynaklandığından talep olunan tazminat için dava tarihinden yasal faiz ile sınırlı sorumlu olunduğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun ve davacının zararının ispatı gerektiği, araç maliki sigortalı ile aralarında ileride aralarında görülmesi muhtemel rücu davasından dolayı sigortalı ...'a davanın ihbar edilmesi icap ettiğini beyanla davanın reddini istemiştir. DELİLLER: Salihli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/09/2021 gün ve ... esas, ... sayılı karar örneği, trafik kazası tespit tutanağı, kusur, maluliyet ve tazminat bilirkişi raporları, tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; uyuşmazlık konusu kazaya ilişkin adli trafik bilirkişisinden temin edilen kusur raporunda firari sürücüye 2918 sayılı Yasa'nın 56/1-a ve 84/d maddelerinde düzenlenen trafik kuralı ihlalinden dolayı kusur yüklendiği, davacının ise kural ihlalinin bulunmadığının belirtildiği, Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı heyetince hazırlanan raporda trafik kazası sonucu yaralanmasına bağlı arazı nedeniyle davacının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre %4,1 sürekli iş göremezliğe maruz kaldığı, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporu hakkındaki yönetmeliğe göre ise davacının arazının daimi iş göremezliğe neden olmadığının belirtildiği, raporun devamında iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 45 güne kadar uzayabileceğinin mütalaa edildiği, tazminat bilirkişi raporunda davalı yanın tam kusur durumu, SGK kayıtları ile belirlenen aylık geliri, her ne kadar sağlık kurul raporunda davacının geçici iş göremezlik süresi 45 gün olarak tespit olunmuş ise de kurumun geçici iş göremezlik ödemesi gerçekleştirdiği dönemler esas alınarak belirlenen süreler nazara alınarak hesaplanan 6.196,07 TL geçici iş göremezlik zararından Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya yapılan 3.540,49 TL tutarındaki tediyenin mahsubu sonra davacı için bakiye 2.655,58 TL geçici iş göremezlik zararı hesaplandığı, olay tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre davacıya daimi iş göremezlik tayini yapılmadığından daimi iş göremezlik zararı hesaplanmadığı, belgeli ve belgesi tedavi gideri ile fizik tedavi uygulamasından dolayı sarf edilen toplam 2.067,25 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 4.722,83 TL maddi zarar saptandığı, davacının 45 günlük iyileşme süresine nazaran SGK tarafından yapılan ödeme ile geçici iş göremezlik zararının tümüyle karşılandığı, davacıya daimi iş göremezlik tayini de yapılmadığından iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat talebinin sübuta ermediği, tedavi gideri yönünden bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaya itibarla ve ıslah dilekçesi gözetilerek davanın kısmen kabulüne ve geçici ve daimi iş göremezlik zararı talebinin reddine, 2.067,25 TL tedavi giderinin 23/03/2020 tarihinden işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sağlık kurul raporunda davacıya daimi iş göremezlik oranı ve geçici iş göremezlik süresi tayini yapılmış ise de belirlemelerin davacıdaki mevcut arazlara göre gerçek durumu yansıtmadığını, maluliyetin daha fazla olduğunu, bu rapora yönelik itirazın ilk derece mahkemesince değerlendirilmediğini, davacının vücudunda kemik kırığı oluştuğu halde 45 gün gibi kısa sürede arazın iyileşmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin iş göremezlik oranı ve süresi hususunda yeniden rapor temin edildikten sonra tazminat bilirkişisinden rapor düzenlenmesinin istenmesi gerektiğini, kabule göre de kısmen ret dolayısıyla davalı lehine takdir olunan vekalet ücretinin davacı lehine belirlenen vekalet ücretini geçemeyeceği kuralına riayet edilmeden tarifeye aykırı vekalet ücreti tespit edildiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; reddedilen tutar itibariyle kararın istinaf kesinlik sınırının altında olduğunu, kaldı ki geçici iş göremezlik süresinin 45 gün olarak hesaplandığını, SGK ödemesi mahsubu sonrası bakiye iş göremezlik zararı kalmadığını, uzman bilirkişilerin alanıyla ilgili mütalaasını hakimin dikkate almamak gibi bir durumunun olmadığını, istinaf itirazlarının hukuki dayanağının bulunmadığını beyanla istinaf talebinin reddini istemiştir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık, trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle maddi tazminat isteğine ilişkindir. Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların aynı kanunun 54. maddesi gereğince maddi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Davacı, çift taraflı trafik kazası sonucu yaralandığını ve iş göremezliğe maruz kaldığını, iyileşme sürecinde tedavi gideri sarf ettiğini ileri sürerek belirtilen zararlara ilişkin maddi tazminatın karşı aracın trafik sigortacısı olan davalıdan tahsilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yürütülen yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. 6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Somut olaya ilişkin olarak Salihli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/09/2021 gün ve ... esas, ... sayılı kararı ile ...'ın davacıya karşı işlediği taksirle yaralamaya neden olma suçundan cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Kural olarak Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 tarih ve 2008/4/564 esas, 2008/536 kararı). Ancak, maddi olgunun belirlenmesi bakımından ceza mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan mevzuat gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı (5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 231 inci maddesi) kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olmadığının kabulü gerekir. Ceza mahkemesince davalının eylemi nedeniyle verilen ceza hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinden, ceza mahkemesinin maddi olayı kabulü hukuk hakimini bağlamayacaktır. Bu bilgiler ışığında somut dosya kapsamı değerlendirildiğinde; 1-Yargıtay 4. Hukuk Dairesince maluliyete ilişkin alınacak raporların kazanın meydana geldiği tarihe göre; 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'e, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik'e uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olayda, davacının maluliyetine ilişkin olarak Pamukkale Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından düzenlenen raporda, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümleri ve Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre alternatifli rapor düzenlendiği, yukarıda açıklanan ilkelere göre somut olaya konu kaza tarihinde Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan maluliyet raporunun bu mevzuata göre düzenlemesi gerektiği açık olup, ilgili maluliyet raporunda bu mevzuat hükümlerine göre de rapor düzenlendiği ve ilk derece mahkemesince de raporun bu kısmına itibar edilerek hüküm kurulduğu sabittir. Bu durumda, davacının tedavi evrakları da dikkate alınarak kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri uyarınca gerekçeli ve denetime elverişli şekilde düzenlenen maluliyet raporuna (davacının 45 gün geçici maluliyetinin bulunduğu, sürekli bir maluliyetinin bulunmadığına ilişkin) itibar edilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, SGK tarafından davacıya yapılan geçici iş göremezlik ücreti ödeme gün sayısına itibar edilerek geçici maluliyet süresinin tespit edilemeyeceği, davacının maluliyet raporunda belirlenen süreden fazla süreyle geçici malul kaldığını somut delillerle de ispat edemediği kanaatiyle, davacı vekilinin maluliyet raporu ile geçici ve sürekli iş göremezlik oranlarına yönelen istinaf talebinin reddi gerekmiştir. 2-Somut dosyada hükme esas alınan doktor (aynı zamanda aktüerya) bilirkişinin, davacının sunduğu faturalar da gözetilerek SGK tarafından karşılanmayan belgeli ve belgesiz tedavi giderleri yönünden sunulan raporunun dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle uyumlu olduğu, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, bu nedenle doktor bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, davacının özel hastanelere ilişkin tedavi giderleri yönünden dosyaya her hangi bir fatura veya ödeme belgesi sunmadığı dikkate alındığında iddia ettiği bu tedavi giderleri yönünden ispat sağlanamadığından ilk derece mahkemesince bu tazminat istemi yönünden herhangi bir hüküm tesis edilmemesinde de isabetsizlik bulunmadığı kanaatiyle, davacı vekilinin aktüerya bilirkişi raporuna yönelen istinaf talebinin reddi gerekmiştir. Buna karşın; 3-İlk derece mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi gereğince maddi tazminat davalarında hükmedilecek vekalet ücreti kabul veya reddedilen miktarı geçemez. Yine, AAÜT 13/3. maddesi gereğince maddi tazminat davasının kısmen reddi durumunda davalıya verilecek vekalet ücreti davacıya verilecek vekalet ücretini geçemeyecektir. Somut dosyada maddi tazminat yönünden açılan dava 2.067,25 TL yönünden kısmen kabul edilmiş, fazlaya ilişkin talep yönünden dava reddedilmiştir. İlk derece mahkemesince davacı lehine 2.067,25 TL vekalet ücreti takdir edilmiştir. Bu durumda davalı lehine ilk derece mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 ve 13/3 . maddeleri gereğince reddedilen talep miktarını ve davacı lehine takdir edilen vekalet ücretini geçmeyecek şekilde vekalet ücreti takdiri gerekmekte olup, ilk derece mahkemesince davada davacı lehine takdir edilen vekalet ücretini (2.067,25 TL) aşacak şekilde davalı lehine 2.705,58 TL vekalet ücreti takdir edilmesi doğru görülmemiştir. Hal böyle olunca açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davacı vekilinin aktüerya bilirkişi raporu ve maluliyet raporuna yönelen ve yerinde görülmeyen istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK.'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca esastan reddine; davacı vekilinin vekalet ücretine yönelen istinaf isteminin kabulü ile 6100 Sayılı HMK.'nun 353/1 inci fıkrasının (b-2) bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce yeniden hüküm tesis edilerek yukarıda 3 nolu bentte gösterildiği şekilde davalı lehine ilk derece mahkemesince takdir edilen 2.705,28 TL vekalet ücretinin kaldırılarak Dairemizce davalı lehine 2.067,25 TL vekalet ücreti takdirine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin aktüerya bilirkişi raporu ve maluliyet raporuna yönelen ve yerinde görülmeyen istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin davalı lehine takdir olunan vekalet ücretine yönelen istinaf isteminin KABULÜNE, 3-İlk derece mahkemesi olan Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas - ... Karar sayılı, 19/01/2023 tarihli kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1. fıkrası (b-2) bendi gereğince KALDIRILMASINA, 4-Düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle; a)Davacının geçici ve daimi iş göremezlik zararı istemine dair açtığı maddi tazminat davasının REDDİNE, b)Davacının tedavi gideri talepli açtığı maddi tazminat davasının kısmen KABULÜ ile 2.067,25 TL tedavi giderinin 23/03/2020 tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c)Davacının peşin ve ıslah ile ödediği (54,40 TL + 81,00 TL) 135,40 TL karar harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 596,60 TL karar harcının davalıdan alınarak Hazineye verilmesine, ç)Davacı tarafından sarf edilen (54,40 TL + 81,00 TL) 135,40 TL peşin ve tamamlama harcı ile 54,40 TL başvuru harcı ve 7,80 TL vekalet suret harcı olmak üzere toplam 197,60 TL harç masrafı ile 1.841,80 TL gider avansı (tebligat, posta, kep, bilirkişi, adli tıp faturası) olmak üzere toplam 2.039,40 TL yargılama giderinin harç oranlamaya katılmaksızın hesaplanan kabul ret oranına göre 995,34 TL tutarındaki kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına, d)Davacı kendisini vekil aracılığıyla temsil ettirdiğinden hükmedilen maddi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi uyarınca hesaplanan 2.067,25 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, e)Davalı kendisini vekil aracılığıyla temsil ettirdiğinden reddolunan maddi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/3 maddesi uyarınca hesaplanan 2.067,25 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, f)Dosyanın arabuluculuk aşamasındaki kısmında Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan alınarak Hazineye verilmesine, g)Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgililerine iadesine, 5-Davacı tarafından peşin yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, (179,90 TL + 50,00 TL) 229,90 TL istinaf karar harcının ve fazla ödenen 179,90 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının karar kesinleştiği ve talebi halinde iadesine, 6-Başvurunun kabul gerekçesine göre istinaf giderlerinin başvuran davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Artan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 27/02/2026 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 362/1-a maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. ...