Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/511 E. , 2024/1718 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/511 Karar No:2024/1718 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Sigorta Fonu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının ... Grubu şirketlerinden ... Tanıtım ve Mağaz
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/511 E. , 2024/1718 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/511 Karar No:2024/1718 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Sigorta Fonu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının ... Grubu şirketlerinden ... Tanıtım ve Mağazacılık A.Ş.'de kanuni temsilci olarak görev yaptığından bahisle hakkında 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi gereğince Fon alacağının tahsiline ilişkin olarak düzenlenen ... tarih ve E... sayılı ödemeye çağrı mektubunun iptali istenmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı dönemden önce ve görev yaptığı dönemde çekilen, temdit edilen fakat ödenmeyen kredi borçları ile sınırlı olmak üzere belirlenen Fon alacağının, söz konusu şirketten tahsiline olanak bulunmadığının mevcut mal varlığı araştırması ile anlaşılması üzerine, temlik alınmakla Fon alacağı niteliği kazanan borçtan 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesi ile 5411 sayılı Kanun'un Geçici 26. maddesi uyarınca sorumlu olduğundan kanuni temsilci sıfatını haiz olan davacıdan sorumluluk dönemi ve tutarı belirlenerek tahsiline dair tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdarî Dava Dairesi'nce, Dairemizin 05/10/2023 tarih ve E:2018/3018, K:2023/3876 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; 10/07/2001 tarih ve 24458 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 10/07/2001 tarih ve 384 sayılı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararıyla, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 14/3’inci maddesi kapsamında yükümlülüklerini vadesinde yerine getirmeyen, alınması gereken tedbirleri almayan, faaliyetine devamı mevduat sahiplerinin hakları ve mali sistemin güven ve istikrarı bakımından tehlike arz eden ... A.Ş.’nin bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığı ve temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredildiği, davacının ... A.Ş.'nin hakim ortaklarından ... Tanıtım ve Mağazacılık A.Ş.'de 24/01/2000-16/05/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, davalı idarenin 12/04/2017 tarihli savunma dilekçesinin 5. ve 6. sayfalarında yer alan tablolarda davacının sorumlu tutulduğu kredilerin gösterildiği, 12/04/2017 tarihli savunma dilekçesinin 5. ve 6. sayfalarında yer alan tablo ile devamında yapılan açıklamalar ve Mahkeme tarafından yapılan 02/10/2017 tarihli ara kararına karşı 18/10/2017 tarihinde davalı idarece verilen cevaplar bir arada değerlendirildiğinde, davacının görev süresinden önce söz konusu şirkete kullandırılan 07/12/1998, 05/02/1999, 16/02/1999, 02/03/1999, 19/03/1999, 25/03/1999, 01/04/1999, 29/04/1999, 30/04/1999 ve 17/05/1999 tarihli rotatif kredilerin yine davacının görev süresinden önce 27/08/1999 tarihinde kullandırılan dövize endeksli 15.257,46-TL ve 1.390.962,73-TL tutarlı iki adet kredi ile kapatıldığı, 27/08/1999 tarihli dövize endeksli bu iki kredinin vadesinin ise Mahkemece 05/05/2017 ve 02/10/2017 tarihlerinde yapılan ara kararlarına rağmen davalı idarece bildirilmediği, 27/08/1999 tarihli kredilerin ise davacının görev süresinden sonra 01/08/2000 tarihinde kullandırılan krediler ile kapatıldığı, bu bakımdan davacının görev süresinden önce kullandırılan kredilerden dolayı sorumluluğuna gidilebilmesi için söz konusu kredilerin vadesinin davacının görev süresine denk gelmesi veyahut davacının görev süresi içerisinde de fiktif işlemlerin yapılmış olduğunun ortaya konulması gerektiği, bu nedenle 27/08/1999 tarihinde kullandırılan kredilerin vadesinin davacının görev süresi içerisine denk geldiğinin davalı idare tarafından ortaya konulamamış olması ve fiktif işlemlerin ise davacının görev süresi içerisinde yapılmadığı hususları dikkate alındığında 27/08/1999 tarihli kredilerden davacının sorumluluğuna gidilmesine olanak bulunmadığı, 29/07/1999 tarihli rotatif krediye ilişkin olarak ise bu kredilerin anlık oluşan ihtiyaçlar için ticari müşterilere sunulan bir kredi türü olduğu ve bu kredilerin vadelerinin en fazla 1 yıl olduğu, ayrıca bu kredilerin rotatif kredi olması nedeniyle diğer kredilerden ayıran özelliğin herhangi bir anapara ödemesine ilişkin vaktinin bulunmayışı olduğu, yılda 4 defa faiz tahakkukunun yapıldığı, başka bir ifade ile belirtilen bu rotatif kredilerin kullanıldıkları tarihten itibaren 1 yıllık vadeye tabi oldukları, 1 yıllık süre içerisinde anapara ödemesine ilişkin herhangi bir zorlayıcı durumun söz konusu olmadığı, 29/12/1999 tarihli kredinin de yine davacının görev süresinden önce kullandırılmış olması nedeniyle vadesinin davacının sorumluluğunun tespitinde önem arz ettiği, bir kanuni temsilcinin görev yaptığı şirkete kullandırılıp geri ödenmeyen krediden doğan sorumluluğunun söz konusu kredinin kullanım tarihinde veya geri ödenmesi gerektiği tarihte yani vadenin dolmasıyla başlayıp ödemenin yapılmasına kadar olan süre içerisinde görev yapması hâlinde doğduğu, aksi takdirde kredinin kullanıldığı tarihte görevde olmayan ve kredinin vadesi dolmadan önce görevden ayrılan kanuni temsilcinin 5411 sayılı Kanun ve 4389 sayılı Kanun uyarınca Fon alacağından sorumlu tutulabilmesinin objektif sorumluluk kurallarına göre mümkün olmadığı, 4389 sayılı Kanun'un 15. maddesinin yedinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen dolanlı işlemlerle banka kaynaklarının kullanılması hâlinde ise kanuni temsilcinin görev yaptığı dönemle sınırlı olmaksızın banka kaynağının ne kadarını edindiği veya edindirdiğiyle sınırlı olmak şartıyla subjektif sorumluluğuna başvurulabileceği esas olmakla birlikte, davacının dolanlı işlemlerle banka kaynağını edindiği veya edindirdiği yönünde subjektif bir tespit olmadığı dikkate alındığında, davacının sorumluluğunun objektif sorumluluk kuralları bağlamında belirlenmesi gerektiği, bu itibarla, davacının sorumlu tutulduğu kredilerin bir kısmında (27/08/1999 ve 29/12/1999) kredilerin kullanıldığı tarihte söz konusu şirkette görev yapmadığı, bu nedenle davacının sorumluluğu tespit edilirken kredinin vadesinin dikkate alınması gerektiği, uyuşmazlıkta ise kredilerin vadesi davalı idarece ortaya konulmaksızın davacının sorumluluğuna gidildiği, 29/07/1999 tarihli krediye ilişkin olarak ise bu kredinin rotatif kredi olması nedeniyle davacının görev süresi içerisinde ödenmesini zorlayıcı bir durum bulmadığından davacının bu krediden sorumlu tutulmasına hukuken olanak bulunmadığı hususları dikkate alındığında, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun Geçici 26. maddesi uyarınca banka kaynağının kullanıldığı/kullandırıldığı tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca kanuni temsilci sıfatını haiz kişilerin kanuni temsilci olarak addedileceği, davacının şirket bilançolarındaki kredileri bilerek yönetici olmayı kabul ettiği, ihtarnamede yer alan borç tutarlarının davacının görev süreleri dikkate alınarak ayrıştırıldığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge İdare Mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır. Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, Dairemizin bozma kararındaki esaslara uyularak verilen temyize konu kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptali yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 18/04/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.